Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Maliye eski Bakanı Kemal Unakıtan'ı hiç aratmayacak işlere imza atıyor.’¶
İşte son marifeti... 5 bin liranın altındaki vergi, prim yanı sıra toplam 300 kalem borcu olan 2.5 milyon esnafın borcu, kredi kartına taksitlentirilecekmiş.
Bu düzenlemeyle 10 milyon lira vergi alacağı tahsil edilecekmiş. Diğer kalemlerdeki alacakların tutarı da 40 milyon liraymış.
Mişmiş de mişmiş, mışmış da mışmış!
Devlet ve bankalar yeni düzenleme konusunda anlaştı. 'Hayırlı olsun' demek isterdim ama işin sonunda hayır değil, büyük bir kaos görünüyor.
Kim ne derse desin. Konuya esnaf gözüyle baktığınızda bunun bir tuzak olduğunu açıkça görürsünüz.
Bu, esnafı bitirmeyi amaçlayan büyük bir operasyondur.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın 2010 Mart ayı verilerine göre, bankalara borçlu sayısı 1 milyon 918 bin kişi. Bunların 1 milyon 418 bin 632'si, kredi kartı borcunu ödeyemeyenler oluşturuyor.
Bu ne demektir?Vatandaşım, esnafım, kredi kartı borcunu ödemekte zaten zorlanıyor. Tepeden inme gelecek yeni borçlarla daha da zorlanacak.
Hal böyleyken, esnafın şu anda bile ödemekte zorlandığı, hatta ödeyemediği kredi kartını kullanarak onu borç batağına sürüklemek, hangi akla, hangi mantığa uyar?
AKP hükümeti, büyük borçluların peşine düşüp onlardan alacağını tahsil etmek yerine, gücünün yettiği esnafa yüklenecek bir kez daha...
Henüz yürürlüğe girmiş bir uygulama olmamasına rağmen, Maliye Bakanlığı'nın bu yöntemi hayata geçirildiğinde devlet baba, esnafın kredi kartını alacak, bankaya teslim edecek.
Esnaf bankaya borcunu yine ödeyemeyecek, bankanın avukatları icra dosyalarını hazırlamaya başlayacak.
Esnafın 5 bin liralık borcu, 7-8 bin liraya çıkacak.
Sözün kısası devlet, esnafı köşeye sıkıştırıp, bankaları maşa olarak kullanarak amacına ulaşacak. Yani esnafı yok edecek.
Hani devlet babaydı?Bir baba evladına böyle mi yapar?
Esnaftan söz açılınca mangalda kül bırakmayan hükümet yetkilileri, pekala bu işi devlet olarak çözebilir. Alacağını tahsil etmek istemesi, devletin en doğal hakkıdır. Ben vergimi ödüyorsam, esnaf da ödemeli tabii ki.
Ancak kolaylık sağlanmalı. Bankaların kucağına atılmamalı esnaf.
Peki ne yapılmalı?
Mesela esnafın vergi ve prim borcu, devlet eliyle yapılandırılsın. Faiz işletilmeden, uzun vadeye yayılarak devletin alacağının tahsili yoluna gidilsin.
Taksit tutarları, esnafın ödeyebileceği kadar küçültülsün.
Çiftçi, sulamada kullandığı elektrik yüzünden borç batağında. Ürününü kaldırdığında ödenmek üzere farklı bir yapılandırmaya gidilmeli.
Bir gecede istediği yasayı Meclis'ten geçiren AKP hükümeti, bu konuda daha sağlıklı bir düzenlemeye gidebilir.
Yeni borçların kredi kartıyla yapılandırılması düşüncesi kabul edilebilir. Fakat geçmiş borçların kredi kartı düzenlemesiyle tahsili, hiç kuşku yok ki, daha çok esnafın kepenk indirmesine neden olacaktır.
Şu iyi bilinmelidir ki esnaf, hain değildir. Onca büyük holdinge rağmen bu ülkeyi sırtında taşıyan kesimdir. Borcuna sadıktır. Vergi kaçırmaz, kaçıramaz. Çünkü devlet, her daim ensesindedir. Çeşit çeşit vergilerle gırtlağına basmaktadır.
Esnafı bitirmek demek, Türkiye'yi bitirmek demektir.
Hükümet, esnafı soymak için şimdi de kredi kartı oyununa başvuruyor.
’“Benden sonra tufan’” mantığı taşıyan bu anlayışın temelinde, ’“Esnaf, benimle, yani devletle değil, bankayla muhatap olsun. Artık devlet alacağını nasıl alacağını değil, esnaf borcunu bankaya nasıl ödeyeceğini düşünsün’” fikri yatıyor elbette.
Bankaların bir dediğini iki etmeyen AKP hükümeti, eminim, kredi kartıyla borç ödeme dönemini mutlaka başlatacaktır. Türkiye yangın yerine dönmeden, kredi kartı borçluları yüzünden icra daireleri fazla mesai yapmaya başlamadan hatadan dönülmeli.
Esnafa, üreticiye ağır darbe vuracağı kesin olan kredi kartı oyununa başlamadan son verilmeli.