Tarih 19 Mayıs 1919 ve Mustafa Kemal Samsun'a ayak basar… Karşısında karanlıktan da öte bir tablo vardır… Durum öyle vahimdir ki, Mustafa Kemal o gün gördüğü tabloyu Nutuk'ta şu şekilde anlatır:
… Osmanlı müttefikleri yenilmiş…
… Şartları ağır bir ateşkes imzalanmış…
… Ordu hırpalanmış, elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmaktadır…
… Uzun süren yıllar boyunca millet yorulmuş ve fakirleşmiş…
… Ülkeyi ve milleti birinci dünya savaşına sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarmak için memleketten kaçmışlar…
… Padişah-halife Vahdettin sadece kendi tahtını düşünmekte…
… Damat Ferit ve hükümeti ise aciz, onursuz ve korkak…
… İtilaf devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar…
… 15 Mayıs 1919'da itilaf devletlerinin onayı ile İzmir işgal edilmiş durumda…
… Hristiyan azınlıklar devleti çökertmek istiyorlar…
Ve tarihte bugün… O günler çoktan geride kalmış, kanla canla vatan kurtarılmış bugünlere gelinmiş…
Ancak…
AKP Hükümeti'nin Cumhuriyet Bayramıyla başlayan, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramıyla devam eden milli bayramları geleneksel kutlama formatından çıkarma ve kutlamama yönündeki uygulamaları devam ediyor… Yargıtay'ın iptal kararından sonra 19 Mayıs'ı yine de stadyumlarda kutlamamayı tercih eden Hükümet, basit ve küçük gösterilerle halkın gözünü boyama yolunu seçti ve okul bahçelerinde kutlayacağını duyurdu…
Yıllardan beri baldır bacak diye diye sonunda 19 Mayıs hakkında bu kararı almaları beni hiç şaşırtmadı, sürpriz olmadı…
Danıştay'ın haklı olarak açılan davayı kabul ederek yürütmeyi durdurma kararı almasından sonra, sayın Milli Eğitim Bakanı konuyu ''hukuki garabet'' olarak yorumladı ve açıklamasında şöyle dedi: Coşkuyla kutlansın ama şekli değişsin…
İyi de sayın bakanım değiştirmeye çalıştığınız şeyin ne olduğunun farkında mısınız?
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı bunun adı… Aslında amacınız onun anılmamasını mı sağlamak? İstediğinizi yapabilirsiniz…
Yeri gelir kutlanmaz… Ama ya kalpler? Ya düşünceler? Bu sevgiyi kalplerden ya da beyinlerde de silebilir misiniz?
Hem atladığınız bir şey var: Siz 19 Mayıs'ı kutlatmayınca, 19 Mayıs tarihinden, büyüklüğünden, anlamından hiçbir şey kaybetmiyor, bunu kafalarınıza sokun…
Hiçbir milli bayramı coşkuyla kutlamayı ihmal etmedim ben…
Göğsümü gere gere okuduğum İstiklal Marşı, Onuncu Yıl Marşı, hep onuruma onur kattı benim…
Şimdi neden ve niçin saçma sapan nedenlerle sahip olduğum bu değerleri kaldırmaya çalışıyorsunuz ki? Beni bu onurdan neden mahrum bırakmak istiyorsunuz ki?
Bu gibi düşünenlere inat, insanlar 19 Mayıs günü yine stadları dolduracaktır, ben buna yürekten inanıyorum
* * *
29 Ekim 2011 Cumhuriyet kutlamaları da Van Depremi nedeniyle iptal edilmişti… Seneye neden ne olur bilinmez…
Sırada ne var? 23 Nisan, 30 Ağustos…
Hepsi de yavaş yavaş kaldırılacak, sonra bir gün bir bakmışız Anayasa'dan laiklik kaldırılmış… Hatta ve hatta bir müddet sonra bir bakmışız tarih geriye sarmış, saltanat geri gelmiş, hatta bazılarına 'Padişahım çok yaşa' diyoruz…
''Allah Allah rejim ne ara değişti, hiç haberimiz de olmadı'' derken bulacağız kendimizi… Bu yazdıklarımı saçma bulmayın haa…
Çaktırmadan siliniyor tarihten sarı saçlı mavi gözlü devin adı…
Lisede gördüğümüz bir derste şu anlatılmıştı:
Kurbağayı, kaynar suya attığınızda, refleks gösterip ani bir sıçramayla kendini kurtarır… Ancak soğuk suya koyup da suyu kaynatmaya başlarsanız, kurbağa suyun sadece ısındığını fark eder, kaynama noktasına geldiğini hissedemeyecek duruma gelir ve haşlanarak ölür…
Dipnot: Neymiş efendim gençler düşünülüyormuş… Gerekçelerinden bir tanesi de zor koşullarda çalışma yapan öğrencilerin sağlıklarının bozulmasıymış, üşüyorlarmış zorla gidiyorlarmış, mış mış da mış mış… 13 yaşındaki çocuğun kendi rızasıyla 27 kişiyle beraber olmasından sonra bu karar gözlerimi yaşarttı yeminle… Hala çocukları, gençleri düşünenler var demek vay be…