Ekonomi ve siyaset en çok bildiğimiz iki konudur. Mahalledeki manavdan, sanayi devlerinin patronlarına; köydeki çiftçiden, üniversitedeki hocaya kadar herkesin siyaset ve ekonomi hakkında söyleyeceği üçbeş söz muhakkak vardır. Hatta yeri geldiği zaman mangalda kül bırakmayız; hükümetler kurar, hükümetler deviririz. Altın, döviz ve borsa da ahkam keser, ekonomistlere taş çıkartırız. Tüm söylemlerimiz kulaktan dolma bilgilerden oluşan dedikodulardan ileri gitmez (Bilinçli siyasetçiler ve ekonomistler hariç). Oysa 'Ekonomi ve Siyaset' birbirini tamamlayan ve toplum hayatının devamı için son derece önemli olan iki bilim dalıdır. Ekonominin kötü olduğu bir ülkede siyasetin başarısından bahsedilemeyeceği gibi; siyasi istikrarsızlığın hakim olduğu bir ülkede de ekonominin iyi olması beklenemez.
İçinde bulunduğumuz şu günlerde, siyaset ve ekonomi gündemdeki yerini sürekli koruyor. Dünya üzerindeki ekonomik kriz, Euro bölgesinin artan borç yükü ve son olarak Avrupa Birliği (AB)'nin Yunanistan için onayladığı 'kurtarma paketinin' Yunanistan'da referanduma götürülecek olması, küreselleşmenin kaçınılmaz sonucu olarak tüm piyasaları sarstı. Gelecek adına ekonomik endişeler artarken, bir kez daha gözler 'ekonomik kriz ve iş hayatımıza etkileri' ne çevrildi. Böylesine sıcak ve önemli bir gündemde ekonomi ve siyaset konuşanların, dedikodu ve magazin haberlerle değil, daha bilimsel ve gerçekçi söylemlerde bulunmaları ve bu konulardaki gelişmeleri yakından takip etmeleri beklenir.
İlklere öncülük eden İzmir, 2-3 Kasım 2011 tarihlerinde 'Ekonomik Kriz ve İşgücü Piyasaları' konulu, '21.Uluslararasi Cedimes Kolokyumu'na ev sahipliği yaptı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ATMER (Dokuz Eylül Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Cedimes-Türkiye ekibi işbirliğinde gerçekleşen kolokyuma çok sayıda ülkeden uzman akademisyen katılarak görüşlerini ve önerilerini paylaştı.
Cedimes hakkında kısa bilgi vermek istiyorum;
Kısa adı Cedimes olan Ekonomik ve Sosyal Gelişmeleri ve Uluslararası Kalkınmayı Araştırma Merkezi, Paris-XII Val de Marne Üniversitesine bağlı olarak Dünya ölçeğinde çalışan bir organizasyon. Enstitü başkanlığını Prof. Dr. Claude ALBAGLI yürütüyor. Enstitünün Kanada'dan Fas'a, Kongo'ya, Madagaskar'a, Suriye'den Rusya Federasyonuna, Kazakistan'a, Çin'e, Japonya'ya kadar uzanan beş kıt 'aya yayılmış geniş bir coğrafyada 40'a yakın ülkede müdürlükleri ve 1500'e yaklaşan üyesi var. Üyelerinin büyük bir çoğunluğu ülkelerinde tanınmış ve alanında uzman profesör, dekan, rektörler, üst düzey yönetici ve bürokratlardan oluşuyor.
Enstitünün Yüksek İstişare Konseyinde Senegal Eski Cumhurbaşkanı Abdou Diouf, Fransa eski Başbakanlarından Pierre Messmer, 1988 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Maurice Allais gibi şahsiyetler bulunuyor. Enstitünün başkan yardımcıları komşumuz Yunanistan'ın ilk kadın Rektörü Prof. Maria Negreponti- Delivanis ile Romanya Targovişte- Valahia Üniversitesi Rektörü Prof. Ion Cucui.
Cedimes-Türkiye'nin Müdürlüğüne 2009 yılında Prof. Dr. Kamil TÜĞEN atanmış. Aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi İ.İ.İ.B.F. Maliye Bölüm Başkanı olan TÜĞEN, görevini özveriyle sürdüren başarılı bir bilim adamı. Ayrıca, Türkiye-Cedimes ekibinde çok değerli akademisyenler de görev alıyorlar.
Enstitünün altı çalışma alanını var;
· Uluslararası kolokyum organizasyonları,
· Kitap koleksiyonu ve hakemli 'Les Cahiers du CEDIMES' dergisinin yayınlanması
· Doktora seminerleri ve Avrupa-Akdeniz Doktora Koleji,
· Kazakistan, Cezayir ve Kongo'da meslekî 'Master' eğitimi,
· İlk araştırmaların mutlaka Fransızca olmasının gerekmediği 8.000 Euro'luk Araştırma Ödülü,
· Küreselleşme, Kalkınma, Sürdürülebilir Kalkınma ve Girişimcilik Üzerine Araştırma Programı.
Enstitü, küreselleşme süreciyle hız kazanan ekonomik ve sosyal hareketleri, uluslararası kalkınma sorunlarını gündemde tutup çözüm önerileri geliştirmeye çalışıyor. 1980'li yılların başlarında kurulan enstitünün kurucu ortakları arasında Türkiye'de var.
Böylesine kritik bir zamanda, 'Ekonomik Kriz ve İşgücü Piyasaları' konusunda, Dünyanın birçok ülkesinden, çok sayıda uzman akademisyen ve bilim adamının, ülkemizde ve özellikle İzmir'de bir araya getirilmesi büyük başarı. Bu konuda emeği geçen herkesi kutluyorum. Ayrıca, EXPO 2020 adaylığımız sürecinde, böylesine önemli bir organizasyonun İzmir'de gerçekleştirilmesi de bizim için önemli bir avantajdır.
Ancak, şunu da söylemeden geçemeyeceğim; ilklerin İzmir'inde siyaset yapan ve ekonomi ile ilgilenenler, akademisyenler, ekonomistler ve bürokratlar bu kolokyuma yeterince ilgi göstermediler. Anlaşılan dedikodu ve magazin, bilimden daha çok ilgi çekiyor. O halde, Dünya'nın en iyi 400 Üniversitesi arasında neden Türk üniversitesi olmadığını da anlamak zor olmasa gerek…