Tecrübeli devlet adamları bir milletin en değerli varlıklarıdır. O milletin en sıkıntılı ve bunalımlı günlerinde bu tecrübeli devlet adamları bir kelime söyleyerek tüm milletin yolunu aydınlatırlar.’¶ Türk geleneğinde bu gibi insanlara ’“ak saçlılar’” denir. Bu insanlar, fırtınalı havalarda yönünü kaybetmiş gemilere yol gösteren, onları kayalara çarpıp parçalanmaktan koruyan, denizdeki fenerler gibidirler. Bir milletin zenginliği de, bünyesinde bulundurduğu bu tip ak saçlı kişilerin sayısı ile doğru orantılıdır. Milletin vefası ise, bu gibi insanlara gösterilen hürmet ve sahip çıkılması ile belirlenir. Örnek vermek gerekirse:
Atatürk ve arkadaşları, yoktan var ettikleri Türkiye Cumhuriyeti için canlarını bile vermekten çekinmediler. Hepsi bilgili, kültürlü, Türk ve dünya tarihini çok iyi bilen yurtseverlerdi. Dünyanın tüm emperyalist devletlerine karşı, gerek savaş meydanlarında, gerekse diploması yolu ile masada Türk Milleti’’nin haklarını sonuna kadar savundular ve bizlere bu cennet vatanı ve Cumhuriyeti armağan ettiler. Onlar, bin bir yokluk içerisinde ’“önce vatan’” dediler ve şahısları ile ilgili parasal hiçbir talepleri olmadı; adam gibi yaşayıp, adam gibi öldüler.
İsmet İnönü ’“Milli Şef’” olması ve her dediğinin kanun olduğu bir dönemde Türkiye’’yi yönetmesine rağmen her zaman tenkide ve itiraza açık bir yönetim tarzı uyguladı. Ülkeyi 2. Dünya Savaşı’’na sokmayarak, yüz binlerce gencin ölümüne engel oldu ve ülkesi için hep en iyisini aradı.
Rahmetli Bayar ve Menderes de, Atatürk terbiyesinde yetişmiş devlet adamları idiler. ’“Yeter! Söz Milletindir!’” diyerek Türkiye’’nin ilk halk hareketini başlatıp ülkeyi 10 yıl yönettiler. Türkiye’’nin tarımda ve sanayide ilk kalkınma hamlesini başlattılar.
1961 yılında İmralı adasına asılmaya götürülürken dahi, bindirildikleri deniz motorunda dahi Türkiye’’nin Avrupa Birliği’’ne (o zamanki adıyla AET) katılma şartlarını tartışıyorlardı.
Sayın Süleyman Demirel, dünyada şu an hayatta olan en tecrübeli devlet adamıdır. Kendisi, muhteşem bir beyine ve Türkiye’’yi çok iyi tanıyan bir bürokratik geçmişe sahiptir. Dünyadaki liderlerin tümü tarafından aranmakta ve çeşitli konularda bilgisine başvurulmaktadır. 1965-1971 yılları arasında Türkiye, tarihinde ilk defa yıllık %5 enflasyon ve yıllık %7 kalkınma hedefini tutturmuştur. Demirel döneminde Türkiye bir şantiyeye dönmüştür. Bugün satılan satılmayan ne kadar eser varsa, hepsinin temeli o dönemde atılmıştır.
Rahmetli Turgut Özal ise masanın iki tarafında da bulunan bir kişi olarak, hem iş dünyasının hem de devletin problemlerini çok iyi bilen birinin yapması gerekeni yapmış ve Türkiye’’nin dışa açılması için gerekli yasal ve uygulamaya yönelik düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. Sayın Mesut Yılmaz da, bu düzenlemelerin çağdaş takipçisi olmuştur.
Rahmetli Bülent Ecevit, Türk siyasi literatürüne SAYIN kelimesini yerleştirerek, en sinirli olduğu zamanlarda bile beyefendiliğinden ödün vermeyen çizgisini korumuştur.
Rahmetli Alparslan Türkeş, bütün siyasi hayatı boyunca, Türk dünyasının birliği, beraberliği için mücadele etmiş, değerli bir Türk Milliyetçisi olmuştur.
Tüm bu ak saçlılarımız, görüşlerine katılsanız da katılmasanız da, zamanlarının DENİZLERDEKİ FENERLERİ gibiydiler. Millet için yaşadılar, millete hizmetten başka hiçbir talepleri de olmadı. Hepsini saygı ile anıyoruz.
Tüm bu iyi yetişmiş, ’“önce vatan’” diyen devlet adamlarından sonra, maalesef Türkiye’’deki tüm kurumlarda olduğu gibi siyaset kurumunda da çöküş başladı. Toplumumuzda ’“helal kazanç’” yerini, ’“nasıl kazanırsan kazan’”, dürüst yönetim ise, ’“köşeyi dön de, nasıl dönersen dön’”, anlayışına bıraktı. Esas felaket ise, ’“önce belediye başkanı ol, parayı nasıl bulursan bul, sonra bu şaibeli parayı ülke yönetimine hakim olmak için kullan ve iktidar ol, elde ettiğin siyasi güç ile Atatürk’’ün kurduğu laik Cumhuriyetin temellerini yıkmaya çalış’” zihniyetinin ülkeye hakim olmasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti gibi bir dünya ülkesini yöneten Sayın Başbakan’’ın eğitimine, tarih ve ekonomi bilgisine, üslubuna ve yakın çalışma kadrosuna lütfen bir bakar mısınız?Başbakan yardımcısı Sayın Bülent Arınç’’ın son bir hafta içerisinde yaptığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve muhalefet partileri hakkındaki konuşmalarını, geçmişte başbakan yardımcılığı yapmış olan Sayın Erdal İnönü’’nün zarif üslubu ile bir kıyaslar mısınız?
İşte içinde bulunduğumuz çöküntünün gerçek nedeni budur.
Bu yüzden, yukarıda ilk söylediğimiz ve ak saçlı diye andığımız kişileri, DENİZLERDEKİ FENERLER olarak kabul ediyoruz ve saygı duyuyoruz. Keşke bugünkü yöneticililerimiz de aynı kalitede olsalardı. Fakat onlar, DENİZLERDEKİ FENERLER yerine, sadaka hırsızlığı ile anılan DENİZ FENERİ’’ne yakın olmayı tercih ettiler. Allah ıslah etsin.