A.Kenan Tanrıkulu'na Teşekkürlerle…

Hepimizin geçmiş zaman hatıraları arasında yerini alan bir karakterden bahsediyorum. Yeşilçam dahi bilhassa Nubar Terziyan ve Osman Alyanak gibi kendine has yaradılış güzelliğine sahip pir-i fanilerle muhayyilelerimize konuk etti Onu…
Evet O, hepimizin 'Bakkal Amca' sından söz ediyorum. Hani şu 'ton ton' olan var ya, işte ondan… Hepimizin Bakkal Amcası sıfatına nail olmuş; başımız ağrısa koştuğumuz, paraya sıkıştığımızda başvurduğumuz, eğri büğrü yazısıyla veresiye defterine kaydolduğumuz, fakat her daim bizimle olan, bizden olan Bakkal Amca'dan…
Aslında O binlerce yıllık Türk Esnaf Geleneğinin müşahhas bir temsilcisidir. Ve O, şimdilerde tek tük sokak aralarına sıkışıp kalmış da olsa, aslında bizim adımıza gerçekleştirilen büyük bir isyanın kahramanıdır da…
Öyle değil mi?
Düşünsenize, küçücük sermayeleriyle, küresel emperyalizmin ceplerimize kadar inen AVM Sömürüsüne direnmek ne kadar büyük ve onurlu bir mücadeledir?
Tüketici bir iştahla, AVM Arenalarında vahşi kapitalizmin sömürgen rafları arasına sıkışmamıza; esir olmamıza veya doğru bir ifadeyle insanlığımızın mağlup edilmesine direnen Bakkal Amcamızdan başkası değildir!
Oysa o, küçücük dükkanlarında, hayatta kalmamız için gerekli olan tüm ihtiyaç maddelerini bulunduran bu tarihi karakter, yaşadığımız çağın insanına hal diliyle; 'hayır, sen, tüketmek için yaşayan değil, bilakis tüketimde kanaatkarlık göstermek gibi yüksek bir fazilete sahip olmak zorunda olan insan-ı kamilsin!' haykırışıyla yeni bir iktisat nazariyesi ortaya koyabilen bir birikimdir de…
Bakkal Amca… Bizim için sadece bir semboldür aslında. Bu savaşta aynı soylu mücadeleye iştirak eden 'ayakkabıcı, manifaturacı, lokantacı, aktar, konfeksiyoncu, şarküteri, kasap, manav' ve daha sayısız esnafımız tabiri caizse aynı mukaddes savaşın 'gazileri' değil midir?
Sosyal, iktisadi ve kültürel hayatımızın vazgeçilmezleri, baş aktörleri ve en önemlisi ahengi olan esnafımız bugüne kadar bizi hiç yalnız bırakmadı.
Ayakta kalabilmek, vergisini ödeyebilmek, ekonomiye can verebilmek(!), istihdam sağlayabilmek ve evine helal lokma götürebilmek için direnen esnafımız, bir bakıma bizim ayakta kalabilmemiz için mücadele vermektedir.
Ve gün gelmiş, esnafımız için gür ve samimi bir ses yükselmiştir…
Evet bu sesi veren MHP'den; İzmir Milletvekili Sayın A. Kenan TANRIKULU'ndan başkası değildir. Zira Tanrıkulu, 'suni–pazarlık gündemlerine' aldırmadan bu önemli meselenin üzerine 'yumruğunu vurmuştur'… Bakkal Amcamızı, Kasap Amcamızı, Manav Amcamızı ve tüm Esnafımızı küresel sömürüden koruyacak olan Kanun Teklifini TBMM'ye getirmiştir…
'İzmir İçin, Türkiye İçin, Çalışmaya Devam' diyordu ya hani 'Bakkalların Bakanı TANRIKULU', tıpkı söz verdiği gibi… Bakkal Amca çok yaşasın, Türk Esnafı Çok Yaşasın diye, velhasıl-ı kelam biz çok yaşayalım diye, vahşi kapitalizme ve tüketim çılgınlığına karşı gereğini yapmıştır!.
Şimdi sıra bizde, ya biz ne yapacağız?...