EGEDESONSÖZ - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 29 Temmuz 2026 tarihinde imzalanan ve 13 Ağustos’ta kamuoyuna duyurulan kararla, Çakabey Mahallesi’ndeki yaklaşık 5,81 hektarlık alanda 18 bin 163 güneş panelinin kurulmasının önü açıldı.
ÇEŞÇEP tarafından yapılan açıklamada, projenin hayata geçirilmek istendiği alanın Çeşme’nin merkezinde ve deniz manzaralı olduğunu belirtilerek projeye karşı çıkıldı. Dernek, daha önce proje kapsamında yapılması planlanan halkın katılımı toplantılarının üçünün de bölge halkının tepkisi nedeniyle gerçekleştirilemediğini savundu.
“HALKIN SESİ DUYULDU AMA YOK SAYILDI”
ÇEŞÇEP, Bakanlık yetkililerinin sahada toplantıları iptal ettiğini öne sürerek, “Bu, halkın sesini duymadığı bir süreç değil; halkın sesini gayet net duyduğu, duyduğu halde yok saydığı bir süreçtir” ifadelerini kullandı.
Dernek açıklamasında projenin çevresel boyutunun yanı sıra arazi kullanımına ilişkin ekonomik sonuçlarına da dikkat çekildi.
“2 MİLYON DOLARLIK YATIRIMLA 200 MİLYON DOLARLIK ARAZİ”
ÇEŞÇEP, Enerjisa Enerji Üretim A.Ş.’nin yüzde 40 hissesinin Sabancı Holding’e, yüzde 40 hissesinin ise Almanya merkezli E.ON’a ait olduğunu belirtti.
Proje kapsamında yaklaşık 60 dönümlük kamu arazisinin 49 yıllığına kullanılacağını savunan dernek, söz konusu arazinin güncel rayiç değerinin yaklaşık 200 milyon dolar olduğunu iddia etti. Açıklamada, projenin resmi belgelerde yer alan yatırım bedelinin ise 89 milyon 907 bin TL, yaklaşık 2 milyon dolar olduğu belirtildi.
ÇEŞÇEP, bu rakamlar üzerinden projenin enerji yatırımından çok “arazi ele geçirme operasyonu” niteliğinde olduğunu savundu.

DANIŞTAY KARARINI HATIRLATTILAR
Dernek ayrıca aynı bölgede daha önce faaliyet gösteren rüzgar enerji santraline ilişkin imar planlarının Danıştay 6. Dairesi tarafından bozulduğunu belirtti.
ÇEŞÇEP, söz konusu kararın sit alanının bütünlüğünün göz ardı edildiği ve kamu yararına aykırılık bulunduğu gerekçeleriyle verildiğini ifade etti. Dernek ayrıca, aynı şirketin geçmişte 49 yıllığına tahsis edilen sahanın önemli bir bölümünün bugün kullanılmadığını ileri sürdü.
“TARIM VE SİT ALANINA İZİN VERİLİYOR”
Proje alanının tarım arazisi ve 3. derece doğal sit alanı statüsünde olduğunu belirten ÇEŞÇEP, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin olumsuz görüşüne rağmen projeye ÇED Olumlu kararı verilmesine tepki gösterdi.
Dernek, kararın kamu yararı, halkın katılımı hakkı ve Anayasa’nın 56. ve 63. maddeleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
DAVA İÇİN DESTEK ÇAĞRISI
ÇEŞÇEP, ÇED Olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle idare mahkemesinde dava açacağını açıkladı. Dernek, dava açma süresinin son gününün 13 Eylül 2026 olduğunu ve dava dosyasının hazırlandığını duyurdu.
Bilirkişi incelemesi, keşif, uzman görüşü ve yargılama giderleri nedeniyle maddi desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirten dernek, Çeşme halkına ve projeye karşı çıkan yurttaşlara destek çağrısında bulundu.
ÇEŞÇEP, dava sürecine katkı sunanlara yapılan harcamalara ilişkin dökümün şeffaf şekilde sunulacağını bildirdi.
Açıklama şu şekilde:
SABANCI ÇEŞME'NİN GÖBEĞİNDEKİ 200 MİLYON DOLARLIK ARAZİYE, 2 MİLYON DOLARLIK YATIRIMLA EL KOYUYOR
Bakanlık halkı dinlemedi; Sabancı-E.ON ortaklığı Çeşme merkezinde, deniz manzaralı bir kamu arazisini 49 yıllığına devralıyor
Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP)
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 29 Temmuz 2026 tarihinde imzaladığı ve 13 Ağustos 2026'da kamuoyuna "duyuru" adı altında sunduğu kararla, Çeşme'nin Çakabey Mahallesi sınırları içinde, kentin tam merkezinde ve deniz manzaralı, Çeşme'nin en değerli topraklarından birinde, Enerjisa Enerji Üretim A.Ş.'ye ait "Çeşme RES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi Santrali" projesine ÇED Olumlu kararı vermiştir. 9,9897 MWm/MWe kurulu güçte, 5,81 hektarlık bir alana 18.163 güneş paneli dikilecektir.Kararın arkasındaki gerçek, duyuru metninin resmi diline hiç yansımamaktadır: bu, halkın açık, sürekli ve örgütlü itirazına rağmen alınmış bir karardır.
Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) olarak bu süreci en baştan takip ettik. Bu proje için yapılması planlanan halkın katılımı toplantılarının üçünü de, Çeşme halkının kitlesel tepkisiyle fiilen yaptırmadık.Bakanlık yetkilileri bizzat sahada, "halk dinlenmek istemiyor" diyerek toplantıları kendileri iptal etti. Yani bu, halkın sesini duymadığı bir süreç değil; halkın sesini gayet net duyduğu, duyduğu halde yok saydığı bir süreçtir.
Asıl vurgulamak istediğimiz nokta ise şudur: bu proje bir enerji yatırımı değil, bir arazi ele geçirme operasyonudur. Enerjisa'nın yüzde 40 hissesi Sabancı Holding'e, yüzde 40 hissesi Almanya merkezli E.ON'a aittir. Bu ortaklık, Çeşme'nin merkezinde, deniz manzaralı, turizm potansiyeli son derece yüksek yaklaşık 600.000 metrekarelik (60 dönüm) bir kamu arazisini 49 yıllığına kullanma hakkı elde etmektedir. Bu arazinin bugünkü rayiç değeri 200 milyon dolar civarındadır. Buna karşılık şirketin taahhüt ettiği yatırım bedeli, resmi belgelere göre 89.907.000 TL, yani yaklaşık sadece 2 milyon dolardır.
Açık söylüyoruz: 2 milyon dolarlık bir yatırım karşılığında, 200 milyon dolarlık bir araziye el konulmaktadır. Devletin öz malı olan bu toprak, gerçek değerinin yüzde birine bile ulaşmayan bir bedelle, yarım yüzyıla yakın bir süreliğine bir Türk-Alman şirket ortaklığına devredilmektedir. Bu oran, tek başına, bu işin enerji üretimiyle değil, arazi rantıyla ilgili olduğunu ortaya koymaya yetmektedir.
Üstelik bu şirketler topluluğunun Çeşme'deki sicili de temiz değildir. Aynı sahada daha önce faaliyet gösteren, sonradan Sabancı/Enerjisa çatısına geçen rüzgâr enerjisi santraline ait imar planları, Danıştay 6. Dairesi tarafından, sit alanının bütünlüğünü gözardı eden ve kamu yararına aykırı bulunarak bozulmuştur. Aynı bölgede, aynı ortaklığın geçmişte EPDK'dan 49 yıllığına aldığı sahanın önemli bir bölümü bugün fiilen atıl durumdadır.
Elinde zaten 49 yıllığına tahsisli, kullanılmayan bir arazisi bulunan bir şirketin, ısrarla Çeşme'nin merkezinde, deniz manzaralı yeni bir araziyi talep etmesinin tek makul açıklaması vardır: asıl talep edilen şey enerji değil, topraktır.
Bu karar, yalnızca bir çevre ihlali değil; kamu yararı ilkesinin, halkın katılımı hakkının ve Anayasa'nın 56. ve 63. maddelerinin açık biçimde çiğnenmesidir.Tarım arazisi ve 3. derece doğal sit alanı statüsündeki bir sahanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin olumsuz görüşüne rağmen betonla ve panellerle kaplanmasına izin verilmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Bu, Çeşme'nin geleceğinin, halkın iradesinin ve bölge halkının ekmek kapısı olan tarım topraklarının, iki büyük sermaye grubunun ticari çıkarına feda edilmesidir.
Devletin öz malı olan bu toprağın, gerçek değerinin çok altında bir bedelle elden çıkarılmasını vatana ihanet muamelesi olarak görüyoruz.
ÇEŞÇEP olarak bu kararı hukuk önünde bırakmayacağız. İdare mahkemesinde, hem yürütmenin durdurulması hem de kararın iptali istemiyle dava açıyoruz;
dava açma süresinin son günü 13 Eylül 2026'dır ve dosyamız hazırdır. Ancak bu davanın bir bedeli vardır; bilirkişi incelemesi, keşif, uzman görüşü ve yargılama giderleri, küçük bir sivil toplum kuruluşunun tek başına karşılayabileceği rakamlar değildir.
Çeşme'yi seven, bu değerli arazinin gelecek kuşaklara bırakılması gerektiğine inanan, bu haksızlığı kabul etmeyen her vatandaşı, bu davaya küçük de olsa maddi destek vermeye çağırıyoruz.
Destek olmak isteyenler derneğimize ulaşabilir; katkı yapan herkese harcama dökümü şeffaf biçimde sunulacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP)




