Demokrat Parti İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, kamuoyunun gündemini meşgul eden fon krizini yalnızca bir finansal skandal olarak değerlendirmeyi reddetti. Altıntaş, yaşananları “devlet krizi” olarak tanımlayarak kurumların içinin boşaltıldığını, keyfilik ve denetimsizliğin usul haline geldiğini savundu.

Altıntaş, konuşmasına ülkenin içine düştüğü genel tabloyu çizerek başladı. Altıntaş “İçinde yaşadığımız güzel ülkenin bugün karşı karşıya kaldığı problemlere baktığımızda her gün yeni bir problem, her gün değişik bir hadise, her gün değişik bir operasyon var. Artık hayretler içerisindeyiz; nerede yaşadığımızı, ne yapacağımızı bilemez noktaya gelmiş durumdayız” dedi.

Fon krizine dair kabul edilebilir bir açıklama bulmakta zorlandığını belirten Altıntaş, sözlerine klasik bir dizeyle devam etti: “Yiyin efendiler, yiyin. Bu han-ı iştiha sizin; doyuncaya, tıksıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin. Verir zavallı memleket ne verirse…” Bu alıntı üzerinden, hırsızlık ve doymazlığın meşrulaştırıldığı bir ortamın oluştuğunu iddia etti.

Altıntaş, Türk toplumunun geleneksel değerlerini hatırlatarak “ahlaklı olmak, Allah’tan korkmak, kuldan utanmak” gibi öğretilerin bugün ayak altına alındığını söyledi. “Hırsızlar artık ne Allah’tan korkuyor ne de kuldan utanıyor. Açıkça çalıyorlar. Utanma yok, arlanma yok. Biliyorlar ki korunacaklar” ifadelerini kullandı.

Ülkede vatandaşın ve bürokratın ikiye bölündüğünü ileri süren milletvekili, “İktidarın bürokratları vardır. Bunlar dokunulmaz ve sorumsuz kişilerdir. Her şeyi kendilerine hak görürler. Kibir abidesi gibidirler. Hırsız olsalar bile bunlara dokunulmaz ve sorgulanılmaz” dedi. Halkın da “iktidarı destekleyen birinci sınıf, diğerleri ikinci sınıf” şeklinde ayrıldığını belirtti.

“Çürüyen kurumlar devleti de çürütmüş”
Altıntaş şunları söyledi:

Her sıkıştığımızda işi dış güçlere havale ederek geçiştirmeye çalışıyoruz. Bu şartlarda bizi dış güçler belki yıkamayacak ama iç güçler bu hızla giderse bu işi iç güçler yapabilirler. Sizin için büyütülmesi gereken nedir? Bu fon krizi değil, hırsızlıktır, üçkağıtçılıktır. Bu krizi görmeden, görmezden gelen kurumların yöneticileri ve onların ortakları da hıyanet içerisindedir. İktidarın milletvekilleri salona gelmeyerek karar yeter sayısı sağlattırmayarak meclis iradesini zedelemiştir

Altıntaş, “Bu ülkede helal gıda sertifikası arıyoruz. Paranın dini milliyeti olmaz da diyoruz. Ama helal para aramıyoruz. Kullandığımız para helal mi, ak mı, kara mı diye sormuyoruz” dedi. Mağdurların paralarının kamu kaynaklarından ödenmeyeceği yönündeki açıklamalara karşılık, fon şirketlerine banka kurma izinleri verildiğini ve bu bankaların kamu bankalarından kredi kullanıp kullanmadığının sorgulanması gerektiğini belirtti. SPK ve BDDK yöneticilerinin derhal işten el çektirilmesini ve sorgulamanın zamana yayılarak üstünün örtülmemesini istedi.

Tugay’ın transferi sonrası boykot: CHP Grubu kararını açıkladı!
Tugay’ın transferi sonrası boykot: CHP Grubu kararını açıkladı!
İçeriği Görüntüle

Altıntaş, Meclis’ten geçen bir çerçeve kanunu için 19 Ekim’in Anayasa Mahkemesi’ne başvuru için son gün olduğunu hatırlatarak, Demokrat Parti olarak 120 milletvekili imzasıyla başvuru sürecinin öncülüğünü yapmaya hazır olduklarını açıkladı.

Altıntaş “19 Mart sendromu” olarak tanımladığı süreçte muhalefet belediyelerine yönelik operasyonlardı. “Hiç kimsenin sorgulanamaz olduğuna inanmıyorum. Herkes sorgulanabilir, yargılanabilir. Ancak bu sorgulamanın usul ve esası vardır. Eğer bu ülkede belediyelerin tamamının genel idareyi ele geçiren partinin güdümünde olmasını istiyorsanız, bu belediyeleri kapatın, onları valilikler gibi bir takım müdürlüklere bağlayın. Ama bu, demokrasiye karşı işlenecek çok büyük bir hata olur. Sadece muhalefet belediyelerinin cürüm işlediği, iktidar belediyelerinin kusursuz olduğu bir ortamda bu süreç yürütülüyorsa, akla belediyeleri kapatmak için gerekçe hazırlamak geliyor” diyerek sözlerini tamamladı.