Bilinenleri bir kez daha gözden geçirmekte fayda var. Eylemlerle söylemler birbirini tutmadığın da bizim için inşa edilen gerçekliklerin arasında bocalıyoruz.’¶
Bugün İzmir’’de bir anket yapılsa ve en demokratik, eşitlikçi parti hangisidir diye sorulsa, birinci sırayı kim alır dersiniz?Bence CHP.
Bilinen budur çünkü. Bu CHP’’nin Atatürk’’ün söylediği ve uyguladığı kadına değer verme politikasının söylemde devam etmesi ancak eylemde hayal-i sukuta uğramasının bir sonucudur. Eylem mi önemli söylem mi?Burada söylem önemli tabi ki’…
AK Parti’’ye gelince; bir inanışa göre AK PARTİ şeriatı getirecek, kadınların başını kapatacak, tüm hayattan çekip alacak, ’‘3 çocuk yapın’’ diyen Başbakan da zaten fikrini zikirle ortaya koydu. Kadını kuluçka makinesi olarak görüyor. Bu inanış da yine muhalefetin söylemlerinin sonucudur.
Eylemler mi?Orada durum biraz farklı. AK Parti her uygulamasında kadınları aktif siyasete çekmenin çabasında. Herhangi bir seçimde teşkilat yapılanmasında kadın kotasını baştan koyuyor. İzmir’’de üç ilçeye başkan olarak kadın atanıyor. İl, ilçe yönetimi oluştururken kadınlara yer vermek için özel çaba sergiliyor. Son dönemde atanan ilçe yönetimlerinde 100’’e yakın kadın aktif yöneticiliğe getirildi. Bir ilçe başkanı yeterli kadın üyeye yer vermemişse, genel merkezden liste geri dönebiliyor. Nitekim son dönemde bunun çok somut örneği yaşandı İzmir teşkilatlarında. Kollarını hiç saymıyorum
Geçtiğimiz günlerde CHP il kongresini tamamladı. Kongrenin ardından ortaya çıkan tablo bence içler acısıydı. Kadının adına bile yer verilmeyen kurultay delege listesinde nazarlık namına listede olan kadın üye de son anda beylerin hışmından kurtulamadı. 9 disiplin kurulu üyesinden hiçbiri kadın değil. Yönetim de 5 kadın kendine zor yer buldu. O da altı olmadı. Çünkü 5 kadına yer verilmediği taktirde parti tüzüğündeki yüzde 25 kota uygulanmamış olacak ve il yönetimi otomatik olarak düşecekti.
İl Başkanı seçilen(!) Sayın Ekrem Bulgun listelerden haberim yoktu, ben yazdım başkaları silmiş diyebildi. Kadın kolları başkanı Gülşen Koşanoğlu, isyan bayrağını çekti. Milletvekili Canan Arıtman, PM Üyesi Tülay Özüerman da aynı şekilde isyanlarda.
Bu iki durumu değerlendirdiğimiz de bile, eylem ve söylem arasındaki farkı görebilirsiniz İzmir’’de en görkemli 8 Mart Kadınlar Günü kutlaması, kimler tarafından yapılacak dikkat edin!
8 Mart Dünya Kadınlar Gününü hep anlamsız buldum. Kadını kadın olduğu için en çok ezme eğilimi olanların en fiyakalı laflar ettiği gündür. Yani bize, 365 gün içinde sadece bir gün veriliyor. Kalan günler erkeklerin mi oluyor bu durumda?
Kutlanmaya değecek olan durum kadın olarak doğmamız mı?
Kadın olduğu için sosyal, siyasal, ekonomik hayatta ’‘var olma mücadelesi’’ erkeklerden daha fazlayken, toplumda yolunda gitmeyen bir durum olduğunda en çok zarar gören kadın iken, savaşta krizde, yoklukta en çok ceremeyi kadın çekerken, evde bile en ağır yükün altında ezilen kadınken (töreleri, namus cinayetlerini, kızını satan babaları hiç saymıyorum bile) 8 Mart sabahı kadın olduğum için kutlanmak istemiyorum.
Kadınların hiç kimseden bir ayrıcalık bir lütuf beklediğini sanmıyorum. Sadece insan olduğu için hak ettiği saygının gösterilmesi bir lütuf değildir.
Eğitim düzeyi yüksek bir beyefendi şöyle bir cümle kuruyor ’“kadınlara yönelik her türlü şiddete, ayrımcılığa ve istismara yönelik tutumlardan kadınlarımızı kurtarmamız gerekmektedir.’”
Çok iyi niyetli kurulan bir cümle. Ama burada kadınları kurtarmanız gerekmiyor, bu hasta düşüncelere sahip olan erkekleri hastalıklarından kurtarmayı deneyin. Kadınlar gününün kutlanmasını gerektirmeyecek bir dünya diliyorum.