’“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır, hayal gücü dünya’’yı çevreler.’” Bu söz ünlü fizikçi Albert Einstein’’e aittir.’¶
Einstein, savaştan nefret eden barışsever biridir. O’’nun çalışmaları bugüne kadar ki en yıkıcı bombanın yaratılmasına yol açsa bile; ünlü buluşunu hayal gücünün bir sonucu olarak yorumlamakta ve kütlenin bir parçası enerjiye dönüştüğünde bütün enerjinin açığa çıkacağını ifade eder. Atom bombasında olan şey budur.
II. Dünya Savaşı’’nda 6 Ağustos 1945, sabah 08:15’‘te bir Amerikan askeri uçağı Japonya’’nın Hiroşima kenti üzerine atom bombasını bıraktı. Bomba 80 bin kişinin ölümüne yol açtı. Hiroşima tümüyle yok oldu. Üç gün sonra Birleşik Devletler bir başka Japon kenti Nagazaki’’ye de atom bombası attı. Japonya derhal teslim oldu.
İşte, barışı savunan bir dahinin hayal gücü ürünü olan buluşu, Hiroşima ve Nagazaki’’de onbinlerce insanı yok etti, sakat bıraktı. Einstein, böyle olacağını bilseydi belki de bu buluşunu açıklamazdı. Çünkü Einstein, son derece insancıl, yardımsever ve barışcıl olduğunu tüm makalelerinde yazmıştı.
Einstein, fikir ve kendi görüşlerini ortaya koyma özgürlüğünün hayatta en önemli şey olduğunu, bu yolun insanlığa mutluluk ve gelecek sağlayacağında makalelerinde söylemekteydi.
Bu yazıyı kaleme alırken, hayal gücünün, bilgiden öncelikli olduğunu, bilginin sınırlı olduğunu, her zaman bilgiyle sorunların aşılamayacağı düşüncesini taşımaktayım.
Gazeteleri okuduğumda, televizyon kanallarını izlediğimde insanların mutlu olacağına dair bir şeylere rastlayamıyorum. Bu toplum mutsuz ve heyecanını kaybetmiş, gelecekle ilgili karamsarlığın dehlizine gömülmüş.
İçimizi rahatlatan, vicdanımızı serinleten ne varki; terörün acımasızlığı, işsizlik, yoksulluk, işçi haklarının yok edilmesi, ucu belli olmayan açılımlar, ne olduğunu anlayamadığımız ve sonuçlanmayan Ergenekon davası, basın özgürlüğünün önündeki engeller gibi daha çok sıralayacağımız olaylar toplumsal yaşamımızı derinden etkiliyor ve içimizi karartıyor.
Bu toplumun çağdaş, demokratik, özgür düşünceye sahip, eşit yurttaşlık hakları, ekonomik özgürlükleri gibi önemli konuları neden siyasi partilerin hayallerinde olamıyor, bunu anlamakta zorlanıyorum.
Mustafa Kemal Osmanlı’’nın çöküşüyle yoktan bir Cumhuriyet yarattıysa bu inanılmaz bir devrimdi, bu inanılmaz bir hayal gücünün sonucuydu, eseriydi.
Cumhuriyet Halk Partisi ve onun Genel Başkanı Deniz Baykal’’ın da bir hayali varsa partisi iktidara gelir. Çünkü Baykal, Türkiye’’nin yetiştirdiği önemli bir siyaset bilimcisi, önemli bir politikacısı. Yeter ki hayal etsin, yeter ki istesin’…