İzmir’’de AK Parti’’den milletvekilliğine aday adayı olacak isimleri araştırırken ismini duyduğum her kişi için ’“Aday listesine girme şansı nedir’” diye düşünmeden ve teşkilatta mensuplarına sormadan edemiyorum. Yüzlerce partili aday adaylığı çalışmalarına başlasa da listeye girme ihtimali olanlar az çok kendini belli ediyor. Şimdiden net listeyi bildiklerini iddia edenler olsa da şuan için yazılanların çoğu tahminden ibaret.

ALİ AŞLIK-GÜLSÜM SATOĞLU MESELESİ

Ancak sürecin İzmir’’de diğer illere göre daha heyecanlı ve çekişmeli geçmesinin temelinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dengesinin olduğu öne sürülüyor. Yıllardan bu yana kader birliği yapan devletin en tepesindeki bu iki ismin özellikle İzmir listesinde zaman zaman isteklerinin çakıştığı konuşuluyor. Kulislerde; İzmir aday listelerinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’’ün görüşlerinin de Başbakan Erdoğan kadar önemli olmasının sürecin çok daha hareketli geçmesine neden olacağı ön görülüyor. 2007 Genel Seçimleri’’nde İl Kadın Kolları Eski Başkanı Gülsüm Satoğlu’’nun başarılı çalışmalar yapmasına rağmen listeye girememesi ve o dönemde İl Başkanlığı’’ndan istifa eden Ali Aşlık’’ın milletvekilliği listelerinde 6. sıraya girmesi de hep bu dengelere bağlı olarak yorumlanmıştı.

TEKELİOĞLU-HOTAR DENGESİ
Cumhurbaşkanı Gül’’e yakınlığıyla bilinen İzmir Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu ve Başbakan Erdoğan’’a yakınlığıyla bilinen Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Nükhet Hotar, İzmir listelerinde adeta iki farklı denge unsuru olarak yorumlanıyor. Hal böyle olunca kulislerde de bu iki isim üzerinde değişik çıkarımlar yapılmaya devam ediliyor. Süreci yakından takip etmeye çalışan milletvekili aday adayları, Nükhet Hotar ve Mehmet Tekelioğlu’’ndan gelecek her mesaja kulak kabartmış durumda. Tüm yol haritaları da bu mesajlar doğrultusunda oluşturulmakta.
Listeleri en çok etkileyeceği düşünülen konu ise 2012 yılında geçileceği düşünülen Başkanlık sisteminin parti içi alt yapısının bu seçimde hazırlanacak olması. Kulislerde; ’“İleride Başkanlık sistemine geçilmesi durumunda 2011 seçimlerinde Başbakan Erdoğan milletvekili aday listeleri konusunda daha da ince eleyip sık dokuyacak. Bu durumda Tekelioğlu’’nun ekibi İzmir listesinde eskisi kadar etkin olamayacak’” gibi çıkarımlar yapılıyor.

Prof. TEKELİOĞLU GÜCÜNÜ NEREDEN ALIYOR?

Mehmet Tekelioğlu’’nu yakından tanıyan teşkilat mensuplarının ise bu konuda benim de desteklediğim farklı bir görüşü var. İsmini yazmamı istemeyen partili bir ağabeyim durumu şöyle özetliyor: ’“Prof. Dr. Tekelioğlu; kulislerde konuşulanların aksine gücünü makamlardan ya da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’’e olan yakınlığından alan birisi değil. Bana göre İzmir’’de her kesimin hissettiği tartışılmaz gücünü öncelikle ’“Fikir Adamı’” oluşundan ve inandığı değerler konusundaki kararlılığından alıyor. Bire bir şahit olduğum bir durum var ki; ne kadar ön yargılı olursanız olun Tekelioğlu ile 15 dakikalığına dahi sohbet ettiğinizde kişiliğinin sizde uyandırdığı saygı nedeniyle ’“Hocam’” deme gereği duyuyorsunuz’”

ÖMER KAPLAN'IN ŞANSI YÜKSEK

Geçen yazıda bahsettiğim İl Genel Meclisi AK Parti Grubunda milletvekilliğine aday adayı olan diğer bir isim Ömer Kaplan. İsmi daha önce defalarca kez İl Başkanlığı’’na da geçen Ömer Kaplan’’ın da 2011 seçimleri için milletvekili aday adaylığına hazırlandığı konuşuluyor. İzmir’’deki önemli sivil toplum kuruluşlarında aktif görevlerde bulunan Sanayici Ömer Kaplan, aday listesine girdiği takdirde AK Parti’’de şimdiye kadar eksikliği hep konuşulan İzmir iş dünyasına hitap edebilecek önemli bir isim. İzmir Ticaret Odası Başkan adaylığı sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’’la bire bir görüşme yaptığı kahvaltıyla İzmir gündemine oturan Ömer Kaplan’’ın bir çok Bakan’’ın da yakın arkadaşı olması iddiaları güçlendiren en önemli etken. Tüm dünyada, 52’’si Cumhurbaşkanı olmak üzere toplamda sadece 106 kişiye verilen ’“Fahri Profesörlük’” ünvanı da alan Ömer Kaplan, İzmir’’de aday adayları içinde en güçlü isimlerden.

