Refah üreten ve refahı 'hakça' paylaştıran ekonomik yapının bileşkesi, ortak paydası; kaliteli eğitim, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, sosyal adalet ve 'eşitlikçi' toplumdur. Bu sayılan değerler olmadan ekonomi refah üretemeyeceği gibi var olan değerleri de adil bir şekilde paylaştıramaz.

Çünkü; ekonomik büyüme değerler bütününün oluşturduğu sürecin sonucudur.

Ancak 'eşitlikçi toplum', ekonomiyi büyütür.

Kaliteli eğitim olmadan, üretimi sağlayan nitelikli insan kaynağı da olmaz.

Ayrıca; sürdürülebilir hukuk güvenliği olmadan, adil paylaşım ve eşitlikçi toplum da olmaz.

Öte yandan; toplumsal huzurun, barışın, dayanışmanın ve özgürlük ortamında birlikte yaşama iradesinin de anahtarı 'eşitlikçi toplum'dur.

Sosyal eşitliğin artması; ulusal geliri artırarak ekonomiyi, dolayısıyla ülkeyi büyütür.

Eşitlikçi toplum; sadece ekonomiyi büyütmekle kalmaz, aynı zamanda bireylerin amaçlarını gerçekleştirecekleri yolu da açar.

En zenginle en yoksul arasındaki makas açıldıkça toplum; sağlıkta, eğitimde, ücret dağılımında, istihdamda, çalışma koşullarında, sosyal güvenlikte 'eşitlikçi toplum' olmaktan uzaklaşır.

Toplumları ileriye taşıyan, medeni ülkeler arasında saygın bir konuma getiren belirleyici güç; adalet, şeffaflık ve fırsat eşitliğidir.

EŞİTSİZLİKLE MÜCADELEDE 64'ÜNCÜ, ÇALIŞMA KOŞULLARINDA 80'İNCİ SIRADAYIZ

Dünya Ekonomik Forumu'nun raporuna göre Türkiye; '82 ülke arasında eşitsizlikle mücadelede 64'üncü, ücret dağılımı ve sağlık alanında 45'inci, çalışma koşullarında da 80'inci sırada' yer alıyor.

Bu sıralama; Türkiye'nin 'eşitlikçi' bir toplum olmadığını gösteriyor.

Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yıl ilk kez yayınladığı '2020 Sosyal Mobilite Raporu'na göre; fertlerin amaçlarını gerçekleştirebilmesini sağlayabilecek eşitlikçi toplumlar, ekonomiyi büyüterek güçlendirirler.

Dünya Ekonomik Forumu'nun raporunda ayrıca; 'sosyal eşitliğin yüzde 10 artırılmasının Gayri Safi Yurtiçi Hasılayı (milli geliri) 10 yılda yüzde 5 artırabileceği' ifade ediliyor.

Öte yandan; 82 ülkenin sağlık, eğitim, teknoloji, istihdam, sosyal güvenlik ve kurumlar konusunda eşitsizlikle mücadele edebilme yetkinliklerini değerlendiren Dünya Ekonomik Forumu'nun 'Sosyal Mobilite Endeksi'nde Türkiye; 64'üncü, ücret dağılımı ve sağlık alanlarında 45'inci, çalışma koşullarında da sondan üçüncü yani 80'inci sırada kendisine yer bulabildi.

Ne yazık ki; bu veriler bölgesinde ve dünyada stratejik coğrafi konumda olan ve sosyo-ekonomik dinamikleri güçlü Türkiye açısından 'iç açıcı'değildir.

Sonuç olarak: Eşitlikçi Toplum; ekonomik büyümenin anahtarıdır.