EGEDESONSÖZ- Çeşme Belediyesi’ne yönelik geçtiğimiz günlerde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 şüpheliden 10’u tutuklandı.
Mahkeme, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Emre Can Durmaz, İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Buğçe Sağlamer, Fen İşleri Müdür Vekili Furkan Yiğit, inşaat mühendisi Okan Aktaş ve Emlak ve İstimlak Müdür Vekili Çağlayan Bingöl’ün tutuklanmasına karar verdi.
Tutuklananlar arasında ÇEŞTUR Büro Amiri Aziz Metin, pansiyon sahibi Metin Akpınar, büro yönetim elemanı Aydın Aydemir, işletme sahibi Yücel Güngör ve emlakçı Şahin Özer de yer aldı.
Şüpheliler hakkında “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “rüşvet”, “irtikap” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlamaları bulunuyor.
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, operasyonun ardından sessizliğini bozdu. Denizli, sosyal medya hesaplarından paylaştığı videoda operasyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Başkan Denizli, açıklamasında şunları söyledi:
Devam eden bir adli soruşturma hakkında konuşmanın gerektirdiği sorumluluğun farkındayım. Yargı makamlarının görev ve yetkilerine saygılıyım. Soruşturmanın selametine gölge düşürecek, delillerin değerlendirilmesini veya adli sürecin işleyişini etkileyebilecek herhangi bir tutum içerisinde olmak istemiyorum.
Edindiğimiz bilgiler çerçevesinde, çalışma arkadaşlarımıza yöneltilen soruların temelinde altı ayrı iddia bulunmaktadır. Bunlardan ilki, basına da yansıyan belediye arşivindeki evrakların imha edildiği iddiasıdır. İkincisi, bir iş insanının kendisinden hukuka aykırı menfaat temin edildiği yönündeki şikayetidir. Geriye kalan dört ayrı olay ise tutuklanan eski İmar Müdür Vekilimiz Buğçe Sağlamer'in boşanma aşamasında olduğu eşi E.S. tarafından dile getirilen şikayetlerden oluşmaktadır.
Öncelikle, kamuoyunda geniş yer bulan ve belediye arşivindeki bazı evrakların imha edildiği yönündeki iddialara açıklık getirmek istiyorum. 5 Ekim 2026 tarihinde yaşanan söz konusu olay, benim ve belediye başkan yardımcılarımızın önceden bilgisi ve talimatı dışında gerçekleşmiştir. Konu, ilgili yöneticilerimiz tarafından öğrenilir öğrenilmez, derhal belediyemiz bünyesinde idari soruşturma başlattık. Ancak bununla yetinmedik. Yine aynı akşam Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yani daha söz konusu iddialar kamuoyunun gündemine gelmeden, Çeşme Belediyesi olarak hem idari hem de adli makamların harekete geçmesi için gerekli resmi yazılarımızı yazdık.
Bu noktada, basına yansıyan ve kamuoyunda 'imha listesi' olarak adlandırılan belgeye ilişkin önemli bir bilgiyi de paylaşmam doğru olacaktır. İmha edildiği iddia edilen dosyalar, operasyonun gerçekleştiği 7 Ekim tarihinde eksiksiz olarak saat 16.30 sularında Buca Jandarma İl Komutanlığına tarafımızdan teslim edilmiştir. Dolayısıyla, kamuoyunda dolaşıma sokulan listede bulunan dosyaların imha edildiğinin kanıt olarak sunulmasının gerçeği yansıtmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü imha edildiği ileri sürülen dosyaların belediyemizin arşivinde bulunduğu ve yetkili kolluk birimlerine teslim edildiği somut bir gerçektir. Bunun haricinde ise diğer evrakların muhteviyatına ilişkin inceleme de, Başsavcılığın atadığı bilirkişi tarafından yapılacaktır. Bizim görevimiz, hiçbir iddianın üzerini örtmeden, hiçbir incelemenin önüne geçmeden, elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri yetkili makamlara sunmaktır. Bu olayda da yaptığımız tam olarak budur.
Soruşturmaya konu diğer olayda, bir iş insanından, belediye çalışanı olmayan bir iş takipçisi ile iki evrak kayıt çalışanının aracılığıyla para istendiği iddia ediliyor. Bu iddianın titizlikle araştırılmasını canı gönülden diliyorum; eğer ilgililerin bu suçu işledikleri sabitse de gerekli tüm hukuki sürecin işletileceğine inancım tamdır. Aynı iddiaya ilişkin açık bir şekilde belediyemizin de aslında bunun mağduru olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Bu konuda da belediyemizin hak ve menfaatlerini koruyacağımızdan kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın.
