EGEDESONSÖZ – Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Kapadokya’da Göreme Açık Hava Müzesi yakınlarında meydana gelen kaya düşmesi sonucu üç kişinin yaşamını yitirmesi, beş kişinin yaralanmasına ilişkin açıklama yaptı.
Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa dileklerini ileten EGEÇEP, doğal afetlerde yaşanan can kayıplarının yalnızca doğa olaylarıyla açıklanmasına tepki gösterdi. Açıklamada, asıl sorgulanması gerekenin doğal süreçlerin neden can kayıplarına dönüştüğü, risklerin önceden belirlenip belirlenmediği ve gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı olduğu belirtildi.
“İNSAN ELİYLE YARATILAN RİSKLER SORGULANMALI”
Kapadokya'daki olayın yalnızca yağış, doğal aşınma veya bölgenin jeolojik yapısıyla açıklanamayacağını savunan platform, bölgedeki turizm faaliyetleri ve fiziki müdahalelere dikkat çekti.
Milyonlarca yılda oluşan coğrafyada ağır iş makinelerinin çalıştırıldığını, yollar ve otoparklar yapıldığını, vadilerin yoğun araç ve ATV trafiğine maruz bırakıldığını belirten EGEÇEP, doğal ve kültürel mirasın giderek daha fazla ticari kullanıma açıldığını ifade etti.
Göreme-Ortahisar yol çalışmaları sırasında yapılan müdahalelere de değinilen açıklamada, meslek odaları ve yaşam savunucularının itirazlarına rağmen çalışmaların sürdürüldüğü kaydedildi. Ağır araçların, iş makinelerinin ve yoğun insan hareketliliğinin hassas jeolojik yapı üzerindeki etkilerinin yeterince araştırılıp araştırılmadığı soruldu.
KURUMLARA SORULAR YÖNELTTİ
Yaşanan ölümlerin bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini vurgulayan EGEÇEP, kaya düşmesi riskinin önceden belirlenip belirlenmediğinin, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığının ve bölgedeki insan faaliyetlerinin olayda etkisinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Kapadokya'nın turizm gelirlerinin sık sık gündeme getirildiğini belirten EGEÇEP, bu gelir uğruna doğal mirasta yaşanan kayıpların hesabının verilmesi gerektiğini savundu.
“KORUMA GEREKTİĞİNDE VAZGEÇEBİLMEKTİR”
Kapadokya'nın insanlığın ortak mirası olduğunu vurgulayan platform, korumanın yalnızca peribacalarını onarmak veya çevrelerine korkuluk yerleştirmekten ibaret olmadığını belirtti. Açıklamada, gerektiğinde yol açmamak, iş makinesi sokmamak, araç trafiğini sınırlandırmak ve daha fazla ziyaretçi ile gelir hedefinden vazgeçebilmenin de koruma anlayışının parçası olması gerektiği ifade edildi.
EGEÇEP, yaşanan ölümlerin bağımsız bilim insanlarının katılımıyla araştırılmasını, ihmali bulunanların sorumluluğunun ortaya çıkarılmasını ve Kapadokya'da bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki müdahalelerin, verilen izinlerin ve doğal yapıda yarattığı tahribatın bağımsız biçimde incelenmesini talep etti.
Hassas alanlarda doğaya zarar veren uygulamaların durdurulmasını isteyen platform, koruma kararlarının bilimsel veriler, kamu yararı ve yerel halkın katılımı esas alınarak yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Açıklama, “İnsan yaşamını da doğayı da ekonomik çıkarların gerisine atan bu anlayış değişmelidir. Kapadokya’da yaşanan ölümlerin ve yıllardır sürdürülen tahribatın hesabı verilmelidir. Kapadokya’yı tüketerek koruyamazsınız!” ifadeleriyle sona erdi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
Kapadokya’da, Göreme Açık Hava Müzesi yakınında kopan kayaların altında üç insanın yaşamını yitirmesi, beş kişinin yaralanması hepimizi derinden sarstı. Yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Ülkemizde ne zaman bir sel, heyelan, kaya düşmesi ya da benzeri bir olayda insanlar yaşamını yitirse, sorumluluk çoğu zaman doğaya yükleniyor. Yağmur suçlanıyor, toprak suçlanıyor, kayalar suçlanıyor. Oysa doğa kendi yasalarıyla varlığını sürdürür. Asıl sorgulanması gereken, bu doğal süreçlerin neden can kayıplarına dönüştüğü, risklerin neden önceden belirlenmediği ve gerekli önlemlerin neden alınmadığıdır.
