1989 yılı kışı idi, İspanyol yapımı CASA uçağının alınmasını isteyen ama genelde arka planda kalıp, başkaları üzerinden konuyu takip edenler vardı.’¶ Ortada dolaşan laflar, ’“uçak çok iyi, hava kuvvetlerine çok lazım, aynı zamanda sivil amaçlı da kullanılabilir, fiyatı da çok ehven’” gibi yuvarlak laflardı.
Bir gün uçağı Etimesgut’’a getirdiler, beni de çağırıp görmemi istediler. Gittim. Uçak ile ilgili bilgileri aldıktan sonra haydi bir tur atalım dedim. Kalkış yaptık ama iki yükseklikte (aklımda yanlış kalmadı ise 5500 ve 13500ft) belli bir motor devrinde, uçakta büyük bir titreşim oluşuyordu. Teknik olarak bu uçağın tabii frekansı ile motorun dönme hızı örtüşüyor ve çok önemli oranda titreşime sebep oluyordu. Pilotlar bu titreşime bir açıklama getiremediler; zaten tabii frekansın ne olduğunu da çok az kişi bilirdi. Uçak ile kalktığımız yere indik, bu uçağın alınmaması gerektiğini söyledim ve rapor tutturdum. Bu raporun devletin arşivinde bulunması gerekir.
Aradan sekiz yıl geçtikten sonra CASA uçağı ortak yapım olarak Türkiye’’ye getirilmiş oldu. Bu uçağın bütün problemlerinin çözülüp çözülmediğini bilmiyorum, ama aynı uçağın çeşitli ülkelerde düşmelerine bakıldığında, bir problemin hala devam ettiği ortadadır.
Hatırlayın Malatya’’dan kalkan bir CASA uçağı kalkıştan 100 ft sonra (30-35 metre) yükseldiğinde motorlarında oluşan patlama sonucunda kanadı kırılarak piste çakılmış, dört personel kaybedilmişti. Son beş ayda üç CASA uçağı düştüğüne göre, problem hala devam etmekte.
Bir bakan (makine mühendisi ve pilot) çıkıyor ’‘bu uçak alınmamalı’’ diyor, bir yerlerden bir şeyler yapılıyor, adı ortak yapım ama aslında uçak Türkiye’’ye satılıyor. Bu olayların sorumlusu hiç kimse değil. İşte Türkiye’’nin hali; biz milletçe yabancı kaynaklı olan mallara daha fazla güven duyuyor ve talep gösteriyoruz. Ülkemizde imkanları birleştirdiğimizde en az İspanya kadar veya Endonezya kadar bu tip bir uçağı üretebiliriz, ama bu malları alım durumunda olanlara ithalatın dayanılmaz cazibesi vuruyor ve böyle tam geliştirilmemiş bir uçağı ülkemize aldırabiliyor.
Envanterimizde bulunan yaklaşık elli uçağın çok iyi inceletilerek, pilotlarımıza tabut olmasını önlemeliyiz.