Başbakan Erdoğan konuşma balonuyla sayfanın üst kısmına, Beşar Esad alt kısmına çizilmiş. Araları karikatüriste has bir çizgiyle bölünmüş. Erdoğan; 'Suriye halkı bizim kardeşimizdir' Esad; 'Türkiye halkı bizim kardeşimizdir' diye seslendirilmiş.
Türkiye ve Suriye halklarının kardeş olduğuna itirazı olan birileri çıkar mı? Sanmam… Karikatürdeki liderler bu konuda doğruyu yansıtıyor. Zaten liderler ne söylerse söylesin, devletler hangi gözle bakarsa baksın halkların kardeş olduğu gerçeği değiştirilemez. Dilleri, dinleri, ırkları ne olursa olsun tüm dünya halkları kardeştir.
'Tabii ki ölenler susar. Ama ölen insan susmuş zannedilirken susmayan bir şey vardır. O da insanlıktır, insanlık susmaz Böyle bir vahşet Esad'a yakışır. Bu barbarlıktır, zulümdür. Zulüm ile abad olunmaz, ayakta da durulmaz. Temennim odur ki insanlık elbirliği yapar ve Suriye'de mazlum insanların kurtulması için atılması gereken adımlar bir an önce atılır.'
Bunlar Başbakan Erdoğan'ın Esad rejimini hedef alan sözleri. Erdoğan'ın bu bakışı Türkiye'nin Suriye ve Esad'a karşı izlediği politikanın da temelini oluşturuyor.
Esad rejimi insanlara zulüm uyguluyor. Barbardır ve gitmelidir. Öyleyse 'Barbarlığı ve zulmü kim uygularsa uygulasın, katliamı kim yaparsa yapsın insanlık suçu işlemektedir' diye bir tanımlama doğrudur ve gerçeği yansıtır diyebilir miyiz? Diyemeyiz! Zulmü yapanın öncelikle adı Beşar Esad, ülkesi Suriye olmalıdır. Bu da yetmez Müslüman Kardeşler örgütünün o ülkede muhalif ve iktidar olma olasılığı da olmalıdır!
Örnekleyelim mi? Peki…
Esad diktatör. Tamam… Esad kendi halkına zulüm uygulayan barbar ve işkencecidir. O da tamam… Bakın gördünüz mü nasıl da isim, ülke ve zulüm konusunda hükümet ile aynı çizgiyi yakaladık. İşte bu çizgiden bakıldığında Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in ülkemize davet edilmesi ve samimi pozlar verilmesi size garip gelmeyecektir.
Aynı şekilde hakkındaki soykırım ve savaş suçlarından tutuklama kararının yok sayılmasını da görmezden gelebilirsiniz! Ve hatta askeri işbirliği anlaşması imzalanmasını da… Yeter ki Başbakanla ve hükümet ile aynı pencereden bakmayı becerebilin. Gerisi kendiliğinden gelecek göreceksiniz…
Başbakan Erdoğan'ın 'Dünya karşısındadır. Gidecektir. Burada kalamaz' sözlerinin Esad'ı anlattığını da aynı pencereden görebilirsiniz. Ancak bunun için gözlerinizi ve kulaklarınızı biraz daha sıkı kapatmanız gerekecek lakin ABD Kongresi'nde, Darfur'da soykırım yapmakla suçlanan Sudan liderini ağırlayan ülkelere yapılan mali yardımın askıya alınmasını öngören bir yasa tasarısının onaylanması söz konusu!
ABD'yi dünyanın bir parçası olarak görmekle görmemek arasına sıkıştığınızda ise hızla aynı çizgiye dönmelisiniz. Veya muhalefetin 'Bütün dünyanın gözü önünde katliamlar, kıyımlar, işkenceler, tecavüzler, yakıp yıkmalar ve zorunlu göç suçlarını işleyen bir diktatöre AKP neden kucak açıyor. Peki, aynı AKP neden insan haklarını gerekçe göstererek Suriye ile ülkemizi savaş noktasına getirmiştir?' sorusuna yanıt ararken de…
Muhalefete aldırmayın! Dış politikamızda, diktatöre bakış açımızda çelişki falan yok! Yeter ki duracağınız yeri, bakacağınız pencereyi bilin…