Geçtiğimiz sene içinde bir sivil toplum örgütü başkanı, İzmir Çocuk Eğitim Evi (Islahevi)'ndeki çocuklar için benden bir konuşma yapmamı istemişti. Yıllar boyunca cezaevlerinde çalışmıştım, orada yaşayan her grup insanın (kadın ve erkek mahkumlar ile infaz koruma memurları) sorunlarını görüp, anlamaya çalışmıştım. Ancak çocuk eğitim evine gitme şansım olmamıştı. Sevinerek teklifi kabul ettim.
Salona girdiğimde, nasıl bir grupla karşılaşacağımı bilmiyordum, ancak 18 yaşın altındaki çocuklar olduğunu tahmin ediyordum. Anlatacağım seminerin konusu: 'Hedefli olmak, mücadele etmeye yönelik' bir söyleşiydi. Gasptan, hırsızlıktan, fuhuştan, cinayetten hüküm giyen onlarca çocukla birlikteydim. Seminer verdiğim grupların, genellikle kimler olduğunu hiç düşünmeden onların sadece 'insan' olduklarını dikkate alarak başlarım konuşmama..
.jpg)
Bu nedenle de, kısa bir süre sonra, bu çocuklarla birlikte birden bire bütün oluverdik; onlarla eğlendim; güldüm ve çok güzel bir zaman dilimi geçirdim. Alkışlarla oradan ayrılırken, içim buruktu, onlara daha fazla neler yapabileceğimi düşünürken, birden aklıma: 'isterseniz bana her zaman mektup yazabilirsiniz' demek geldi içimden.. Gerçekten iyi ki de söylemişim bu sözleri, kısa bir süre sonra bir kişinin özel ilgisi ile karşılaştım.
Bir gün eve bir mektup geldi. Çocuk Eğitim Evi'nde bir erkek öğrenci: 'Meltem Ablam, ben İslahevleri'nden çıkan ilk avukat olmak istiyorum' diyordu. Tanrım, bu ne heyecan, bu ne istek dedim. Kalbimin hızla çarptığını ve ona yardım etmem gerektiğine karar verdim. Hemen onun coşkusuna yönelik bir mektup yazdım, 'başaracaksın ben de sana inanıyorum' dedim.
Aradan bir zaman geçti, ikinci mektubunu aldım. Başarılı olmak için, ek kitaplara ihtiyacı olduğunu yazıyordu. Hemen bir kitapçıya gittim, istediği kitapların fiyatlarını sordum, toplamda 150 liraydı.. Çok önemli bir miktar değildi ama birden aklıma bu çocuğun gerçekten bu işi başarıp-başaramayacağı geldi.
İlk önce Çocuk Eğitim Evi'nin Müdürü'ne, sonra da okuldaki birkaç öğretmene bu kişinin ne kadar başarılı bir öğrenci olduğunu sordum. Ne yazık ki, sevimsiz bir haber aldım. Bizim oğlumuzun çok başarılı okul hayatı yoktu... Ne yapacağımı bilemiyordum, ona inanarak kitaplarını mı gönderecektim, yoksa yol yakınken bu düşüncelerimden mi vazgeçecektim?
Aynı gün üniversitedeki dersime girdim. Aklım bütün gün bu konu üzerineydi. Farkında olmadan bu sıkıntılı durumu öğrencilerime aktardım. Tesadüfen bu söyleşiyi yaptığım kişiler birinci sınıf üniversite öğrencileriydi.. Yani, bir sene önce üniversiteye girme hayalleri kuran kişilerdi. Benim bu hikayemi dinledikten sonra, hepsi bir ağızdan :' Hocam, hayatta herkese bir kez şans vermek gerek' dediler. Ben de bu karardaydım, ders bitiminde koridora çıktık ve hep birlikte toplu resim çektirdik. Burada bizim oğlumuza: 'Bak, seni de bu üniversite koridorlarında görmek istiyoruz' mesajını vermek istedik.
Ben kitapları aldım ve oğlumuza gönderdim. O bana mektup yazdı, ben ona.. O bana aldığı notları anlattı, hayallerini sundu. Ben, onun tutkularına karşılık vermeye çalıştım. Bu böyle bir yıl devam etti. Önce o dönem 'teşekkür belgesi'ni gönderdi. İkinci dönem 'takdir belgesini'..
Bir sene sonra, ondan takdir belgesinin yanında 'onur belgesi'ni alarak, onun okul birincisi olduğunu öğrenmiş oldum. Bunu duyduğum andan itibaren, ne kadar mutlu olduğumu her halde tahmin etmişsinizdir. Evet, oğlumuz başarmıştı. Ona verilen tek şansı iyi kullanmıştı. Yola devam edecekti, başaracağına emindi artık kendisi de.. Eksiklikleri var mıydı? Vardı.. Dersaneye gitmek için parası yoktu, burs istiyordu.
Hayallerinin asla peşini bırakmayacaktı, hedefine kilitlenmişti sanki.. Hatta inanır mısınız, kız arkadaşı bana bir mektup yazarak, 'Hocam, birlikte onun başarılı olmasına yardım edebilir misiniz?' diye bir teklifte bulunmuştu. Şimdi onunla el ele verdik, bizim oğlumuzun İslahevleri'nden çıkan ilk avukat olmasını dört gözle bekliyoruz.
İnanıyorum ki, ülkemizde bu duyguları yaşayan onlarca, yüzlerce gencimiz var. Ben sadece bir kişinin hayatına yön vermeye çalışıyorum. Sadece mektup yazarak, sadece onun duygularını hissederek, destek veriyorum.
Bizim oğlumuz, üniversiteye girmek için dersaneye yatıracak para bulamıyor. Başarılı öğrencilerimizi destekleyecek kişi ve kurumlara aslında çok ihtiyacımız var. El vermek, onların küçük kalplerine 'başarı tohumları' serpmek ve onların hayat yollarında onlara 'yoldaş olmak' o kadar güzel bir duygu ki..
Hepimizin bildiği ancak bazen unuttuğumuz bir cümle var. Sıradan olduğu kadar çok anlamlı bir ifade: ' Her kim ki, bir insanı kurtarır, tüm insanlığı kurtarmış sayılır'.
Hepimizin 'insanlık' adına yapabileceğimiz bir çok katkı var bu hayata karşı.. Bu nedenle; bazılarımız sadece' gülümseyerek', bazılarımız 'parasal destek' vererek; bazılarımız da 'vakıflar kurarak' bir değil yüzlerce gencimizi okutma imkanını sunarak, gelecek nesillere sağlıklı bireyler hediye edebiliriz.
Ben, bu gençlerimize mektup yazarak onları cesaretlendiriyorum, onlara moral ve cesaret veriyorum. Ya siz, neler yapıyorsunuz?