Düşünce özgürlüğünün yaygınlaşmasının en etkili yolu, insan aklının bilimsel ilerlemeyi izleyerek adım adım aydınlanmasıdır.’¶
Toplumsal eğitim anlayışında merakı ve bilgiyi el üstünde tutarsak düşünce özgürlüğünün de önünü açmış oluruz.
Düşünce özgürlüğünün önünü açmak, cumhuriyetimizi zayıflatmaz; tam tersine cumhuriyetimizi ve demokrasimizi daha da güçlendirir.
Kişi hak ve özgürlüklerinin önündeki en büyük engel ise ’“Eşit Yurttaşlık’” hakkının farklı kültürel yapılara sahip yurttaşlarımıza hakkaniyetle uygulanmayışıdır.
Ülkemizde tek tipleştirme ve farklı olanı asimile etme şeklindeki egemen siyaset geleneğinin artık işe yaramayacağı açıktır. ’“Eşit yurttaşlık ilkesi’”, kökeni ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun insanların kendi kültürel farklılıklarını kendi isteklerine göre yaşamaları, geliştirmeleri ve gelecek kuşaklara aktarma hakkıdır. Bu evrensel bir haktır.
Bu ülkede yaşayan çeşitli kültürlere sahip yurttaşlarımızın kültürel farklılıkları, ülkemiz için önemli bir zenginliktir.
Farklı kültürel yapılara devletin eşit yaklaşımı bizi bir arada tutacak, kaynaştıracak en önemli etkendir. Bu da ancak eşit yurttaşlık hakkıyla sağlanabilir. Alevi yurttaşlarımızın köylerine Cem evi yerine Cami yapılması girişimleri Alevilerin kendi inanç ve kültürlerini hiçe sayarak onları asimile etmek anlamına gelmektedir. Okullarda din derslerinin zorunlu kılınması, bu ülkede yaşayan alevi yurttaşlarımızı dini ve mezhebi farklı olan azınlıkları asimile etmek anlamına gelmektedir.
Devletin tepesine oturtulan Diyanet İşleri Başkanlığı’’nın önemli bir bütçesinin farklı kültüre sahip yurttaşlarımıza çok pay, az pay, hiç pay ayırmama mantığını ülkemiz bütünlüğünü ’“Eşit Yurttaşlık’” ilkesinin önündeki büyük engel olduğunu bu anlayışın Cumhuriyetimizin ’“Laiklik’” ilkesinin varlığını yok saymak anlamına geldiğini göstermektedir.
Alevi toplumunun meşru ve demokratik kurumlarını muhatap almayan, laiklik standartlarında düzenlemelere gitmeyen, halkın farklı kültürlerine sahip olan kesimlerinin eşit hak ve özgürlüklerini duymayan, egemen siyaset anlayışı ’“Eşit Yurttaşlık’” önündeki en büyük engeldir.
Ülkemizde yaşayan bireyler tek tip değildir. Türkiye’’ de tek tip birey yaratma özlemi duyan ideolojik yaklaşımlar olsa bile, Türkiye toplumu tek tip değildir ve olmamıştır. Demokratik açılımların çok söz edildiği bu günlerde, alevi toplumuna yönelik laik ve demokratik açılımların da yapılmasına bir an önce ihtiyaç vardır.
İnsan hakları, özgür düşünce, kendini özgürce ifade etme, din ve vicdan özgürlüğü, eşit yurttaşlık hakkı, farklılıkların zenginliği sosyal demokrasimizin ve cumhuriyetimizin daha da kuvvetlenmesi için önemli adımlardır.
Farklı kültürel kimlik sahibi tüm yurttaşlarımızın anayasal bir çerçeve de ’“Eşit Yurttaş’” konumuna getirilmesi, her yurttaşımızın, her kesimin bir beklentisidir, özlemidir.
Demokrasimizin standartlarını yükseltmenin en önemli yolu, muhafazakarlığa hiçbir şekilde teslim olmayan, demokrasiyi bütün toplum kesimleri için düşünen, demokratik özgürlükçü, eşitlikçi bir siyasal anlayışın Türkiye’’de egemen olmasıdır.