Birleşmiş Milletler (BM) örgütlenmesinin en önemli organlarından biri, yürütme organı olarak Güvenlik Konseyi’dir. 10’u geçici, 5’i de kalıcı olmak üzere 15 üyeden oluşur. Daimi ve veto yetkisi de olan bu “beş”li, çoğu kez eleştirilerin hedefinde olandır…

Genel kabul ; tekil veto hakkı da olan bu değişmez üyelerin bazı kararlarından dolayı, BM’nin etkisizleştiği, bunun da örgütteki bu orantısız yapılanmadan kaynaklandığı kanısının, toplumda yerleşmiş olmasıdır…

***

Araştırmacı-Yazar Cengiz Özakıncı, ‘Bütün Dünya 2000’in, 2012/10.sayısında, “Atatürk’ün 1932 Milletler Cemiyeti Zaferi” başlıklı ayrıntılı yazısında, Ülkemizin BM’ye gidişinin öyküsünü anlatıyor, biz de ufak katkılarımızla ve yaklaşığıyla özetlemeye çalışıyoruz ;

1.Dünya savaşında bir araya gelen ‘itilaf devletleri’ diye anılan : İngiltere, Fransa, Sırbistan, Rusya’nın, Osmanlı topraklarını kendi aralarında paylaşmak için anlaşarak savaşa girdikleri gerçeği bir ‘skandal’ olarak ortaya çıkar.!

Bunun üzerine, ABD Başkanı Wilson, 8 Ocak 1918’de Kongre konuşmasıyla 14 prensipli barış koşullarını açıklar... Yapılan gizli anlaşmaların geçersizliğini de ilan eder!

Bu prensiplerin 12. maddesinde ; Osmanlı İmparatorluğunun savaşta kaybettiği topraklar dışında elinde kalanlarda, çoğunluğu Türk olan yerlerde Türk egemenliğinin kurulması öngörülüyordu. Yani self determinasyon(kendi kaderini kendin belirle) hakkı veriliyordu!

***

Bu sıralarda ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan oluşan “Dörtler Konseyi” 28 Nisan 1919 tarihinde Paris Barış Konferansında aldıkları bir kararla, Wilson Prensiplerinin 14. maddesindeki ilkeyi yaşama geçirerek, “Cemiyet-i Akvam” denilen “Milletler Cemiyeti”ni kuruyorlar…

Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi Sovyet Rusya’dan koparma peşindeydi… Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, yaptığı bir konuşmada davet bekliyoruz diyerek… yeşil ışık da yakıyordu!

Milletler Cemiyeti yetkilileri, davet etmenin örgütün yasalarına aykırı olduğunu, başvurunun örgüte girmek isteyenlerce yapılması gerektiğini… söylüyordu!

Atatürk direktif verdi : Çağırsınlar katılalım!

İspanyol delegesi Salvador de Madariaga, örgütün başvuru prosedürüne karşı çıktı!

1 Temmuz 1932 günlü tek gündemli olarak toplanan Milletler Cemiyetinde, biçim olarak daveti isteyen 29 delege imzalı bir önerge sunarak :

“Türkiye’nin Milletler Cemiyetine üye olmaya ve değerli işbirliğinden Cemiyeti yararlandırmaya davet edilmesini teklif ediyoruz.” diyordu…

Önerge coşku ile karşılandı, Türkiye’yi ve Atatürk’ü övücü konuşmalar yapıldı… Ve davet yapılması, oy birliği ile kabul edildi.

Devlet’çe davete verilen koşullu cevap, Genel Kurulda Başkan Hymans tarafından okunmuş ve Türkiye’nin Milletler Cemiyetine üyeliği, toplantıda bulunan 43 üyenin oybirliği ile kabul edilmişti!

Böylece de, Atatürk’ün kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün tasarruflarıyla hukuka uygunluğu ; hem Milletler Cemiyetince ve hem de 1946’da dönüştüğü Birleşmiş Milletlerce de tescil ve kabul edilmiş sayılıyordu!

***

Tesadüf mü?

1.Dünya Savaşı galipleri(İtilaf Devletleri) : Osmanlı topraklarını paylaşmak için savaşıyorlar!

2.Dünya Savaşı galipleri (Daimi ve veto yetkili beş üye) : beşten fazlalara hükmetmek için yarışıyorlar!

Her ne kadar Şair Fatih Duruer şiirinde :“Demeyelim sakın gücü yeten yetene” dese de,

Dünyanın düzeni yine de ; Gücü yeten yetene !

İyi Pazarlar…