Türkiye bugün yalnızca bir tarihçiyi değil, bir hafızayı kaybetti.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, 78 yaşında hayata veda etti. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Ortaylı, yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Ama doğrusu şu; İlber Hoca’nın ölümü yalnızca bir insanın ölümü değildir. Bu ülkenin entelektüel hayatında nadir bulunan bir müessesenin kapanmasıdır.
İlber Hocamla son buluşmamız geçen yıl Ayvalık’ta olmuştu. Özgün Zeytinyağı’nın yayınladığı, önsözünü onun, son sözünü benim yazdığım 'Aynur Teyze'den 2 Yaka 50 Lezzet' kitabı için bir araya gelmiştik. O geceki sohbet de unutulmazdı diğerleri gibi…
Çünkü Ortaylı, sıradan bir akademisyen değildi.
O, Osmanlı tarihini yalnız arşivlerde değil; şehirlerin sokaklarında, mimaride, dillerde, mutfakta, diplomasi geleneklerinde okuyan bir tarihçiydi. Onun için tarih, tozlu belgelerden ibaret değildi. Tarih yaşayan bir organizmaydı; insanın davranışında, devletin refleksinde, şehirlerin karakterinde varlığını sürdürüyordu.
1947’de Avusturya’nın Bregenz kentinde, Kırım Tatarı bir mülteci ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha çocuk yaşta göçün, sürgünün ve imparatorlukların yıkılışının hikâyesini dinleyerek büyüdü. Belki de bu yüzden, imparatorluk tarihini anlamakta bu kadar ustaydı.
Ankara’dan Chicago’ya, Viyana’dan İstanbul’a uzanan akademik yolculuğunda yalnızca ders vermedi; kuşaklar yetiştirdi. Osmanlı diplomasi tarihi, şehir tarihi ve kültür tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla Türkiye’de tarih anlatımını değiştirdi.
Ama onu halkın gözünde farklı kılan şey, sadece akademik birikimi değildi.
Onun konuşmalarında bir eski İstanbul efendisinin nüktesi, bir Avrupalı entelektüelin disiplini ve bir Osmanlı münevverinin geniş ufku vardı.
Televizyon programlarında, konferanslarda ve yazılarında sık sık şu mesajı verirdi:
“Tarih bilmeyen toplum, kendini tekrar eden hatalara mahkûmdur.”
Belki de bu yüzden, onun konuşmaları yalnızca tarih meraklılarını değil, toplumun her kesimini etkiledi. Çünkü İlber Ortaylı tarihi anlatırken aslında Türkiye’nin bugünü hakkında konuşuyordu.
Bugün Türkiye bir tarihçiyi kaybetti. Ama aynı zamanda bir entelektüel üslubu da yitiriyor.
Bilgiyi popülerleştirmeden anlatabilen, disiplini mizahla birleştirebilen, devlet geleneğini modern dünyayla tartışabilen çok az isim kaldı.
İlber Ortaylı o kuşağın son büyük temsilcilerinden biriydi.
Bir zamanlar Osmanlı için “İmparatorluklar kolay kurulmaz” derdi.
Aslında onun hayatı da aynı şeyi gösterdi: Büyük entelektüeller de kolay yetişmiyor.
"Hayat çok kısadır ama hiçbir şey yapmamak için de uzundur" diye yazmıştı İlber Ortaylı.
Ama şu sözünü hiç unutmamalıyız: “Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kemal Atatürk ismini silemez. Sahneden indiremez. Buna gücü yetmez!”
Bugün bir kütüphane kapandı. Ama o kütüphaneden yayılan bilgi ve merak, muhtemelen daha uzun yıllar yaşamaya devam edecek.
Başımız sağ olsun.