Buca'da kimseye bir yararı olmayan devasa bir kayıkçı kavgası yaşanıyor. Yaklaşık 4 yıldır birbiriyle uyumsuz bir meclis yapısı ve kamusal olandan çok kişisel olana endekslenmiş politik tutum alışlar yaşadığımız ilçenin yüzlerce yıldan bu yana taşıyıp getirmiş olduğu tarihsel ve kültürel birikimle hiç uyuşmuyor.. Atalarımız 'keskin sirkenin zararı küpünedir' diyerek sonuçta bu kavga ve çekişmeden zararlı çıkacak olanın yaşadığımız kent Buca olduğunu veciz ifadelerle dile getirmiş olmalarına rağmen, Buca'yı yerel düzeyde temsil yetkisine sahip insanların nasıl bir kentte yöneticilik yaptıkları herhalde çok umurlarında değil…
Kamuoyunun önüne hizmetle, ,halkın yaşamını kolaylaştıracak projelerle çıkması gereken insanların medyada sürekli kavga ve tartışmalarla yer alması; Buca'da ki geniş seçmen algısının bir bütün olarak Belediye'ye karşı tutum alışını negatif hale getiriyor. Seçmen, şu meclis üyesi haklı ya da başkan haklı veya haksız demekten çok 'bu belediye iyi yönetil(e)miyor' diyor . Bunun doğal bir sonucu olarak da 2009 'da verdiği oyun muhasebesini yapmaya başlıyor. Bu bağlamda gerek meclis üyelerinin gerekse belediye başkanının algı yönetimi konusunda ciddi sıkıntıları olduğunu da eklemek gerekir.
Örgüt organizasyonu derslerinde birinci ders olarak genellikle hangi amaç etrafında oluşursa oluşsun bir örgütün başarıya ulaşmasının temelinde ,o örgütü oluşturan insanlar arasında sevgi, saygı, vefa ve dayanışma duygularının çok yüksek olması gerektiği vurgulanır.Eğer bir örgütte , örgüt üyeleri arasında kavga, çekişme, dedikodu ve güvensizlik varsa; o örgütün başarıya ulaşma şansı yok denecek kadar azdır.Eleştiri ve özeleştiri örgütlerin dinamizmi açısından elbette önemlidir, ama siz bu dinamik mekanizmayı kendi kişisel egolarınızın meşruiyet alanı haline getirirseniz diyalog süreci bozulur ve ortaya bu şekilde vuvuzela örneği kuru gürültü ve tartışma malzemeleri çıkar.Zira kendi egosunu kontrol edemeyen bir insan ne bir kuruma ne de bir topluma fayda sağlayabilir..
Buca'da en başından beri bir takım meclis üyeleriyle Belediye başkanı arasında gerek Belediyenin yönetimi, gerekse kente ilişkin vizyon açısından doku uyuşmazlığı olduğu biliniyor. Bu meclis üyelerinin eleştirileri karşısında savunma refleksiyle öne çıkarılan şey ise genellikle kişisel birtakım taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle muhalif tavır takındıkları yönünde ki açıklamalar olageldi. İşin garibi bu kervana şimdi önceden talebi karşılanan, Belediye organizasyonu içinde değişik sorumluluklar üstlenmiş meclis üyeleri de katıldı. Yani neresinden bakarsanız bakınız bir kısır döngü var ortada. Liderlik üzerine en özlü kriterlerden birisi olan 'krizin içinde boğulmak yerine krizi yönetmek' vasfı doğal olarak oluşmayınca Buca'da ki kriz gün geçtikçe derinleşiyor ve öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günlerde yani yerel seçim takvimi işlemeye başladığında daha da derinleşecek.
Oysa yanı başımızda ki tehlikeyi görmezden geliyoruz . Buca sandıkları aslında bu tehlikenin ilk önemli işaretini 2011 genel seçim sonuçlarıyla vermişti.2009 yerel seçim sonuçları ve 2011 genel seçimi sonuçlarını bütün Buca mahalleleri üzerinde analize tabi tuttuğumuzda tablonun hiç de iç açıcı olmadığı gözlemlenebilir. Başarılı bir 2009 seçiminden sonra yaklaşık iki yılda ortaya çıkan bu tablo hakkında herhalde sorumluluk sahibi herkesin 'biz; nerede yanlış yaptık!' diye uzun uzadıya düşünmesi gerekir. Şimdi burada bazıları doğal olarak yerel seçim ile genel seçim dinamikleri birbirinden farklıdır diye düşünebilir ama bu sonuçlar Türkiye genelinde yerel seçmen davranışları açısından her zaman için baz alınan göstergelerdir. İstatistik bilimi için uzamanlar 'istatistik mini etek gibidir her şeyi göstermez' deseler de rakamlarının dilinin ve bize verdiği mesajların doğru algılanması gerektiği de bir gerçektir.
Şimdi uzun zamandan beri üzerinde çalıştığımız Buca Mahallelerinde ki bu dönüşümün rakamsal göstergelerine bakalım isterseniz.

.jpg)
2009 yerel seçimlerinde CHP ,AKP'ye tüm Buca genelinde 45.390 oy fark atmış olmasına rağmen , aradan iki yıl geçtikten sonra yapılan genel seçimlerde bu fark AKP tarafından kapatılmış , AKP 13.602 oy öne geçmiştir.İki yıl içinde AKP 77.597 olan oyunu 115 .630'a çıkarmış, CHP ise 122.987 olan oyunu 102.028'e düşürmüştür.2009 yerel seçimlerinde tüm Buca'da 36 mahallede birinci parti olan CHP 2011 seçimlerinde 20 mahallede birinci parti olma özelliğini koruyabilmiştir.Ancak tablodan da çok net bir şekilde görüleceği gibi bu 20 mahallede de 2009 da alınan oyların gerisinde kalınmıştır.
Hiç şüphesiz yerel seçimlerde ki seçmen davranışları ile genel seçimlerde ki seçmen davranışları arasında yerel dinamiklerin devreye girmesiyle bir takım faklılıklar olabilir .Bu itiraz edilemez bir olgudur.Ancak aynı seçmenin iki yıl içerisinde bu denli bir fark ve refleks ortaya koymasının üzerinde düşünülmesi gereken çok önemli göstergeler olduğuna da kuşku yoktur.Önemli olan bu rakamları doğru okuyup gelecek projeksiyonunu ona göre yapmaktır.Bu rakamların özetle bize söylediği şudur:' tehlikenin farkında mısınız?'