EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Programda Seferihisar Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında hakkında ev hapsi kararı verilen Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile ilgili olarak mahkemenin verdiği yeni karar ele alındı.
Başkan Yiğit’in ev hapsinin kaldırıldığını hatırlatan Gazeteci Fatih Yapar, arka planda yaşananları aktardı.

KONU ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK’İN GÜNDEMİNE GETİRİLDİ
Yapar, programda şunları söyledi:
“Belediye kurumsalıyla ilgili bir çalışma yokken Seferihisar’daki belediye başkanının tutuklanmasına ve Veli Ağbaba’ya para gönderilmesi meselesinin hukuki alana oturmadığını herkes söyledi. Belediye başkanın cebinden para gönderilmemiş. Adaylığı öncesindeki dönemde annesi göndermiş. Annesi bir iş kadını. Annesiyle ilgili serbest bırakılma varken neden açığa alınmasına sebep olacak ev hapsi kararı bir tedbir olarak uygulandı diye söylemiştik. Buna herkes garip bakarak, doğru değildi demişti.
Rahatsızlıklarını dile getirenler bir irade ortaya çıkardı. Siyasi iradenin temsilcileri, iş dünyası, belediye başkanları ve süreci bilenlerin hepsi sürece müdahil oldu. Konu Adalet Bakanı Akın Gürlek’in gündemine getirildi. Ev hapsinin kaldırılması talep ettiler. İtiraz tekrarı yapıldı, itiraz sağlıklı bir ortamda değerlendirildi ve ev hapsi kararı kaldırıldı. Bundan sonra İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açığa alma işleminin iadesi gerekiyor. Belediye başkanı görevine geri dönmeli.
HAKİMLER KAMUOYU BASKISINDAN KURTULMUŞ OLDU
Bu süreci neden anlattık? Ortada CHP’li belediyeye operasyon var. Bir şey olmasa, araştırma olmasa, bir hata gözükmese neden operasyon yapılsın diye bir savunma var. O savunmaya zarar veren, o savunmayı sekteye uğratan bir durum vardı. İnsanların, ‘bu kadar da olur mu?’ demesine sebep olacak işlemlerden bir tanesi Balçova Belediye Başkanının ev hapsi ve açığa alınma kararı. Bu düzeltildi. Yargı da hukuken zan altında kalmamış oldu. Başta Başsavcı olmak üzere adalet mekanizmasında karar veren hakimler bu baskıdan ve kamuoyu algısından da kurtulmuş oldular. Hakimler de insan. Onlar da bir şeylerden etkileniyorlar. Onlar da yiyorlar, içiyorlar. Herkesin evi, düzeni ailesi var. Onlar da zaman zaman bazı şeylerden etkilenip karar vermek zorunda kalıyor olabilirler.
HALA GÖREVE İADE YAPILMAMIŞ OLMASI DA HUKUKUN SINIFTA KALDIĞI KONULARDAN BİR TANESİ
Ümit Yaldız programda yaptığı değerlendirmede “İnsan bütün bunlar neden oldu diye düşünüyor. Bir gün Türkiye’de devran dönerse ve Türkiye’de hukuk sitemi yeni baştan dizayn edilirse bir şeyler değişir. Biz FETÖ yargısının hakim olduğu dönemleri yaşamış ve mağduru olmuş süreçlerin insanlarıyız. Hedef haline geldik ve zaman zaman yargılandık. O yargı gitti, yeni bir yargı masası var. Bu yargı masasında açılan dosyaların 10 belediye başkanından 9 tanesi CHP’li. Burada zaten orantısızlık var. Toplumun adalet duygusu terazisinde büyük bir problem var. Bunu ben sokakta ölçerek görüyorum. Yargıya güven azalıyor. Zaman zaman Akın Gürlek’in Gülistan Doku gibi bir takım geriye dönük faili meçhul dosyaları tekrar açması üzerinden yargıya olan güven arttırılmaya çalışılıyor. Uzun süren davalarla ilgili hızlandırmalar da güzel hareketler. Fakat Balçova meselesi devran dönerse ve yeni hukuk düzeni kurulursa hukuk fakültelerinde ders kitaplarına girecek türden bir dava. Balçova Belediyesi’nin ve Belediye Başkanının B’si yok. Balçova Belediye Başkanının annesi kendi parasını bir milletvekilinin danışmanına göndermiş. Gönderir. 500 bin TL. Şimdi Onur Yiğit adını önümüzdeki 10 yıl Google’ye yazan herkes rüşvet kelimesini görecek. Haysiyet gitti, itibar yerlerde. Masumiyet karinesine ne oldu? Ev hapsi kalktı ama yurtdışı yasağı devam ediyor. Buna da şükür diyenler vardır. Bununla ilgili mücadele eden ve ‘bu karar doğru değil kardeşim’ diyen AK Partililer var. Bu meselede Balçova Belediyesi yoksa, Balçova Belediye Başkanı yoksa ve suçun şahsiliği gibi hukukun altın kuralı varsa ve bu bir suç ise Meryem Hanım suçlu. Babası eski milletvekili ve ben gönderttim diyor. AK Parti’nin adaylarının, milletvekillerinin danışmanlarının IBAN’larına baksak kim ne paralar gönderdi kim bilir. Bunlar rüşvet mi? Balçova Belediyesi 500 bin lira verip satın alınacak bir yer mi? Hukuki düzleme oturmayan, mantığa sığmayan, doluya koysan almayan, boşa koysan dolmayan bir durum söz konusu. Hala göreve iade yapılmamış olması da hukukun sınıfta kaldığı konulardan bir tanesi” şeklinde konuştu.

