Sivas Kongresi'ne İstanbul'daki askeri tıp öğrencileri adına delege olarak katılmış olan bir askeri tıp öğrencisi Manda tartışmalarının yapıldığı sırada söz alarak, Mustafa Kemal Paşa'ya hitaben şu konuşmayı yapmıştır: ''Paşam! Delegesi bulunduğum tıbbiye, bağımsızlık savaşımızı başarmak için açtığınız çalışmalara katılmak üzere beni gönderdi. Amerikan mandasını kabul edemem. Kongre bu yolda bir karar verecek olsa bile, bunlar kim olursa olsun, bütün gücümüzle karşı çıkarız. Varsayalım ki, Amerikan mandasını siz de onayladınız. Size de karşı geliriz. Sizi kurtarıcı değil, batıcı sayarız. Tel'in ederiz.'
Mustafa Kemal Paşa da bu sözler karşısında çok duygulanıp 'Arkadaşlar, gençliğe bakın! Türk Milletinin taşıdığı asil kanın ifadesine dikkat edin. Çocuğum kaygılanma; gençliğimiz ile övünüyorum. Parolamız tekdir ve değişmez: Ya istiklal ya ölüm' diyordu...
Mustafa Kemal Paşa da bu sözler karşısında çok duygulanıp 'Arkadaşlar, gençliğe bakın! Türk Milletinin taşıdığı asil kanın ifadesine dikkat edin. Çocuğum kaygılanma; gençliğimiz ile övünüyorum. Parolamız tekdir ve değişmez: Ya istiklal ya ölüm' diyordu...
Bu tıp öğrencisinin adı Hikmet'ti. Tarih onu 'Tıbbiyeli Hikmet' diye yazdı. Bu yazımda sizlere 14 Mart Tıp Bayramı'nın da fikir babası olan Tıbbiyeli Hikmet'i aratmayan bir isimden bahsetmek istiyorum. Prof. Dr. Hakkı Akalın… Kendisi dünyaca ünlü bir kalp cerrahıdır. Yıllar önce İzmir'in milletvekili olarak Ankara'ya taşıdığı değerli bir düşün adamıdır. Çok sevdiğim bir ağabeyimin tavsiyesi ile Sn. Akalın'ın kaleme aldığı güzel bir yazıya ulaştım. Ve büyük bir heyecanla okuduğum bu yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim. Bugüne dair kaygıların dile getirildiği o güzel yazıyı okuyunca 'Tıbbiyeli Hikmet' yani Hikmet Boran gözümde canlanıverdi.
İşte değerli büyüğüm Prof. Dr. Hakkı AKALIN'ın kaleme aldığı 26 Aralık 2010 tarihli 'Henüz iş işten geçmeden' başlıklı o güzel yazısı…
'… Ey ağlayan dövünen, bana Basra ile Musul yıkılmadan ağla dövün! Ölümden evvel feryat et, başına topraklar saç. Ölümden sonraysa ağlama, dayan. ...' (MESNEVİ CİLT 6)
Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaşlaşma devrimi ve altı ok ilkeleri, Anadolu ve Trakya'nın tarihsel ve felsefi birikimi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ideolojisini besleyen ana kaynaktır.
CHP, bu ideolojik birikim, değer ve duyarlılıklar temelinde Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin tam bağımsızlık ruhunun temsilcisidir.
Laik ve demokratik cumhuriyetin kararlı savunucusudur.
Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde oluşturulan çağdaş Türkiye modelinin güvencesidir.
CHP'nin altı okla tanımlanan tarihsel bir geçmişi, görevleri ve bugünümüze ışık tutan ilkeleri vardır.
Altı Ok İlkeleri ile tanımlanan Kemalizm ve sosyal demokrasinin çağdaş bir sentezi olan CHP'nin ideolojisi, emperyalizme, kurulu düzenin yanlışlıklarına, eşitsizliğe, gericiliğe, sömürüye, imtiyazlara başkaldırıdır.
Uluslaşma sürecinin, laik Cumhuriyet yapılanmasının, çağdaşlaşma hedefinin, Aydınlanma Devriminin sürekliliğinin ifadesidir.
CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleştirdiği devrimlere koşulsuz bağlı olan anlayışla her alanda sürekli bir yenilenme ve değişimi gerçekleştirmeye kararlı bir partidir.
CHP'nin ideolojik özü, ilkeleri ve kuruluş felsefesi Parti Programı'nda tanımlanmıştır.
Parti'nin ideolojik özünü oluşturan ilkeleri çıkartıp, bir kenara atarsanız o parti CHP olmaz, başka bir parti olur.
Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ideolojik özü, ilkeleri ve felsefesinin bütünlüğü içinde belirlenmiş olan parti politikaları titizlikle korunmalıdır.
CHP oylarını bugüne kadar bu ilkeleri ve ideolojik özü benimsemiş ve bu ilkeler doğrultusunda hareket etmiş olan Atatürkçülerden, cumhuriyetçilerden almıştır ve özünden uzaklaşmadıkça bu oyları almaya devam edecektir.
Genel Başkan'ın büyük bir komployla değiştirilmesinden ve özellikle 18 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilen 15. Olağanüstü Kurultay'dan sonra seçilen yeni parti yönetiminin kendisine farklı bir rota çizmeye çalıştığını, Parti'nin kuruluş felsefesinden ve ideolojik özünden saptıklarını üzülerek görmekteyim.
Oyları artırabilmek için kestirme yollar aramaya kalkışmak ve birden bire iktidara gelme hevesleri CHP'yi yanlış bir yola, bilinmez bir karanlığa doğru sürüklemektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi'ni değiştirerek, dönüştürerek, ideolojik özünü bozarak partiyi iktidara taşımak ve Türkiye'ye yarar sağlamak mümkün değildir.
Henüz vakit varken, seçim sürecine girilmeden ve iş işten geçmeden uyarmakta yarar görüyorum.
'Yeni CHP' gibi söylemlerden vazgeçilmeli ve Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu CHP'ye yeniden sahip çıkılmalıdır.
Ulus ve vatan sevgisinden, üniter yapıdan ve bu yapıyı taçlandıran cumhuriyetimizden ve laik, demokratik, sosyal hukuk devletinden asla vazgeçilmemelidir.
Parti içi demokrasinin bir gereği olarak parti organlarında yeterince tartışılmadan, genel bir mutabakata ulaşılmadan parti politikaları, kesinlikle değiştirilmemelidir.
Son günlerde açık denizlerin derin ve dalgalı sularında sancak gemisinde izlediğimiz karmaşayı, 87 yıl önce kurulmuş olan Parti, geçmiş deneyimlerin ışığı altında aşacak güçtedir.
Aşmalıdır.
Emperyalizme karşı ulusal başkaldırının öncüsü olan ve Kuvayi Milliye, Müdafaa-i Hukuk, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin bir devamı olarak 9 Eylül 1923'de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan, Cumhuriyeti kuran, devrimleri yapan ve daha sonra demokrasiye geçilmesini sağlayan Cumhuriyet Halk Partisi bunu gerçekleştirebilir.
Çünkü ülke koşulları Cumhuriyet Halk Partisi'ni buna mecbur kılmaktadır.