EGEDESONSÖZ – İzmir Barosu ve Kültürpark Platformu, Basmane Çukuru’nun geleceğine ilişkin düzenledikleri basın toplantısında İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetiminin izlediği sürece tepki gösterdi.
Arazinin mülkiyetine ilişkin devam eden davada belediyenin feragat ederek alanın yüzde 70’ini sermayeye bırakmayı öngören bir modeli gündeme getirdiğini savunan temsilciler, protokolün iptal edilmesini istedi.
İzmir Barosu Av. Nevzat Erdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda yapılan açıklamada, Basmane Çukuru’nun kamusal niteliğinin korunması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, “Kent hakkı danışıklı dövüşlere ve rant sistemine kurban edilemez” denildi.

Yapılan açıklama şu şekilde:
KENT HAKKI DANIŞIKLI DÖVÜŞLERE VE RANT SİSTEMİNE KURBAN EDİLEMEZ!
Değerli Basın Mensupları ve değerli katılımcılar
Burada yalnızca bir arazi uyuşmazlığını konuşmak için değil; kamusal kaynakların "çözüm" ve "uzlaşı" maskesi altında sermayeye nasıl aktarıldığını, kurumların ve demokrasinin işlevsizleştirilerek bu rıza üretiminin nasıl inşa edildiğini ifşa etmek için toplanmış bulunuyoruz.
90 yıldır İzmir halkına ait olan, 30 yıldan bu yana hukuki mücadelelere konu olan ve tamamıyla kamunun mülkiyetine geçmesine günler kalan Basmane Çukuru arazisi, kapalı kapılar arkasında yürütülen gizli protokollerle ranta kurban edilmek istenmektedir.
2022 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından geriye dönük tapuların iptali davası açılmıştı. Nihayet 30 yıl sonunda İzmir Halkına ait olan gene İzmir halkına dönecekti. Şöyle ki; karar duruşması 21 Kasım’da görülecek olan davada, üç ayrı bilirkişi raporu alanın %100'ünün belediyeye, yani halka ait olduğunu oy birliğiyle tescillemişken; İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi kazanacağı davadan feragat ederek alanın %70’ini sermayeye terk etmeyi “çözüm modeli” olarak sunmaktadır.
Sistem, usulsüzlükleri "kamu yararı” adı altında meşrulaştırarak toplumsal rıza üretmeye çalışmaktadır. “Yargı süreçleri öngörülemez” bahanesine sığınmak; kamu çıkarını savunmak değil, sermayenin dayatmalarına teslim olmaktır. Belediyenin kendi haklarından ve yargı kararından vazgeçmesi bir uzlaşı değil, kamusal sorumluluğun ve temsil görevinin reddidir.
Ayrıca, meclis üyelerinden dahi saklanan, içeriği belirsiz bir protokolle Belediye Başkanı’na verilen ucu açık yetki, 5393 sayılı Belediye Kanunu’na ve 3194 sayılı İmar Kanunu’na açıkça aykırıdır. Belediye Meclisi kendi iradesini ipotek altına alarak yetki gaspına ortak olmuştur. Kamu erkinin yetkileri, özel protokollerle sermayeyle yapılan bir pazarlık konusu haline getirilemez
Yürütmeyi durdurma talebimizin reddedilmiş olması, bu protokolün hukuka uygun olduğu anlamına gelmemektedir. Esastan devam eden hukuk mücadelemizde, kentin ve geleceğimizin gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz.
İzmir Barosu olarak bir kez daha altını çiziyoruz:
1. Basmane Çukuru kamu arazisidir, rant ya da sermaye alanına dönüştürülemez.
2. Kazanılmak üzere olan davalardan feragat etmek kamu zararı ve kent suçudur.
3. Gizli protokoller derhal iptal edilmeli, meclis ve belediye kamu yararına dönmelidir.
Sermayenin ve onun idari organlarının kent üzerindeki tahakkümüne karşı halkın, doğanın ve kamunun haklarını sonuna kadar savunacağız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.





