Flan Kheder Suriye’’nin Kamışlı ilçesinde doğar, 21.01 1986 tarihli nüfus kaydına göre kız çocuğudur. Öylede büyüdü.
Yedi kardeşiyle aynı evde büyürken, 7'li yaşlarda 'ben kız değilim' der. Farklı olduğunu, etek giymemesi gerektiğini söylemeye başlar.
Aile bu minik isyanı gizler, ’“komşular, duymasın, dedikodu olmasın’” diye küçük Flan'ı dayısının yanına sürgüne gönderir. O artık Nusaybin sınırına yakın bir köyde hizmetçilik yapacaktır.
Bir film senaristinin hayal bile edemeyeceği, tarifsiz acılar da bu evden uzaklaştırmayla başlayacak..(Hikaye Önce Nusaybin’’e, Sonra İzmir’’e benim yanıma, daha sonra Amerika’’da mutlu sonla bitecektir.)
Filan tam yedi yıl süreyle köhne, yataksız, yorgansız bir odada ev halkının yemek atıklarıyla beslenir.
Evin bütün işleri ona yaptırılır. Ancak evin sofrasında hiçbir zaman yer alamaz.
Çünkü evdekilere ve çevredekilere göre o normal bir insan olarak doğmamıştır. Her şeyden önce cinsiyeti beli değildir.
Flan Kheder, geceleri evlerinin damlarına çıkar ve ışıl-ışıl yanan Nusaybin'in ışıklarını seyre dalar.
O ışık seli içinde kayıp olma duygusuyla Türkiye hayali kurmaya başlar.
Bir akrabası onun kulağına 'Türkiye'de hem yaşar hem de tedavi olabilirsin' demiş.
Sağdan-soldan duyduğu her Türkçe sözcüsü hafızasına kaydeder. Evlerinde Kürtçe ve Arapça konuşulur, her Kürtçe sözcüğün Türkçe karşılığını öğrenmeye çalışır. Suriye'den Türkiye'ye kaçması, imkansızdır. Kimliği
Pasaportu ve parası yoktur.
18 yaşına geldiğinde eteklerini çıkarır ve bir erkek gibi giyinir. Artık özgürlüğünü ilan etmiştir.
Beyrut'a gider.
Beyrut onun 'kusurunu ' gizler, kimliğini sorgulamaz. Çok ama çok zor koşullarda inşaatlarda çalışır. İnşaatlarda yatar-kalkar. İş arkadaşları onun cinsiyet olarak kız, fizik olarak erkek olduğunu bilmezler.
Bir erkeğin gücü, fiziği bu genç kızda vardır.
Bulduğu her işi en ağır koşullarda bir erkek gibi yapar. Kasları ona göre gelişir, vücudu ona göre yapılanır.
Flan hanım, erkek kılığında demir kalıp ustasıdır. Bedeni bu yükü fazla taşıyamaz.
Rahatsızlanıp Kamışlı'ya geri döner, gittiği doktor onu muayene ederken erkek olduğunu sanır, muayene sırasında kız olduğu anlaşılınca, sorunla ilgilenme kararı alır.
Flan'nın ailesini çağırır.
İşte asıl felaket bundan sonra doğar.
Aile, Flan’’nın deli olduğunu öne sürüp, bu doğrultuda raporlar hazırlatır.
Amaçları, Flan'ı akıl hastanesine koyup, orada ömür boyu kalmasını sağlamak.
Flan akıl hastanesine atıldığında orada öleceğini bilmektedir. Suriye'deki Akıl Hastaneleri, Dünya'daki en kötü cezaevlerinden daha ilkel koşullara sahiptir.
VE TÜRKİYE MACERASI BAŞLIYOR..
Bütün çocukluğunu Nusaybin'in ışıklarını seyretmek, yollarını gözetlemekle geçiren Flan bir gece ansızın, ne mayını, ne ölümü, nede dikenli tellerin engelini dinler. Akıl hastanesinin duvarlarını, mayınlı tarlaları aşarak kendini Türkiye tarafına atar.
Nusaybin’’de bir avukat, onu İzmir Barosundan Avukat Nursan Anar’’a yönlendirir. Ancak bu sırada Flan’’nın ailesi de peşine takılır. Onu öldürmek, ’“namuslarını temizlemek’” için kararlıdalar. Bunu farkına varan avukat arkadaşımız , otobüs firmasına rica eder, Flan otobüsün bagaj bölümüne konulur ve İzmir’’e kaçırılır.
Flan İzmir’’de bana ulaştığında bitmiş tükenmiş haldeydi.
Tek suçu çift Cinsiyetli olan bu genç kız için seferber olduk.
Kentteki dernekleri, meslek kuruluşlarını ve Mülteciler Yüksek Komiserliğini harekete geçirdik.
En önemlisi, can güvenliği de tehlikedeydi.
İzmir polisiyle ilişkiye geçtik. Vali Cahit Kıraç'ın talimatıyla 27.07.2009 tarihinde Flan'a geçici bir kimlik sağlandı. 2009-34 nolu kimlikle önce işin yasal tarafını hal ettik.
Her şey yolunda giderken..
Flan kızımızın izini bulan, iki akrabası İzmir’’de sakladığımız eve kadar ulaşmayı başardılar. Bu kişilerden birinin Suriye Gizli İstihbarat Teşkilatı mensubu olduğunu daha sonra öğrendik.
Bu kez İzmir polisi bir operasyon gerçekleştirdi, Bu iki şahsı yakalayıp ülkelerine iade etti. Flan’’nın Can güvenliği olmadığını anladık.
Bakanlığın onayı ile, Önce Gaziantep’’e sonrada Eskişehir’’e gönderdik.
İzmir’’deki dernekler, Flan’’ı hiç yalnız bırakmadılar. Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’’ne bu dramı aktardığımda.. hikayeden çok etkilendiler. Flan’’ı Ankara’’ya çağırdılar.
Çok geçmeden Amerikan Birleşik Devletleri Flan’’ı mülteci olarak ülkesine kabul etti.
Flan’’a çok alışmıştık.Onu çok sevmiştik.. Gözyaşları içinde Amerika’’ya gönderdik.
Dün beni telefonla aradı.
Bir restoranda garson olarak çalışmaya başlamış. Birde okul okuyormuş. Telefonda ağladı. Bizde ağladık.
Flan Kheder’’in tedavi süreci de yakında başlayacakmış.
Yorumlar, hakaretler, ’“ kadın düşmanı yazar’” iddiaları, küfürler, tehditler umurumda değil..
Bugün çok mutluyum.
Flan’’dan güzel haberler aldım.
NOT: Flan'nın hep yanında olan, İzmir Barosundan Av.Nursan Anar'a ilaç masraflarını karşılayan Paylaştıkça Derneğine, İzmir Mülteciler Derneğine, Giyimini üstlenen Mimar Kemaletin Moda Merkezi Başkanı Lion Mağazalar Zinciri Sahibi Behçet Yılmaz'a, Ankara'ya ulaşımını üstlenen Hakiki Koç Firmasından Namık Niyazioğlu'na teşekkür ederim. Flan’’nın iyilik sponsoru olan herkese bu müjdeyi veriyor ve teşekkür ediyorum.