Değerli hemşehrilerim, bu soruşturmanın ana gövdesini oluşturan dört ayrı şikayet, eski İmar Müdür Vekilimiz Buğçe Sağlamer'in boşanma aşamasındaki eşi E.S. tarafından dile getirilmiştir. Bugün kimi basın yayın organlarında çokça çarpıtılarak 'örtbas edilmiş usulsüzlükler' diye sunulan şikayetler, savcılıktan ve kamuoyundan önce belediyemize yapılmıştır. Kişinin belediyemize yapmış olduğu her bir şikayet dilekçesi için ayrı ayrı disiplin soruşturması başlatılmış, ilgili dosyalar aynı gün muhafaza altına alınmıştır. Hemen ertesi günlerde Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığından da adli inceleme talebinde bulunduk. Dört ayrı şikayet dilekçesine ilişkin yürüttüğümüz denetim boyunca Kaymakamlığımıza düzenli olarak üst yazıyla bilgi verdik. Emniyetin ve Jandarmanın istediği her dosyayı, listesiyle birlikte teslim ettik. Dilekçelerle ilgili yaptığımız saha denetimlerinde, aykırılık tespit ettiğimiz şikayete konu olan bazı ada parsellerde 1-4 Haziran 2026 tarihleri arasında mühürleme işlemi gerçekleştirdik ve encümenimizce yaptırım kararı aldık. Kıymetli hemşehrilerim aylar önce korkunç bir iftiraya hedef olduğumda davet edildiğim savcılık makamında nasıl ifademi verdiysem ve adaletin sağlanması için vatandaşlık görevimi yerine getirdiysem bugün de suçlunun ortaya çıkması ve masumun da adalete kavuşması için adli makamlara gerekli tüm desteği sağlayacağım. Tam da bu noktada soruşturmaya konu olan dört ayrı şikayetin kaynağına ilişkin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini düşündüğüm hassas bir husus bulunmaktadır. Bu dört olaya ilişkin şikayetlerde bulunana E.S ile tüm taraflar arasında farklı farklı aile içi şiddet, iftira, tehdit ve özel hayatın gizliliği ihlali iddialarını da içeren ciddi hukuki ihtilaflar uzaklaştırma kararları bulunduğu tarafımıza ve basına yansıyan bilgiler arasındadır. Bu kapsamda, E.S hakkında eşine ve çocukların yönelik fiziksel şiddet ve tehdit iddialarının hem basına yansıyan, hem de soruşturma memurluğumuza daha önce sunulan beyanların olduğu, eşinin özel hayatına ilişkin görüntüleri sosyal medya üzerinden paylaştığı, bugün soruşturmaya konu olan bazı kişilerin de iftira ve uzaklaştırma kararları olduğu yönünde de iddialar bulunmaktadır. Bu iddiaların hukuki değerlendirmesini yapmak, herhangi bir kişi hakkında peşinen suçluluk hükmü vermek benim görevim değildir. Ancak devam eden soruşturmanın şikayetçi tarafında yer alan bu kişiyle ilgili yargıya intikal etmiş ciddi iddiaların bulunmasının beyanlarının değerlendirilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum. Yetkili makamların bu değerlendirmeyi yanlızca dosyanın içindeki iddialarla değil, toplumun üstün yararını dikkate alarak yapacağına; ihtiyaç duyulan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması konusunda gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.
Elbette ne gözlerimi kapatarak gerçekte oluşmuş bir suça sırt dönecek ne de herhangi bir insanı peşinen mahkum edeceğim. Bu süreçte henüz haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmayan çalışma arkadaşlarımızın aileleri de kamuoyunun peşin hükümlerinden korunmalıdır. Bugün bu meseleleri değerlendirirken yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına güvenmeyi de vazgeçilmez görüyorum. Kamu yöneticileri olarak bizler soruşturulmayalım, haklarında iddia olanlar yargılanmasın demiyoruz. Kamuda olan her bir iddia titizlikle incelenmeli ve herkes adil bir şekilde hukuki ölçülerle yargılanmalıdır. Hata suç işleyen varsa da kesinlikle hesabını vermelidir."





