Tam yedi yıl boyunca şehir şehir dolaşıp binlerce anne babaya çocuklarıyla doğru iletişim kurmanın yollarını anlattık değerli psikolog arkadaşım Şenel Karaman ile. Denge Psikolojik Danışmanlık ile birlikte yola çıktığımız Anne Baba Okulu, adı üzerinde, ebeveynlere çocuklarıyla doğru iletişim kurabilmelerine yardımcı olmayı amaçlayan ücretsiz konferanslardan oluşuyordu. Konferansları kimi zaman bir tiyatro sahnesinde kimi zaman da belediyelerin çok amaçlı salonlarında gerçekleştirirdik. Binlerce kilometre gezip eğitim verdik anne babalara. Önceki yıllarda birinci sınıf öğrencilerinin okul kaygısıyla başa çıkmak amacıyla bir kitap çıkarmıştı. Bir arkadaşım için elinde hala kitaptan bulunup bulunmadığını sormak için Şenel'i aradım. Yeni 4+4+4 sisteminin hayata geçmesiyle kitap geçerliliğini yitirmiş. Bunu duyunca çocugu bu yıl yeni sisteme göre okula başlayacak anne babalar için bana birkaç ipucu vermesini rica ettim. Biliyorum ki, çocukları bu yıl yeni sisteme göre okula başlayacak olan pek çok çocuğumuzun ebeveyneleri paniklemiş durumdalar. Ancak bu çocuklar, yasal zorunluluklar sebebiyle de daha pekçok konuda hazır olmadan birinci sınıfa başlayacaklar. Bu aşamada uzmanları dikkate alıp, olası etkileri en aza indirmeye çalışmak gerekiyor:
'İlköğretimde yapılacak köklü değişiklikler için önce pilot uygulamalarla sonuçların gözlenmesi gerekmektedir. Pilot uygulamada müfredat, ortam, öğretmenlerin deneyimleri gibi bir çok değişken bilimsel yöntemlerde belirlenir, sorunlar çözülür ve verimli sonuçlar alınmışsa tüm ülkeye yaygınlaştırılır. Bir kuşağın kaderini belirleyecek bu uygulama için hayati önemi olan için bu süreç atlanmıştır.
Bir çok çocuk bırakın 60 ayı, 72 ayı tamamlasa bile ilköğretime başlamak için hazır değildir. 72 ay öncesi çocukların kalem tutma ve kullanma için gerekli motor becerilere ulaşmamışlardır. Bu çocukların önemli bir bölümü okuma yazmada sorunlar yaşayacaktır. Düşük sosyo-kültürel ortamdan gelen ve bu sebeple okul öncesi deneyimi olmayan çocukların bilişsel ve dil gelişimlerinde sorunlar olmakta, sosyo-kültürel düzeyi yüksek ailelerin çocuklarında ise sosyal ve motor gelişim düzeylerinde sorunlar olmaktadır. Ancak, ülkemizde okul öncesi kurumlara gitmiş çocukların sosyal, bilişsel, motor ve duygusal gelişimleri tüm gruplarda eşitlenmektedir. 72 ayı doldurmamış ancak iyi bir okul öncesi eğitim alan çocuklar bile ilköğretim müfredatını takip edebilecek gelişime ulaşmamışlardır.
Problem çözme becerisi düşük okul yönetimi ve öğretmenler, ciddi sorunlar yaşayacaklar, çözülmemiş krizler yine anne babalara sorun olarak geri dönecektir. Anne babalar, okulun ya da öğretmenin yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar çıktığında çözmenin yollarını araması gerekir.
