Okuyoruz, izliyoruz, yüreğimiz dağlanıyor, ağlıyoruz…
Terör son bir ay içinde iyice azıttı…
Her gün şehit haberi almaktan üzülmekten ağlamaktan yoruldum artık…
Önce Bingöl-Karlıova karayolunda 8 Şehit…
Hemen ardından Bingöl-Muş Karayolunda 10 şehit…
Hep aynı şey… Televizyonda gazetelerde isimleri, memleketleri değişen ama ardında aynı fotoğrafı bırakan kahramanlar.. Acılı bir aile, sinir krizi geçiren bir anne, düşmanları sevindirmemek için dik durmaya çalışan bir eş/nişanlı/sevgili, bir evladı daha olsa onu da vatan uğruna seve seve feda edeceğini söyleyen onurlu bir baba, gözü yaşlı kardeş ve henüz ölümün ne olduğunu bile anlayamadan ufacık yaşında babasız kalmış masum bir çocuk…
Artık bu fotoğrafı beşer beşer onar onar izler olduk…
Değişen bir şey var mı? Hayır…
Her yeni şehit haberinde tabuta kapaklanmış bir yakınıyla birlikte gözyaşı döküyoruz, içimiz yanıyor, öfkeleniyoruz, sövüyoruz…
Peki ya sonra? Mevsimine göre yazsa plaj haberleri, kışsa yağan karda kayan araba görüntüleriyle devam ediyoruz hayatımıza…
Vatanın Doğusunda Güneydoğusunda bir vatan evladı bizim için, vatanı için korkusuzca canını feda ediyor; bizse 30 yıldan fazladır değişen hükümetlere rağmen devam eden bu terör belasına dur diyecek hiçbir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz…
* * *
Bingöl - Muş karayolunda meydana gelen bu son saldırının ardından gazeteci Özden Erkuş, Doğu ve Güneydoğu'da birliklerine teslim olacak ve birliklerinden ayrılan askerlerin toplandığı KTM'lerin durumunu gösteren bir fotoğrafı Twitter 'da paylaştı…
Fotoğrafta nakil bekleyen askerlerin uzanacak yer bile bulamadıkları toplama merkezindeki bitkin halleri dikkat çekiyor… Erkuş, paylaştığı fotoğrafın altına da, 'herkes bilsin diye... Bu görsel askerlerin günlerce bekletilip sivil otobüslerle bindirildiği bir KTM'den...' ifadelerini ekledi… Bu fotoğrafın ardından KTM uygulaması sosyal medyada büyük bir tartışma başlattı.
KTM'in açılımı Kabul Toplama Merkezleri'dir… Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde görevlendirilen askerlerin birliklerine katılırken ya da birliklerinden ayrılırken geçici olarak bir araya getirildikleri ve daha sonra toplu olarak nakledildikleri askeri alanlardır… Buralarda askeri birliğine katılan ya da birliğinden ayrılacak askerlerin gidecekleri yere daha güvenli(!) bir şekilde ulaştırılması amaçlanıyor…
* * *
Ben KTM olayını, 1 yıl önce oğlum Bilecik'te Jandarma Tim eğitiminin son haftasındayken ve de Doğu ya da Güneydoğu'ya gitmesi kesinleşmişken öğrendim… Şırnak'ta askerliğini yapmış olan arkadaşımın oğlu ''İnşallah havaalanı olan bir ile düşer de KTM'lere katılmaktan kurtulur, yoksa hali duman'' dedi… Nedir, ne değildir, o gün araştırdım internette… Ama okuduklarım da, internette dolaşan birkaç yıl önce bir askerin cep telefonuyla gizlice çektiği fotoğraflar da fena sarstı beni… 2 gün sonra oğlum arayıp görev aldığı timin Muş'a gideceğini söylediğinde hemen havaalanını, ardından da uçuş gün ve saatlerini araştırdım… Ayrıca Muş'u, yani usta asker olarak düştüğü alayı arayıp, bir de oradan teyit ettirdim birliğe nasıl teslim olacağını… KTM'lere katılmadan havayoluyla gelebileceğini, inzibatların oradan onu alıp merkeze götüreceklerini söylediler, bir nebze de olsa rahatlamıştım…
