Sizi bilmem ama ben inanmam, bana fal bakılsın da hiç sevmem. Bunun için birçok haklı sebebim var aslında. Düşünsenize, hiç tanımadığınız birisi, geleceğinizi okuma yetkisine sahip olduğunu düşünüyor, sizi bir takım sözler ile olumlu-olumsuz etkisi altına almaya çalışıyor. Artık bundan sonraki moral durumunuz, onun ağzından çıkan sözlere bağlı oluyor.
***
Lisedeyken çok modaydı tarot falı mesela, Karşıyaka’’da bir kadın sınıf arkadaşlarıma bakmış, her şeyi bilmiş. Geldiler ertesi gün kantinde ballandıra ballandıra anlattılar. Biz saftirikler de, birkaç arkadaş hemen ertesi gün okulu ekip o kadıncağıza gitmiştik. Evi, Karşıyaka’’nın ara sokaklarında, köhne bir yer. Etrafımızda garip garip insanlar, sıralarını bekliyorlar. Bana sıra geldiğinde içeriye bir heyecanla girdim, masanın üzerindeki desteden kartları seçtim. Ama içimde de bir tedirginlik (Bazı insanların bundan nasıl keyif aldıklarını hala anlayamıyorum). Kadıncağız şöyle bir baktı..baktı’… Sonra ne dese beğenirsiniz: ’’Ailenden birisi iki sene içinde kanserden ölecek, metin ol evladım!’’. İnanın o iki yıl boyunca aklıma takılı kaldı bu sözler. Ve tabii hiç kimseye bir şey olmadı, sadece ben dersimi aldım bu işten. Bir de Allah’’a karşı çok mahcup durumda hissetmiştim kendimi, geleceği onun dışında bilebilecek bir varlığın olabileceğine, bir an için bile olsa inanmış olmanın utancıydı bu. Hala da aklıma geldikçe utanırım.
***
Umut, en önemli duygulardan birisi aslında; Benliğimizi hayata bağlayan zincirlerden en güçlüsü. Umut etmeyen bir insan, vazgeçmiş bir insandır hayattan.
***
Son yıllarda Umut tacirliği diye bir şey türedi maalesef. Falcılık da bunlardan biri sadece. Mesela, Kıbrıs Şehitleri’’nde dolaşırken etrafınıza bir göz gezdirirseniz, birçok kahve evi ile karşılaşacaksınız, hepsinin kapısında kahve falı bakıldığı yazıyor, içerileri de gençlerle dolu oluyor. Hadi bunlardan kendinizi koruyacak kadar akıllısınız diyelim. Bu sefer de bir kitapevine gidin, en çok satan kitaplar hangileri dersiniz?’‘Kuantum Düşünce’’, ’‘Düşünce gücüyle istediğinizi elde edin’’, ’‘Hayatınıza istediğiniz şeyleri çekin’’ vs..vs..
Çıbanın başı da, geçtiğimiz yıllarda muhteşem bir pazarlama taktiği ile okuyuculara sunulan ’‘Secret’’ adlı kitaptır. O ne reklamdı öyle, yok efendim bir gecede göz bozukluğumuz biz istersek geçermiş, hayatımız sadece bizim ellerimizdeymiş, başımıza gelen her şeyi biz seçmişiz, en komiği de, boş bir sayfaya oturmak istediğimiz evi, gelecekteki eşimizi, işimizi,arabamızı çizecekmişiz de, böyle yapanlar çok kısa sürede o resimdeki her şeyi hayatlarına çekmişler, çünkü herkes daha iyi bir hayatı hak edermiş, vs. vs.. Milyonlarca insan okudu o kitabı, ama kimsenin hayatı değişmedi. Amerika, morgage yüzünden ekonomik krizin eşiğine geldiğinde, bankalar iflas ettiğinde, araştırmalar gösterdi ki, insanlar daha iyi bir hayat için bankalardan ödeyemeyecekleri kadar kredi almışlar. Bunu yapanlar arasında eminim o kitapların sattığı umutlara kendisini çok fazla kaptıran insanlar da vardır.
***
Umut satıcılığı, hiç fark ettirilmeden yapılan, çok gizli, çok karlı ve büyük bir Pazar. Bir yerde okumuştum, ’‘insanların aptallığından para kazanılabilir’’ diye.. Ne diyeyim, aman dikkat edin kendinize. Ve en önemlisi de,umutlarınızın, başkalarının ceplerini doldurmamasına...