Ülkemizde bir dönem 6 yaş çocukları da eğer aileleri izin verirse 7 yaşındakilerle ilköğretime kabul edildiler. Ancak o çocukların önemli bir bölümünde ciddi akademik ve sosyal sorunlar yaşandı. O dönem yaşanan sorunlardan dolayı bu uygulamadan vazgeçilmişti. Uzun yıllar yaşanan deneyimler 7 yaşın okula başlama için uygun olduğunu gösterdi. Çocuklar bile ilköğretim demiyorlar, ilkokul, ortaokul, lise diyorlar. İlköğretim kavramı dilimize yerleşmedi. Eğitimin kesintisiz 8 yıl olması şimdiki okula başlama yaşının küçültülmesi gibi ciddi bir hataydı. Her hatalı, tepkisel karar beraberinde başka hatalı ve tepkisel kararlara zemin hazırlıyor. Bunlar eğitime olan güveni, inancı olumsuz etkiliyor. Eğitim sisteminin kültürümüzü geliştirmek yerine sorun oluşturması talihsizliktir. Sayıları yeterli olmasa da ülkemiz okul öncesi kurumları başarılıdır. Bu, belki yavaş yavaş geliştikleri belki öğretmenler iyi eğitim aldıkları beklide çocuklarını okul öncesi eğitimin önemini anlayan bilinçli anne babalar nedeniyle olmuştur. Başlangıçta bu kurumlar öğrenci kaybedecekleri için gelişimleri gerileyecek. Bu kültürümüz için son derece talihsiz bir durumdur. Çocukların okula başlamalarının erkene alınması sadece okula başlayacak çocukları değil kültürümüzü derinden etkileyecektir. 7 yaşında bir çocuğun okula başlamasının heyecanı ile 60 aylık bir çocuğun heyecanı ve algıları aynı değildir, performansları da aynı olmayacaktır. Bizde 'okuma bayramı' vardır. Belki de bu bayramı bir çok çocuk kutlayamayacak. Anadolu her zaman zeki çocuklar dünyaya getirdi. Ancak bu zeki çocuklar büyüdüklerinde dünyayı değiştirecek keşifler, buluşlar yapamadılar. Çünkü okul sistemimiz onları yaratıcılıklarını, yeteneklerini törpüledi.
72 ay öncesi çocuklarını göndermek durumunda kalan anne babaların dikkat etmeleri gereken durumlara gelirsek:
1. Her ne olursa olsun, hangi sorunlar yaşanırsa yaşansın çocuğunuzun tüm akranları etkileneceği için çocuğunuzda akranlarına göre farklılık olmayacaktır.
2. Çocuğu okula başlamak için yeterli hazıroluş'a ulaşamamışsa çocuklarını okula göndermemeliler. Çocuğunun hazır olup olmadığını uzmanlara kontrol ettirmelidir. Bunu atlamışsa ve çocuğunu okula başlatmışsa başarması konusunda destek verilmesi ve açığın giderilmesi için önlem alınması gerekir. Okulda akranlarında geri kaldığında mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Okula küstüğünde bir çocuğu tekrar adapte etmek çok daha zordur.
3. Okula başlamışsa öğretmenin ya da akranlarının zorbalığına karşı duyarlı olunmalıdır. Çocuğu kendini koruyamadığında ebeveyn devreye girmeli ve okulun, öğretmeninin önlem almasını sağlamalıdır. Zorbalığa maruz kalmak çocuk için travmatik etki yaratır ve ebeveynlerin, öğretmenin ve uzmanın desteğine ihtiyaç duyar.
4. Çocuğu okula başlayacak ebeveynler 'yetişkin' olduklarını ve çocuklarının sorumluluğunu taşımak zorunda olduklarını bilmeliler. Yetişkin yönleri devrede olmalıdır. Sorunlar çıktığında anne babaların birbirlerine sorumluluğu atmaları, birbirlerini suçlamaları, çocuklarını kendi kaderiyle baş başa bırakmaları durumu daha da vahim hale getirir.
Sonuç olarak okula başlama yaşının geriye çekilmesi fırtına çıkması beklenen denize açılmak gibidir. Neler olacağını hep beraber göreceğiz. Kararları politikacılar alsa bile sorunları çözmek okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve ebeveynlerin sırtındadır. Bu konuda hep birlikte çalışmak zorunda kalacağız. Çocuklarımız daha iyi olsun diye değil en az zararla kurtulsun diye. Sonuçta ne olacağını bilemiyoruz ancak çocuklarımız bu süreçten kazançlı çıksınlar diye uğraşacağız. '
Şenel'in anlattıklarından bir anne olarak kendime çıkardığım pay, beş yaşında ilkokula başlayacak çocuklarımızın bu karardan nasıl etkileneceğini yine zaman gösterecek. Üzücü olan şu ki, insan yaşamının denek olarak kullanılması sadece çocuklarımızın değil, bütün toplumun kaderini etkileyecek bir karardır. Anne babalar olarak bize düşen paniğe kapılmadan, birer yetişkin olduğumuzun farkında olarak ve daha çok sorun üretmek yerine çözüm arayarak ortaya çıkacak sorunları en aza indirmeye çalışacağız.