SIDDIK TOPALOĞLU DA FAVORİ


Aday adayları arasında 2009 Yerel Seçimleri’’nde görev alan isimler de büyük bir yer tutuyor. Özellikle İlçelerde Belediye Başkanlığı’’na aday gösterilip seçilemeyen isimlerin de bu süreçte aktif rol oynaması bekleniyor. Bu isimler arasında; Karabağlar Belediye Başkan Adayı Sıddık Topaloğlu, hiç şüphesiz en güçlü isim. "Türkiye’’de Gençlerin İstihdamının Geliştirilmesi’” gibi önemli konularda akademik çalışmalara da imza atan Dr. Topaloğlu, Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hotar’’a yakın isimlerden. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’’nda Müsteşar Yardımcısı olan Topaloğlu, devlet adamı kimliğiyle Karabağlar’’da da sevilen bir isim.
Belediye Başkan Adayları denince akla gelen diğer bir isim ise Beytullah Selman. Geçmişte AK Parti’’nin kalesi olarak görülen ancak 29 Mart Yerel Seçimleri’’nde büyük farkla kaybedilen Buca Belediyesi’’nin Başkan Adayı ve AK Parti’’nin Eski İlçe Başkanı Beytullah Selman, şuanda İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor. Selman özellikle yerel seçim döneminde uyguladığı politika nedeniyle çok fazla eleştirilen isimlerden.

ADAY ADAYLARI DEVAM EDECEK’….

Bu Olay Ancak Mümkünlü Beldesi’’nde Olur

Özellikle basın camiasında uzun zamandan beri AK Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından gazeteci ve köşe yazarlarının acımasızca eleştirilmesinin kronik hastalık haline geldiği konuşulmaktaydı. Dün İl Başkanlığı’’nın resmi mail adresinden gönderilen bir ileti yine türlü tartışmaları tetikledi. Deneyimli siyaset muhabirlerinden Habertürk Egeli Yazarı Nihal Aşkın’’la ilgili maili okuyanlar gözlerine inanamadı. Teşkilat içinde kulislerde çok kez dile getirilen bir konuyu köşesine taşıyan Nihal Aşkın’’ın köşe yazısıyla ilgili yüzlerce kişi ve kuruma mail gönderildi.
Hanımefendi ve sevecen kişiliğiyle sektörde hemen herkesin ’“Nihal Ablası’” olan Aşkın köşe yazısında şu satırlara yer vermişti:
’“AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir milletvekili Nükhet Hotar, İzmir İl Başkanı Ömür Kabak'ın görevde kalmasını istemiyor. Kabak da geçinemediği Kemalpaşa İlçe Başkanı Şener Yaşar'ın görevden alınmasını istiyor. Bu çekişmeler nedeniyle geçtiğimiz aylar herkesin malumu İzmir, AK Parti müfettişlerinin uğrak yeri oldu. Önce ikisi geldi gitti. Ardından bu inceleme Başbakan'a şikayet edildi. Başbakan, bir heyet daha gönderdi. Kabak'ın koltuğu sallanan sandalye gibi bir gitti, bir geldi. Bir gitti bir geldi. Şu sıralar o koltuk pek sallanmıyor gibi. Kabak da koltuğu biraz dikkatli kullandığı için olsa gerek bu aralar bir sallantı yok. Yeniden sallanır mı?Onu ancak milletvekili adaylıklarında göreceğiz. Gelelim Kabak'ın görevden alınmasını istediği ama, Hotar'ın kolladığı Şener Yaşar'a. Ankara, Yaşar'dan 2 kez istifasını istedi, o vermedi. Direnirse bugün yarın MKYK görevden alacak. Yani şu an itibariyle Hotar-Kabak iç savaşında durum Kabak lehine 1-0 görünüyor. Bu skor eşitlenecek mi yoksa fark açılacak mı seçime kadar göreceğiz’”
Bunun üzerine tüm basına servis edilen AK Parti İzmir İl Başkanı Av. Ömür Kabak imzalı mail’’de ise şu açıklama yapıldı:
’“07.12.2010 tarihinde Habertürk Gazetesi Egeli ekinde yer alan gazeteci Nihal Aşkın’’ın ’‘AK Parti’’de durum: 1’–0’’ başlıklı köşe yazısında aktarılanlar gerçeği yansıtmamaktadır. Yazıda sözü edilen ’‘Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, Ömür Kabak’’ın görevde kalmasını istemiyor, Kabak da geçinemediği Kemalpaşa İlçe Başkanı Şener Yaşar’’ın görevden alınmasını istiyor’’ şeklindeki söylemler gerçek dışıdır. AK Partide hiçbir zaman makam-koltuk siyaseti yapılmadı, yapılmıyor. Diğer partilerde olan kişisel kavgalar, hizipler ve gruplaşmalar AK Partide yer almamaktadır. Kuruluşundan bu yana AK Partinin tek hedefi millete hizmet etmektir. Bulunduğumuz görevlerde, partimiz vasıtasıyla İzmir’’imize ve milletimize hizmet ettiğimiz sürece kalacağımız tabiidir’”