* * *
Dün haberi aldığımdan beri, tutamıyorum gözyaşlarımı… Empati bile yapamıyorum…
Çünkü, Bingöl 'de şehit olan 10 askerin son gördükleri yer de, işte bu KTM'lerden biriydi… Elazığ Kabul Toplanma Merkezi…


Özden Erkuş'un paylaştığı bu fotoğraf gözümün önünden gitmiyor…
Sığınmacı Suriyelileri nasıl ağırlıyoruz, vatana can vermeye giden Mehmetçiği nasıl, görün…
Suriyelilere prezervatif bile dağıtan hükümet, ülkeye duble duble yollar döşeyen hükümet, kendilerine zırhlı araçlar, makam arabaları, özel jetler uçaklar alan hükümet, vatanı korumaya giden Mehmetçikleri yerlerde yatırıyor, silahsız, balık istifi gibi otobüslerle oradan oraya naklediyor…
Bu vatan evlatlarına verdiğiniz değer bu mu? Oysa onlar size hayatlarını veriyorlar…
Ne diyeyim ki ben size… Allah'tan korkun yahu…..
Türkiye yıllardan beri terörle mücadele ediyor. Hiç mi bu mücadeleden kazandığı deneyimler yok… Güvenlik personelinin olanaklarını daha da artırmayı hiç mi düşünmüyoruz.? Böylesi bir ortamda bir gün önce 8 şehit verdiğimiz yerde ertesi gün 10 şehit daha nasıl verebiliyoruz, benim aklım almıyor bunu…
* * *
Bir de bu saldırının ardından Ekşi Sözlük'te yer alan hayli düşündürücü bir iddia var, bilmem gözünüze çarptı mı, okudunuz mu…
Ekşi sözlük yazarlarından birinin aynı konvoyda olduğunu iddia ettiği arkadaşıyla ilgili paylaştığı entry'nin aynen şöyle olduğu yer aldı haber sitelerinde:
'Dün gece beni aradı, yarın konvoyla yola çıkıyoruz dedi… Nereden arıyorsun dedim, arkadaşımdan arıyorum dedi… Belli etmedim, ama öyle rahat rahat konuşup yarın ki önemli bir bilgiyi bana verebiliyorsa, dışardan haber almak isteyenin önünde hiçbir engel yok diye düşündüm… Çok pis bir yer burası, dışarıda montlara sarılıp yatacağız dedi, içim acıdı, üşümesine odaklandım, diğer güvensiz ortamı unuttum… Bugün de haberleri takip ettim, tam öğlen oldu belki varmıştır yerine diye düşünürken son kez bakayım bir haber sitelerine derken aldım haberi… Bingöl Muş diyor, konvoy diyor… Orada olduğundan adım gibi emindim… Arkadaşlarımı aradım, telkin ettiler, oraya her gün asker yığılıyor, bir tek onunki yok diye… Yok, içime sinmedi, önceki gece beni aradığı numarayı geri aradım, bir umut… Önce meşguldü… Aynı otobüstelerse o telefon çalıyorsa, yaşıyorlardır herhalde diye düşündüm… Tekrar aradım, bu sefer açtı o çocuk evet iyiyiz dedi, hatta yanımda dedi… Konuştuk, ilk lafı yaşıyorum oldu, kırsaldayız helikopterlerle alacaklar, şehit olanlar var, yaralılar var dedi… Benim sesim gitti, onun da… Bu sefer o kurtuldu ama istemediği, bilmediği, destek vermediği bir savaşın içinde zorla ve şu an bilmediği bir yere gidiyor… Şehitlere rahmet diliyorum, sevdiklerine sabır… Böyle bir acı yok…''
Söylenecek tek kelime yok…