Bir yıl aradan sonra, sadece ve sadece kestane şekeri almak için, bir kez daha girdim 26 Ağustos Kapısı'ndan İzmir Fuarı'na…
Geçen yıl hayal kırıklığımı yazmıştım, ama gördüm ki geçen yıldan bu yana değişen hiç bir şey olmamış…
2 gram yeşilin üzeri, piknik alanlarına dönüşmüş… Çimlerin üzerinde tüpte çay demleyip, köfte yiyenleri bile gördüm, delirdim… Gezilecek görülecek bir şey var mıydı diye soracak olursanız, adım başı bangır bangır çalan müzik dışında maalesef yoktu... Her yer seyyar satıcı, yerler ise çer çöp ve pet şişe doluydu..
******
Müzik dedim de, birden yıllar öncesine gittim…
Ağustos başı, 2 aylık evliydim… Eşimin asker arkadaşı ve eşi gelmişti Gelibolu'dan… Hem bize düğün tebriği, hem de Fuar ziyareti için…
Bilenler bilir, İzmirlilerin evleri ağustos ayı gelince dolar taşardı… Yakın il ve ilçelerden… E malum fuar zamanı, günübirlik de gelinmez, en az bir hafta kalınırdı… Fuar'ın her köşesi bol bol gezilir, teftiş edilir, her gün bir gazino ziyaret edilirdi…
******
Gazinolar…
Yaşı 35'in üzerinde olanlar mutlaka hatırlar…
Büyüğü ve küçüğüyle, büyük kadrolu ve küçük kadrolusuyla insanların koşa koşa gittiği, parasını rahatça ödeyebildiği, en azından para ayırabildiği şenlikli, rengarenk, heyecanlı yerler…
9 Eylül Kapısı'ndan girdin mi sağda Manolya Aile Gazinosu, solda Ekici Över Gazinosu daha ilerde lunapark ve içinde Lunapark Aile Gazinosu az ilerde Akasyalar Aile Çay Bahçesi ve Göl Gazinosu vardı…
Gazinoların kalesi İstanbul'du, ama arenası da İzmir Fuarı'ydı.... Her yıl aylar öncesinden İstanbul'daki gazinolarla bile kıyaslanamayacak kadar büyük kadrolar oluşturulur, fuar zamanı her gece sanatçılar say say, çık çık bitmez, kan gövdeyi götürürdü…
Eskiden beri söylerler, sanatçıya sanatçı ilk defa İzmir Farı'nda denilirmiş... İsmi İzmir'de tutulmazsa, İstanbul'a gitse de iş yapamazmış… Nice solistler, şöhretler gelmiş geçmiş fuarın şöhret kervanından...
Hatırlıyorum, İzmir Fuarı'nda gazinolar birbirine çok yakındı… O kadar yakındı ki, her gazinodaki solistlerin şarkıları dışarıdan rahatlıkla dinlenirdi… Hatta sahneden sahneye laflar atılır, atılan laflar diğer tarafa anında ulaştırılır, cevap da gecikmezdi…
Bir gece Ferdi Tayfur Lunapark Gazinosu'ndan 'O türkücü, arabesk söyleyemez,' diye İbrahim Tatlıses'e laf attıysa, aynı gece İbrahim Tatlıses Ekici Över sahnesinden hemen cevabını verirdi: 'Ben türkünün de Allahını söylerim, arabeskin de!'
Gazinolarda tüm yeni şovlar da ilk olarak İzmir Fuarı'ında sergilenirdi... İnsanlar aylar öncesinden konuşmaya başlardı: Ahu Tuğba bu yıl sahnede yine motosikletle mi gezer yoksa atla mı çıkar?
Fuar ve gazinolar denince aklıma babamın sürekli anlattığı anısı gelir… Çocukluğum ve genç kızlığım her fuar dönemi, bu anıyı dinlemekle geçti çünkü…
Müzeyyen Senar, 70'li yıllarda, uzun süre kendi adına ithaf edilen Çamlık Senar Gazinosu'nda assolistmiş… Her gece programını bitirmeden mutlaka 'Oy farfara' şarkısını söylermiş… 'Ateş düştü şalvara' nakaratında ise eteklerini dizine kadar çeker ve kendisiyle özdeşleşen elma kırma olayını yaparmış… Kimsenin kolay kolay kıramayacağı elmayı tek hamleyle ortadan ikiye bölermiş… Babam sürekli anlatır ben de ağzım açık dinlerdim…
Fuarı fuar yapan eğlence yerleri elbette sadece bu gazinolardan ibaret değildi. Mehtap Bahçesi, Ada Gazinosu, Villa ve Menekşe çay bahçeleri, Küçük Ada Gazinosu, Dağ Disko, Mogambo ve Kübana gece kulüpleri…
******
Fuar'da kestane şekeri için kulak tırmalayan müzikler eşliğinde Kafkas standını ararken, canım öyle çok gazinoya gitmek istedi ki, anlatamam… Ama o eski gazinolara, o eski kadrolara… O hep önceleri 'iftiharla' sonraları 'kıvançla', sonra sonra 'gururla' takdim edilen şahane programlara...
Gazinolar da, gazinoculuk da fuar da çoktaaan bitti…
Bugün artık ne öyle büyük kadrolar kurulabilir, ne de o paralar ödenir… Sanatçı da aynı değil izleyici de, her şey ama her şey değişti…
Gidemediğim için, gidemeyeceğimiz için de bu yazıyı yazdım…
Geçen yıl da yazdım, bu yıl da yazıyorum ben eski Fuarımı geri istiyorum…
Dipnot: Dün gece Afyonkarahisar'dan gelen haber, içimi yaktı… Mühimmat deposunda patlama ve 25 şehit… 25 anne, 25 baba, 25 kardeş… Onlarca amca, dayı, hala, teyze… 3-5 Mehmet değil 25'ten çok öldük yine … İçim yanıyor…