Vasatlık zirveye çıktı, insanlık dibi gördü;
Tabuları yıkmanın, putları kırmanın zamanı geldi.
Kapitalist sistemde, tüketim toplumunun “olmak” değil de “sahip olmak” tercihi, “önemli” olanı ön plana çıkarırken “değerli” olanı geri plana itti.
Sahip olmak ve önemli olmak, tüketirken tükenişin düsturu oldu.
Tüketim kültürünün inşa ettiği gösteri toplumunun görüntü ve gürültüden ibaret kendini ifade biçimi, “önemli” olmanın ucuzluğuyla hemhal; Ve “önemli” olanın sığlığı, vasatı oluşturuyor.
Vasat, ucuz ve sığ olan ise sahiciliği yok ediyor, iki yüzlü ahlak eşliğinde sahteliği inşa ediyor. Böylece, yalanın en yüce değer olduğu koşullar ortaya çıkıyor.
Tüketerek tükenen insanın vasatlaşması, insanın evrimini de tartışmaya açtı. İlerleyerek, gelişerek ulaştığı aşama “aptal toplum” olunca, evrimin ahvali elbet de sorgulanıyor. Bilgi toplumundan aptal topluma evrilmek, ne demek!
Vasatlaşmanın, bilgi toplumundan bilişim toplumuna geçiş sürecinde, insan aklının akıllı sistemlerle buluşmasıyla eş zamanlı olması bir tesadüf değil; ardından, dijital devrimin insan aklını kuşatmasıyla aptal toplumun kapıları açıldı.
İnsanın yapay zekaya teslim olma arzusu, kendisini yöneticilere teslim etme alışkanlığının tezahürüdür. Şimdi, kendisinin yerine düşünen ve karar veren yapay zekâ ile beynini daha da az kullanacağı koşullara hazırlanıyor.
Acı gerçek; Vasatlığın zirveyi tutması ve sanayi devriminin getirdiklerinin tasfiyesi sonucu çöken paradigmanın yarattığı belirsizlikte, suç işlemek olağanlaştı.
En tepedekilerin hukukun yerine kendi ahlakını koyması ve karar süreçlerini böylece oluşturması, toplumun bütün katmanlarında keyfiliği kışkırtıyor.
Ve zirvelerde hal böyle olunca, herkes kendince kural koymaya başladı.
Zirvenin ahvalinin verdiği mesaj; muktedirler artık yeryüzünü yönetemiyor. Siyasetçiler ise sadece sinir bozuyor. Ne iktidardan ne muhalefetten hayır var.
Sokaktaki insan başının çaresine bakıyor.