Doğa suçlu ilan edilerek insan eliyle yaratılan risklerin, ihmallerin ve yanlış politikaların üzeri örtülemez.
Kapadokya’da yaşananları da yalnızca yağışlara, doğal aşınmaya ya da bölgenin jeolojik yapısına bağlayıp geçemeyiz. Bu felaketi, Kapadokya’da yıllardır yaşananlardan bağımsız değerlendiremeyiz.
Milyonlarca yılda oluşmuş bu eşsiz coğrafyada ağır iş makineleri çalışıyor, yollar açılıyor, otoparklar yapılıyor. Vadiler yoğun araç ve ATV trafiğine, giderek artan turizm faaliyetlerine maruz bırakılıyor. Doğal ve kültürel mirasın korunması gerekirken, bölge her geçen gün daha fazla ticari kullanıma açılıyor.
Göreme-Ortahisar yol çalışmaları sırasında yapılan müdahaleler, meslek odalarının ve yaşam savunucularının itirazlarına rağmen sürdürüldü. İş makinelerinin, ağır araçların ve yoğun insan hareketliliğinin bu son derece hassas jeolojik yapı üzerindeki etkileri yeterince araştırıldı mı? Yıllardır yapılan müdahalelerin yarattığı tahribatın boyutları ortaya konuldu mu?
Kapadokya’nın doğal yapısı milyonlarca yılda oluştu. Bugün ise bu miras, kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna gözümüzün önünde aşındırılıyor.
Şimdi üç insanımızı kaybettik. Bu ölümlerin nedenleri bütün yönleriyle araştırılmalı. Kaya düşmesi riskinin önceden belirlenip belirlenmediği, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, bölgedeki insan faaliyetlerinin bu olayda bir etkisinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalı.
Ancak mesele yalnızca bu olayın soruşturulması değildir. Asıl sorgulanması gereken, Kapadokya’yı korumakla görevli kurumların yıllardır ne yaptığıdır.
Kapadokya Alan Başkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na soruyoruz:
Bu coğrafyada yapılan yol ve altyapı çalışmalarının, ağır iş makinelerinin, yoğun araç trafiğinin ve turizm faaliyetlerinin birikimli etkilerini ortaya koyan bilimsel çalışmalar nerede? Bölgenin taşıma kapasitesi hangi ölçütlerle belirleniyor? Riskler biliniyorsa neden önlenmiyor? Koruma kararlarında bilim insanlarının ve meslek odalarının uyarıları neden belirleyici olmuyor?
Kapadokya’nın turizmden ne kadar gelir sağladığı sık sık anlatılıyor. Peki bu gelir uğruna doğadan neler eksiltildiğinin hesabını kim veriyor?
Kapadokya bir turizm işletmesi değil, insanlığın ortak mirasıdır.
Bu mirası korumak, birkaç peribacasını onarmaktan, çevresine korkuluk yerleştirmekten ibaret olamaz. Koruma, gerektiğinde yol açmamak, iş makinesi sokmamak, araç trafiğini sınırlandırmak, daha fazla ziyaretçi ve daha fazla gelir hedefinden vazgeçebilmektir.
EGEÇEP olarak, yaşanan ölümlerin bağımsız bilim insanlarının katılımıyla araştırılmasını, ihmali bulunanların sorumluluğunun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Bununla birlikte Kapadokya’da bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki müdahalelerin, bunlara verilen izinlerin ve doğal yapıda yarattıkları tahribatın da bağımsız biçimde incelenmesini talep ediyoruz.
Hassas alanlarda doğaya zarar veren uygulamalar durdurulmalı; bölgenin korunmasına ilişkin kararlar bilimsel veriler, kamu yararı ve yerel halkın katılımı esas alınarak yeniden değerlendirilmelidir.
Üç insanın yaşamını yitirmesi karşısında duyduğumuz acı ve öfke, Kapadokya’nın yıllardır uğradığı tahribata karşı tepkimizden ayrı değildir.
Ege’de ormanların, kıyıların, tarım alanlarının ve yaşam alanlarının sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine nasıl karşı çıkıyorsak, Kapadokya’da da aynı anlayışın karşısındayız.
İnsan yaşamını da doğayı da ekonomik çıkarların gerisine atan bu anlayış değişmelidir.
Kapadokya’da yaşanan ölümlerin ve yıllardır sürdürülen tahribatın hesabı verilmelidir.
Kapadokya’yı tüketerek koruyamazsınız!
EGEÇEP – EGE ÇEVRE VE KÜLTÜR PLATFORMU




