Bu aralar evlilik programlarına takmış durumdayım… Gündüz kuşağını koca arayan kadınlar, ikinci baharın televizyon stüdyosunda olduğunu düşünen kelli felli adamlar gasp etmiş durumda… Hangi kanalı çevirsem oradalar… Daha önceleri izlerken eğlenmediğimi söylesem yalan olur, oldukça keyifliydiler. Gerçekten… Baterinin davul sesiyle kendini sahneye fırlatıp kalçalarını göbeklerine, memelerini omuzlarına vurduran teyzemleri görünce basıyordum kahkahayı… Heyhat bu nasıl bir iştah, nasıl bir yetenektir!
İlk zamanlar o kadar kafamı kurcalamıyordu o insanların ekranları doldurması. Buralarda işleri ne, hangi amaç uğruna oradalar soruları çok fazla rahatsız etmiyordu. Şimdi bakıyorum da 22'lik hiç evlenmemiş genç kızımız da orda koca arıyor, gerdanı kat kat olmuş 70'lik teyzem de… Maço görünümlü abinin evi var, arabası var, aylık 5 bin lira da geliri orada kısmetini arıyor, amcamın sakalları göbeğine inmiş o da orda… İster istemez düşünüyorum bu insanların hiç mi konu komşusu, tanıdığ,ı çevresi yoktur? Oraya çıkarsam kendimi elaleme güldürürüm kaygısı hiç mi yoktur… Yüzlerindeki' hayatımı birleştireceği insanı bu programlarda 'edasıyla pek de havalılar… Nasıl bir özgüvendir, nasıl bir cesarettir bu, bravo valla!
Erkekler bu programlarda kadınlara oranla daha mütevazılar önce bunu bir belirteyim. Fazla istekleri, beklentileri yok. Karınları doysun, çamaşırları yıkansın bir de yanına yakışsın yeterli onlar için… Genel olan tek bir tavır var o da; 'Şöyle olsun, böyle olsun ama bana gelince ben değişmem kendimden ödün vermem' tavrı… Yani iş karşısındaki için kendinde bir takım değişiklikler yapmaya gelince orda yok abiler, ablalar…
En fazla 20'sinde bir genç kızımız, boyanmış da boyanmış, dekolteyi açmış da açmış(o da haklı, ne yapsın başka bir meziyeti yok ki kızcağızın), aradığı koca adayında olması gereken özellikleri(!) sıralıyor heyecanla; 'Evi olsun, üniversite mezunu olsun (bu arada abla 2 kelimeyi yan yana zor getiriyor) masraflarımı karşılayabilecek iyi gelirli bir işi olsun, arabası da olsa fena olmaz, yaşı da en fazla 25 olsun'
Türkiye'de yaşadığının henüz farkında değil… Dünyalı mıdır orası da tartışılır… A be ablam, KDV'sinin her ay maaşına eklenerek verileceğini duyduğunda bile o 40-50 liralık fark için sevinç çığlıkları atan insanların yaşadığı ülkedesin. Türkiye şartlarında, eğer anadan babadan mirasa konmadıysa 24-25 yaşındaki bir erkeğin nasıl ev sahibi olmasını bekleyebiliyorsun ki? Üstelik bir de üniversite mezunu olacak. İsteyenin bir yüzü diye başlayacağım saydırmaya sana ama bu nasıl bir pembe bulutlar üzerinde uçmaktır takdir de edesim var seni bir taraftan!
Diğer yanda teyzem başlıyor ardı ardına isteklerini sıralamaya… Torun torba sahibi, ilk kocayı gömmüş, ikinciyi şutlamış ya da şutlanmış, üçüncüye dikmiş gözünü… 'Beni rahat ettirsin, bana kıymet versin, gezdirsin tozdursun. Bu yaştan sonra öyle bedavaya da gitmem, en az 4 bilezik, 1 set, üzerime de ev isterim'!
Bu nasıl bir bencilliktir Allahım Allahım! Nasıl bir benmerkezciliktir, nasıl bir pişkinliktir! Hiç mi yüzün gram kızarmaz be teyzem bunları isterken? Peki ya sen kimsin, senin neyin var neyin yok, sen ne vereceksin adama bunların karşılığında? Aynı pişkin yüz ifadesiyle; 'Daha neler… Ne verecekmişim sadece karılığım yetmez mi? (Oturduğu yerden ayağa kalkıyor bu esnada elbisesinin eteklerinden tutarak) Aha gördüğünüz kadarım, başka da bir şeyim yok' ! Dünyaya sadece kadın olarak gelmesi sahip olduğu en büyük hazine teyzemin, bahşediyor haşmetmeaplarına!
Şu an mevcut bir nesil televizyon ekranlarındaki bu örneklerle yetişip büyüyor millet bilmem farkında mısınız? Ne sevgi saygıdan bahseden var, ne paylaşımdan ne de hayat arkadaşlığından… (Hoş bunlardan bahsedenlerin de orda işi yok zaten, günlük hayatta arıyor kısmetini televizyon stüdyosunda değil) İşi abartıp sırf bulduğu potansiyel kocayı elinden kaçırmamak için çocuklarını babanın yanına ya da yurda vermeyi kabul edenlere dahi şahit oldum.
Bir de bu programların oturma sıralarını dolduran yorumcu müdavimleri var ki o konuya da girersem öfkem tavan yapacak! Tahminim bunlar ekmek elden su göldenmiş oralarda, üstüne bir de günlük yevmi yeleri var. Hayatı boyunca hiç evlilik yapmamış, çoluğu çocuğu olmayanlar, almış eline mikrofonu gelene ahkam kesiyor gidene ahkam kesiyorlar! Millet de ağzı açık ayran budalası gibi bunları dinliyor…
Geçenlerde bir aile toplantısında duyduğum bombayla noktalayayım yazımı… Hatunlar arasında son moda 'Evlilik Programları Günü' yapmakmış. Pişirip karbonhidratları, geçiyorlarmış televizyonun başına, ona kim gelmiş, bu hangi adayını reddetmiş, berikinin eski kocası telefonla arayıp eski karısına vermiş veriştirmiş bunların kritiğini yapıyorlarmış. Arada canlı yayına bağlanıp görüş de bildiriyorlarmış!
Tanrım, sen insanı işsiz güçsüz, amaçsız, başıboş bırakma!