Şehirlere gaz bombaları yağarken lafı-sözü süsleyip uzatmanın anlamı yok.

Tüm ülkede destek bulan 'Gezi Parkı isyanı' o kadar dik durdu ki artık oturup kendini de sorgulamalı… Kişisel görüşümdür ki durumun ironik sorusu şu: Gezi'yi anlıyor muyuz?

Gezi için omuz omuza verip; müdahale gelince başa, vücudu siper edip, klavye başında zamanla, balkonda tencere-tavayla savaş verirken Gezi'de olup bitene bakıyor muyuz?

Üniversitenin ilk yılında gazetecilik yolunda 'her telden' de ders alırken kısa bir tanışıklığımız oldu 'reklamcılık'la… 'Reklamcılık ne değildir?' unutulmaz final sorularından biriydi… Cevabın kilidi 'sadece' sözcüğü… Reklamcılık, reklamcılık tanımlarken kullanılan parçaların asla sadece kendisi değildi!

İşte bunu diyorum ben de günlerdir… Gezi isyanı asla sadece bütünüyle hükümete ya da rahatsızlık veren her uygulamasına tek tek karşı olmak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gitmesini istemek, 'AK Parti iktidarına benim de şu itirazım var' diyerek meydanlara inmek değil… AK Parti'nin mevcut alternatiflerinde bir 'kurtuluş' arama hiç değil!

Gezi'de yeşilin katliamına çekilen setin vardığı nokta tam anlamıyla başka bir Türkiye istemektir hatta ciddi şekilde başka bir dünya arayışıdır.

Kütüphanesi var gezinin, kitapları bedava…
Kantini var, herkesin getirip herkesin yediği…
İbadet var… O kadar özgürce ki birçok ateist set çekiyor parka, eylemlerde yaşamını yitiren 'CHP'li Abdurrahman Cömert'in adı verilsin' diyen 'Anti-kapitalist Müslümanlar namaz kılsın diye…
Reviri var… Kuyrukları sosyal uygulamaların adaletsizliğine göre değil durumun aciliyetine göre şekilleniyor…
Para geçmiyor Gezi'de! Dolayısıyla 'ilk 1000'in katrilyonlarının, adaletsiz paylaşımın falan bir önemi yok! Hükmü yok paranın!
Ağaç için 'direnirken' sokak hayvanlarına da avuçlardan su verilen bir zihniyet var…
Barışan, durmadan barışan insanlar kol geziyor parkta…
Şiddet anlamı bilinmeyen bir kelime… Otoriteyle savaşmak yok alay etmek var… 'Orantısız' zeka var!
Bir haftadır hiç olmadığı kadar dolan parkta ve sığmadığı için yayıldığı meydanda bir tane bile hırsızlık vakası yok ama mesela! Kimse gaspa ya da tacize uğramadı!

Kısacası bugüne kadar var olan tüm sistem, otorite ve iktidar iradelerinin mağdurları komün bir hayat yaşıyor orada... Artık başka hiç kimse mağdur olmasın diye… Bir ağaçla başladı hür ve özgür, bir orman gibi büyüyor kardeşçesine…

İzmir'de ve ülkenin her yerinde günlerdir acı çeken yürekli kitleye saygısızlık yapmak son istediğim şey ama artık bu masaya konmalıdır.

Gezi için sokağa çıkmak Gezi'yi anlamaktan geçer… Bir bütün oluşturmayacak parçaların meydanları değil, bir arada barışçıl, demokratik ve kardeşçe özgürlük isteyen kalabalıkların meydanları ihtiyaçtır!

Günlerdir yurtça dimdik ayakta dururken hiç zor değil bunu anlamak. Gezi iktidar olmak, kibirle yönetilmek hatta belki de yönetilmek bile istemiyor… Dans edebileceği sokaklar istiyor… Tek şartı var: Ya herkes dans edecek ya hiç kimse!