1980 darbesi, yüzyıllık laik Cumhuriyet’i ve 1924 Anayasası ile oluşturulan sosyal sözleşmeyi, toplumsal mutabakatı ortadan kaldıracak sürecin miladıdır.

24 Ocak kararlarını izleyen Seksen darbesiyle başlatılan “büyük oyun” son aşamasına gelmiş bulunuyor.

1980-2000 döneminde, devlet bürokrasisinde tasfiye edilen laik hukuk devletine bağlı kadrolardan sonra, küresel dönemin ikinci aşaması olan 2002 ve sonrasında, siyasal alanda nitelikli insanlar da tasfiye edildi. Sivil, askeri bürokrasi ve siyasal alan, yeni dünya düzeniyle uyumlu hale getirildi.

Ve böylece, Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürme operasyonu son aşamasına geldi.

İki binli yılların İslam soslu neo liberal döneminin siyasal yapısı, AKP-CHP hattında inşa edilmiştir. İktidar-ana muhalefet siyaseti bu döneme özeldir. Ana muhalefet, bir bakıma, iktidarın meşruiyetini güçlendirmiştir.

24 yıldır, o bildiğimiz yüzyıllık Cumhuriyet’in tasfiyesi bütün alanlarda kesintisiz sürüyor. Soru sormayı unutan, eleştirel aklı terk eden, “aptal toplum” ile mütecanis gelecek inşa ediliyor. Ve iktidar-ana muhalefet ekseninde olanları nasıl ele almak gerektiği konusunda akıllar karışık.

CHP’de siyaset manzaraları umut kırıcı. Parti’de köşeleri tutan yeni yapının ezbere söyledikleri sinir bozuyor. Atatürk istismarı had safhada.

Oysa, Türkiye yol ayrımında. İslamcı Doğu despotizmi Türkiye’yi teslim almak üzere. Yeni Türkiye ve yeni Osmanlı teraneleriyle Arap kültürüne yamanan ülkede yarılma gün be gün derinleşiyor.

Laik Türkiye Cumhuriyeti ve Türk kimliği yoğun saldırı altında iken, İmamoğlu vakasının altında bırakılan Cumhuriyet savunmasının faturası çok ağır olacak.

Yeni Dünya düzeninde, endüstri devrimi sonrasına hazırlıklar artan hızla sürüyor. CHP ise söz israfından medet umuyor. Cuma namazlarından, Umre’den mesaj vererek siyaset yapılıyor.

Yanı sıra, Özgür Özel’in açıklamalarının yüzeyselliği çok sıkıntılı. Ülkede yoksulluk bitecek… AB’ye gireceğiz… Vizesiz dolaşım başlayacak…

Açıklamaları gösteriyor ki bu konular iyi çalışılmamış. Avrupa’da, AB’nin ekonomi politikaları ve güvenlik politikaları tartışılıyor. ABD ile ilişkiler sonlanıyor. Büyük çöküş açıklamaları birbirini izliyor. Kuzey Atlantik’ten Doğu Akdeniz’e uzanan yeni ittifak koşulları oluşuyor.

Hal böyle iken, yeni koşullarda, Batı Bloku ile ilişkilerin nasıl sürdürüleceğini, yeni politikaların nasıl oluşturulacağını konuşmak yerine, üstünkörü açıklamalarla durumu geçiştirmek, ciddi güven sorunu yaratıyor. 6’lı Masa ile muhalefet bloku oluşturma çabalarını geliştirmek yerine yerden yere vuran yönetim, ortak aklın zaruretini yeni fark ediyor.

CHP’den beklenen, kurulmakta olan yeni Dünya düzeninde, Avrupa ile birlikte politika üretmenin yollarının inşasıdır. Yeni Batı Bloku fikri üzerine siyaset oluşturma yollarının açılmasıdır. Parti’de bu konuların konuşulduğu alanlara ihtiyaç var. Ve oy verdiğimiz CHP’den bunu beklemeye hakkımız var.

Bakalım, “350 kişi ile 20 vaat” halka ne ifade edecek?

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, böyle gitmeyeceğini görüyor.

CHP yönetiminin de artık görmesi gerekir.