MERYEM YİĞİT, MANİSA’DAKİ OPERASYONDA DA GÖZALTINA ALINIP BIRAKILDI
Fatih Yapar ise “Hukuki anlamda eksik tamamlandı ancak tamamlanması gereken bir bölüm ise iade süreci. Kararı veren veya yargılama sürecini yürüten adli mekanizma önünü alıp, ‘biz burada yanlış yaptık. Seferihisar’ı Balçova’ya bağladık, annesi vermiş oğluyla alakası yoktu’ demeli. Bu arada Onur Yiğit’in annesini Manisa’daki operasyonlardan yine 5-6 gün gözaltında tuttular. Süreçte gelinen nokta itibariyle itirazın değerlendirilip ev hapsinin kaldırılması kararı yargı düzeninin kendi kendine oturup da, ‘yanlış yaptık, hata var, eksik var, güncelleyelim’ dediği bir karar değil. İtiraz iki defa reddedildikten sonra ‘şuna bir daha bakın’ diyen irade sahiplerinin önerisiyle alınan bir karar. Bu karar alınmasaydı, irade sahipleri bu işi yürütmeseydi belediye başkanı belki bugün cezaevindeydi. Yargının siyasi süreçlere ve insan yaşamlarına müdahalesi konusunda daha hassas davranılması gerekiyor. Bu konudaki karar sahipleri daha dikkatli davranacaklardır. Balçova meselesi çok önemli karardır” ifadelerini kullandı.
CHP’LİLER SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA KALEMLER ÇOK KOLAY KIRILIYOR
Ümit Yaldız şunları söyledi:
“Hukuk tahmin üzerine yürümez. Hukukta somut belge, bilgi çok kıymetlidir. Ortada sanki görevden uzaklaştırılması ya da operasyon yapılması gereken CHP’li belediye başkanı sayısına mı ihtiyaç var? Şu rakamı bulmak zorundalar mı? Gözünün üzerinde kaşın var işi bu. Adamın belediyesi ile ilgili soruşturma yok, tek satır evrak yok. İş kadını olan, hastaneleri yöneten annesinin kendi parasını bir başka sivile göndermesi rüşvet olamaz. Rüşvet olması için kamunun parası olmazı lazım. Kamuya giren çıkan, kamuya dair bir şey yok. CHP’liler söz konusu olduğunda kalemler çok kolay kırılıyor. 70 bin Balçovalının iradesi, insanın haysiyetini de başka tarafa koy. Onur Yiğit denildiğinde rüşvet kelimesini 10 yıl okuyacağız. Ömür boyu GBT’sinde rüşvet aldı, verdi yazacak. Bu kararlar bu kadar kolay verilmemeli. Adalet vicdanlarda karşılık bulmalı. FETÖ süreçlerini yaşadık. O zaman da herhangi bir kararı eleştiren direkt kendini hakimin karşısında buluyordu. Bu sürdürülebilir değil. Bu ülkenin enerjisine yazık.
Ortada somut bilgi, belge yokken bu kararların bu kadar kolay vermenin belki bir yerlerde karşılığı olabilir. Asıl karşılığın vicdanlarda ve sokakta olması lazım. Yargı erkinin içinde olan her bir birey yargının hükmü şahsiyetine hizmet etmesi lazım. Bakanın geriye dönük dosyalarda aradığı şey o saygınlık ve güven”



