Yıllar önce; 1990'ların başında, henüz 19 yaşındayken girdi bu gazetecilik mikrobu kanıma…
Milliyet gibi, Türk Basını'nın mihenk taşlarından birinde mesleğe başlamak gibi bir ayrıcalığım oldu. Gazeteciliğin gerçek anlamıyla yapıldığı dönemlerin son temsilcilerinden öğrendim bu mesleği…
Yazılı basının tüm inceliklerini, haberi koklamayı, toplamayı, analiz etmeyi ve yazmayı Milliyet Gazetesi İzmir Bürosu'ndaki çok değerli meslek büyüklerim öğretti bana…
Görsel basınla tanışma adresim ise, Ege TV'yi… Haberin televizyon ekranına nasıl yansıtılacağını, sözün bittiği yerde ki görüntünün etkileyiciliğinin büyüsüne Ege TV'de kapıldım.
Yıllar sonra İzmir'e geri döndüğümde, birikmiş kelimelerimi sizlerle paylaşa bilmem için kapılarını bana açan ise; Egedesonsöz Ailesi oldu.
Sanırım; yazının gidişatından sonunu anlamışsınızdır. Evet, bu bir veda yazısı…
Bugün itibariyle; Egedesonsöz'deki yazılarım sona eriyor.
Çok kısa süre içinde, kentin gündemini tutmayı, hatta belirlemeyi başaran Egedesonsöz Ailesi'ne, kısa bir süreliğine de olsa, beni de aralarına aldıkları için teşekkür ederim.
Bundan sonra ne mi yapacağım? Bildiğim tek şeyi… Habercilik…
Bir aileye veda ederken, bir diğerine de 'yeniden merhaba' diyorum.
Bir yanım buruk, bir diğer yanım ise heyecanlı…
Yeniden Ege TV Ailesi'ne katılmış olmanın heyecanı bu…
Sözü fazla uzatmanın anlamı yok. Kaçınılmazı öteleyemezsiniz.
Elbet bir gün bir yerlerde yolumuz yeniden kesişir…