İnsanlar televizyonda ne izleyeceğini şaşırıyor. Bu birbirinden güzel dizilerin maalesef birçok insanın dikkatini dağıtmak için bire bir olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Eskiler radyo başından ayrılmazlarmış. Haberleri atlamayalım, memleketten haberimiz olsun, diye. Şimdilerde haber takip eden insan sayısı o kadar azaldı ki… Hatta onları da kendi aralarında sınıflandırabiliriz. Magazin, futbol ve çok az sayıda gündem takipçileri… Allah göstermeye ola ki sıkıyönetim ilan edilse, bir çok insan buna inanmakta güçlük çekecektir. Kendi ulusal gündemimize bile o kadar yabancıyız ki… Adeta hipnoz ediliyoruz. Burnumuzun dibinde fırtınalar kopuyor da biz sadece kabuğumuza çekiliyoruz. Ne oldu bize? Peki ya neden bu sessiz kalış? Niye hep sorguları ve zarar görmemeleri tekil birinci şahıslar üzerinde döndürüyoruz? Niye biz olamıyoruz. Neden haksızlığa set olup hakkı yenilenden yana olamıyoruz? Bu millet özgürlük ve bağımsızlığını evde oturup bana dokunmasınlar da ne yaparlarsa yapsınlar diyerek mi kazandı? Bu millet zulme direndi. Bu millet bir avuç özgürlük için nice canını ortaya koydu. Mustafa Kemal'in evlatlarını anlayamıyorum. Cumhuriyetin çocuklarını ve onlara Cumhuriyeti anlatan öğretmenleri, anneleri ve babaları… Daha ne kadar sürecek. Daha ne kadar izin vereceğiz. Bizim olanı bize sanki sadakaymış gibi sunan zihniyete daha ne kadar göz yumacağız.

Gönlüm bu kötü rüyadan bir an önce uyanmamızı arzu ediyor. Memleketin en yüksek kademeleri her geçen gün yeni bir söylenti içerisinde yer alırken bu söylentiler beraberinde güvensizliği de getiriyor. Peki kime? Peki neden? Peki niçin? Peki nasıl?

Hep söylerim. Söylemekten de hiç bıkmayacağım. Yazmak çok güzel. Hele de özgürce yazabiliyorsan. Bir dalganın kıyıya vuruşu kadar özgürse kelimeler... Bir martının kanat çırpışı kadar bağımsızsa cümleler… Ve öznesi belli, yüklemi belliyse anlatılanın işte o zaman keyfine denilecek yok yazanın… Şimdilerde yazmak çok güzel ama inanın bir o kadar da zor… Yazanın değerini iyi bilmek gerek… Yazmadığı vakitlerde halini sormak hatır yoklamak gerek. Bir bilseniz ne için yazdığını… Bir bilebilseniz neden…
Görüntüler değişik ekranlarda ve manşetler ayrı ayrı atılıyor gazetelere… Pek çoğumuz biliyor aslında, özü aynı haberlerin… Ergenekon okulda, Ergenekon tatilde, Ergenekon askerde vs. vs. vs… Ama Deniz Feneri nerde? İşte bunu bilen yok! Unuttuk her bir şeyi... Durmak yola devam!

Her yere doğalgaz döşenen büyükşehirlerde lpg daha mı uygun acaba soruları şekilleniyor. Silivri'de ne için yattığını bilmediğimiz bir sürü insan var. Düzeltmeler ve basın açıklamaları adeta kurumların vazgeçilmezi haline geldi. Her kurum birbirinden uyuz kapar bir hal aldı. Nereye kadar gider bilmem. Ve bu film nasıl biter… İnandığım tek şey ise ülke olarak zor günler geçirdiğimiz. Umarım insanlar bir şeyden anlamıyor numarası yapıyorlardır. Değilse yani gerçekten kimse bir şey anlamıyorsa bu çok ürkütücü…

Herkes şimdi gözlerini lütfen bir dakika kapatsın. Kim seslenirse seslensin ve hangi güzel ya da kötü sesi duyarsa duysun bakmasın. Ne kadar kötü değil mi? Görememek ne kadar kötü. Lütfen çevremizde olup bitenlere boş boş bakmayalım. Duyarsız kalmayalım. Her ne uğruna olursa olsun hakkı arayalım. Peşine düşelim hakkın. Zira bugün başkasının hakkı yenilirken ki sessiz kalışımız yarın kendi hakkımız yenilirken atacağımız çığlıkların habercisidir.