Teşkilat içinde herkesin açık seçik konuştuğu bir konuyu gündeme getirdi diye Nihal Aşkın’’ın hedef gösterilmesi kabullenilebilir bir durum değil. Eğer bir köşe yazarıyla bir sorununuz varsa durumu bizzat kendisine aktararak çözebilirsiniz. Konuyla hiç alakası olmayan yüzlerce mail adresine ’“GAZETECİ NİHAL AŞKIN'IN KÖŞE YAZISINA İLİŞKİN’” başlıklı ileti gönderilmesinin etik kısmı bence meslek temsilcilerimiz tarafından bir an önce masaya yatırılmalı. Yoksa bu tarz olaylar gün geçtikçe artacak gibi görünüyor. Ayrıca bu mailin nasıl bir ruh hali içinde servis yapıldığını da kimsenin anlayabildiğini sanmıyorum.
Bir önerim var; özellikle siyaset yazarları bundan sonra köşe yazılarını bir gün önceden ilgili makamlara mail atsın, ’“Yayınlanabilir’” diye onay almadan da yayınlamasın. Böyle bir durum olsa bu maili geçen arkadaşlar eminim çok memnun olurdu. Ama maalesef burası reklamlardaki ’“Mümkünlü beldesi’” değil. Bu nedenle siyaset yapanlar; düşünceye saygılı olmayı, hoşlarına gitmeyen konuları da kişinin kendisiyle konuşarak çözmeyi er ya da geç öğrenmek zorundalar.
Şimdi ’“KORAY HOYLU’’YA CEVAPTIR’” diye bir mail geçilirse hiç şaşırmam bu nedenle hemen beyan edeyim; yazdıklarım ve yazacaklarımdan İzmir’’de yayın yapan hiçbir kurum, kuruluş ya da kişi sorumlu değildir tamamen benim kendi düşüncelerimdir.

KIYIDA KÖŞEDE KALANLAR
***AK Parti Bayraklı’’da bir grup yönetici önümüzdeki Genel Seçimler için aday adaylığına hazırlanan İlçe Başkanı İsmail Sarı’’nın önünü kesmek için küçük hesaplara girmiş durumda. Sarı’’nın şahsına dair her hangi bir olumsuzluk bulamayan muhalif cephe, etrafındaki kişileri topa tutarak Sarı’’ya zarar verme çalışmalarında. Muhalif grup insanlara ayaküstü mektuplar yazdırarak İl Başkanlığı’’nın kapısını aşındırıyor. ’“Üye olması bile sakıncalı’” diye nitelendirilen ama Bayraklı Kongresinde üç listesinin çarpışması sonucunda listeye girme fırsatı bulan ekipte aynı anda geçmişte hem CHP’’ye hem AK Parti’’ye kaydı bulunduğu için üyeliği düşenler de mevcut. Zatı muhteremlerin de olduğu grup hiçbir yeri kurtaramayınca şimdi ’“AK Parti’’yi kurtaracağız’” sloganıyla teşkilatta mikser görevi görmeye devam ediyor.

***Önceki gün AK Parti Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Sıddık Soysal’’ın Cumaovası-Çiğli hattındaki seferlerin vatandaş için tehlike arz ettiğini öne sürerek ’“Trenin içinde sallana sallana gidiyorsun. Tren raydan çıkabilir’” şeklindeki akıllara zarar açıklaması dikkatimi çekti. Mekanik, elektronik, ivme, elektrik, ray sistemi gibi yüzlerce bilimsel öğeyi Soysal’’ın ’“Tıngır mıngır gidiyor’” diyerek tek cümlede özetlemesi, hiçbir mühendis görüşüne dayandırmadan, bilimsel raporlarla kanıtlamadan açıklama yapması teşkilat içinde ’“Tren raydan çıkar mı bilinmez ama Sıddık Bey’’in yerel muhalefet anlayışı çoktan raydan çıkmış’” söylemlerine neden oldu. Sırf bir yerlerde adım görünsün diye hiçbir bilimselliğe dayandırmadan ’“Halkta korkuya neden olabilecek’” bir açıklama yapmak hangi mantığa sığar çözemedim.