Suriyeli bir anne, Hadice Meskani…

Üç çocuğu ve tesisatçı eşiyle Halep'te olabildiğince mutlu bir yaşamı vardı.

Savaş denilen o kara kabus üstlerine çökene kadar…

***

Emira'sı 10, Bekir'i 8, Bilal'i 5'ndeydi.

Çocuklarına iyi bir gelecek hayali kurduğu evin üstüne bombalar yağdı.

Bir Kanas mermisi sırtını sıyırdı 34'ündeki Hadice'nin…

***

'Gidelim' dedi beş yaş büyük eşi…

Bilinmeyen bir hayata doğru, birkaç parça eşya ve üç çocukla yola çıkıldı.

Görünmez bir mermi kalbini deldi sanki genç annenin…

***

Hayatın bundan sonrası sığınmaktı…

Her yeri rutubete kesmiş derme çatma, yarı karanlık eve başını sokmaktı.

O görünmez mermi her gece mi delerdi insanın kalbini…

***

Baba Ahmet hurdacıydı yeni hayatta…

Akşam sofraya bir kap yemek koyabilmek için ve buna da 'çok şükür'dü.

Şükredilip yatılan gecelerin başlaması artık iyiye işaretti.

***

Hepsi sevmişlerdi, İzmir 'memleket'ti…

Emira okula yazılmış, 3 ay önce de aralarına 'yeni bir kardeş' katılmıştı.

Hadice 'İzmir' olsun istemişti ama ortak kararla adı Elif'ti.

***

Dünyalar güzeli Elif, yaşam sevinciydi.

Hurda diye atılmış bir dikiş makinesinin başına oturmak zamanıydı.

Ne de olsa genç kızlığında dikiş öğrenmişti, becerikliydi.

***

Türkçe tek söylediği, 'İzmir güzel'di.

Emira'nın tercümanlığıyla Elif'ine kimlik çıkarabilmek şimdiki derdi.

O kimlik çıkmadan, dünyalar güzeli kızı İzmirli olamazdı ki…

***

Hadice kararlı, kızına 'kimlik' çıkmalı…

Bir yıldır yaşadıkları Gaziemir yazmalı 'Doğum Yeri'nde, bu Elif'in hakkı…

Kimlik peşinde koşarken 3 aylık olan kızının memleketi mutlaka İzmir olmalı…

***

Bu azim varken, başarır Hadice…

Üç çocuğuna'haram' diye uzatılan parayı almamayı öğretmişse eğer…

Alamasa da kimliğini Elif, annesinden kazanacak çok sağlam bir kişilik...