Dilek ÇELİKTEN/EGEDESONSÖZ- Orkinos yetiştiriciliği ve ticareti alanında faaliyet gösteren Akua-Dem şirketinin ortaklarından olan ve EBSO Meclis Üyesi Musa Nedim Anbar, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen EBSO meclis toplantısında Çeşme’nin yazın artan nüfusundan dolayı kanalizasyon sisteminin yetersiz olduğunu ve bu yüzden atıkların doğaya, denize, arazilere ve dere yataklarına döküldüğünü söyledi.
Anbar ayrıca, Çeşme’deki orkinos ölümlerinin kirlilik yüzünden ortaya çıkan bir bakteriden kaynaklandığını belirtti.
Emekli Çevre Mühendisi ve Öğretim Üyesi Dr. Enver Yaser Küçükgül, EBSO Meclis Üyesi Musa Nedim Anbar’ın açıklamalarını Egedesonsöz’e değerlendirdi.
‘DOĞRUNUN PEŞİNDE DEĞİLSEK YEDİĞİMİZ LOKMA ZEHİR ZIKKIM OLSUN’
Anbar'ın açıklamalarında balık çiftliklerinin kalite parametreleri hakkında değerlendirmelerde bulunmadığını dile getiren Küçükgül, "Nedim Bey, belediyeye sorması gereken soruları vatandaşa soruyor. Çeşme Belediyesi'nin çevre karnesi sıfırın altında. Buna bir diyeceğim yok. Balık çiftlikleri fiziksel, kimyasal, biyolojik olarak üç körfezi de mahvediyor. Onun uzmanlık alanı balık çiftlikleri ama bu hususta tek bir parametreden bahsetmedi. Çeşme Körfezi'ne bakıldığında 1.100 metrenin içinde kaç yüz tane balık çiftliği var. Dolayısıyla bu şahıs insanları yanıltıyor. Bunu Ege Bölgesi Sanayi Odası mensuplarına anlatırken, salonda hiç mi vicdan sahibi bir sanayi odası üyesi yoktu? Biz doğruların peşinde değilsek, yaptığımız iş yanlış ise yediğimiz lokmalar zehir zıkkım olsun” dedi.

3 KİLOMETREDEN 1,1 KİLOMETREYE ÇEKİLDİ
Emekli Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Enver Yaser Küçükgül, denizlerde kültür balıkçılığı tesislerinin kıyıya olan mesafesinin 2005 yılından önce 3 kilometre olduğunu, daha sonra bu sınırın 1100 metreye çekildiğini belirterek, “Diğer ülkelerde en önemli parametrelerden birisi çiftliğin kurulacağı yerdeki derinlik. Bizdeki gibi 20-30 metreye izin veren ülke yok. Dolayısıyla yasal olarak bu hükümet döneminde denizlerin kalitesinin bozulmasının bütün şartları hazırlandı. Sanayici de buna dayanarak işletmesini getirip kıyıya yakın mesafeye kuruyor. Asıl sorun, yasa ve yönetmeliklerle su kalitesinin korunması, bu hükümet zamanında kıyıların geliştirilmesi, çevrenin ve denizlerin korunması alanında yapılan doğru bir iş yok” dedi.
‘BAKTERİ KİRLİLİKTEN OLUŞUYOR!’
EBSO Meclis Üyesi Musa Nedim Anbar’ın ‘Çeşme’deki orkinos ölümleri kirlilikten oluşan bakteri yüzünden yaşanıyor’ açıklamasına Küçükgül, “Bu bakterinin, gelişmesinin birinci koşulu organik kirlilik oluşması. Yani atıklar nedeniyle oluşan kirliliklerden dolayı bu bakterinin faaliyeti hızlanıyor. Tabi ki sıcaklıkta etkiliyor ama bizden çok daha sıcak denizlerde böyle bir durum yok. Havalar ısındı ya da deniz suyu ısındı yalanını kimse söylemesin. Yani havalar ısındı da su kalitesi bozuldu lafı tamamen hikaye. Senin foseptiğinin, helanın pisliği denizde olmasa bunlar olmayacaktı. Denizde üretim yapıyorsun atığını planlamamışsın. Atığını olduğu yere bırakıyorsun. Vatandaş evde bir damla su içiyor atık su parası ödüyor. Bir poşet çöp atıyor, katı atık parası ödüyor. Şirketler niye bunu yapmıyor? Onlar da arıtsın bedelini ödesin” dedi.
AKIL TUTULMASI!
Denizden avlanan yaklaşık 2 kilogram balığın un haline getirilerek yem olarak kullanıldığını ve bunun sonucunda 1 kilogram çipura ya da levrek eti elde edildiğini söyleyen Küçükgül, bu yöntemin doğal kaynakların tüketilmesine yol açtığını savundu. Küçükgül, “2 kilo eti yok et, 1 kilo et elde et. Üretim bu mudur? Bu kadar aptalca bir işlem olmaz. Ekosistemi yok etmek bu. İnsanoğlu akıl tutulmasına uğramış. Eşitsizlikler üzerine yürüyor” ifadelerini kullandı.

‘ÇEŞME VE ALAÇATI PİSLİK YUVASI’
Çeşme’nin altyapısının eksikliğinden bahseden Küçükgül, “Çeşme kıyıları aslında özel çevre koruma bölgesi içerisinde ve kıyı boyunca pek çok yerleşim yeri olmasına rağmen arıtma tesisleri yok. Kış nüfusuna göre planlanmış bir tane uyduruk arıtma tesisi var. Ve bu tesis zaman zaman akıyor. Dolayısıyla Nedim Bey'inde söylediği gibi kış nüfusuna göre planlanan altyapı yazın hizmet vermiyor. Hatta yürürken dahi kanalizasyon kokusunu alırsınız. Çeşme ve Alaçatı hijyen açısından bir pislik yuvası. Sağlıklı kontrollü gıdalar yok, restoranlar hijyenik değil. Bu kirlilikler doğal arıtma yöntemleriyle arıtılamaz. Dolayısıyla deniz suyunun taşıma kapasitesi, hidrolik çeviri falan bunların hepsi hikaye. Bu kirlilikle baş edemezsiniz” ifadelerini kullandı.
KIYILAR PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR
Beach Club’ların kamu menfaati gözetilmeden yapıldığını dile getiren Küçükgül, “Türkiye'de sadece birkaç tane temiz kıyı kaldı. Oralar da yarı mafya, yarı sözüm ona iş adamı ya da yandaşa peşkeş çekilip Beach Club'lar yapıldı. Çeşme'de beach club'a para vermeden giremezsiniz. Ama kanunlara göre denizler herkesindir. Kamunun menfaati değerlendirilmeden Beach Club’lar adeta devlet desteğiyle yapılıyor. Ticari sır ya da ticari faaliyet dediğin an kanun manun hak getire...” diye konuştu.




