Çok değil; 10-15 yıl öncesinin İzmir Kemeraltı'nı hatırlayanlar, iç-içe, yan-yana onlarca kitapçı dükkanını, yayın evlerini, sokak kitap satıcılarını, sahaflar çarşısındaki o hareketliliği hatırlayacaklardır.
Şimdi o dükkanların çoğu kapandı, yerini Çin malı plastik ürünler satan mekanlar aldı. Karşıyaka'da i sahaflar çarşısında kuyruklar oluşur, kitap imza günleri birer kültür şölenine dönüşürdü, şimdilerde ise o bölge derin bir sessizlik, ilgisizlik içinde.
Kitaplar yerine, sosyal medyadan beslenen, sosyal medyanın orantısız, kuralsız, insani ve ahlaki değerlerden yoksun yapısıyla şekillenen günümüz insanının durumundan dolayı endişe ve üzüntü içerisinde kalıyorum..
Kitaplar olmadan, bilim, kültür, tarih bilgisi edinmeden biz çocuklarımızı geleceğe nasıl hazırlayacağız?
70 yaşın üzerindeki babamın 5 binin üzerinde kitabı bulunuyor ve halen bütün yaşamını o kitap kuleleri arasında büyük bir sabır ve saygıyla geçiriyor.
Babama bakıyorum…
Bir de çocuklarımıza…
Aradaki uçurumu düşündükçe ürperiyor, kendimi büyük bir boşlukta hissediyorum.
Dün bir gazete okudum, aşağıda sıraladığım bilgileri çeşitli kaynakların da süzgecinden geçirerek sizlere aynen aktarıyorum.
Kitap Türkiye'de ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada yer alıyor.
Japonya'da toplumun yüzde 14'ü, ABD'de yüzde 12'si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21'i düzenli kitap okurken, bizim ülkemizde sadece on binde bir kişi kitap okuyor.
Türkiye'de günde ortalama beş saat televizyon seyredilirken, kitap okumaya yılda sadece altı saat ayrılıyor.
Türkiye'de okunan kitaplar genellikle siyaset, aşk, cinsellik konularını işliyor.
8 milyon Azerbaycan'da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 75 milyona yakın Türkiye'de bu rakam ortalama 2 bin - 4 bin dolayında. Çünkü Türkiye'de okuma alışkanlığına sahip kişilerin sayısı 70 bin dolayında.
Bir Japon yılda ortalama 25, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken, şaşırmayın ve üzerinde düşünün lütfen; Türkiye'de bir kişi on yılda bir kitap okuyor.
Birleşmiş Milletler araştırmasına göre kitap için Norveçli 137, Alman 122, Belçikalı ve Avustralyalı 100, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor yılda, dünya ortalaması da 1,3 dolar.
Ülkemizde ise bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar yani 45 sent ayırabiliyor bu da 75 kuruş kadarcık, 1 kutu sakız parasından daha azı .
Türkiye'de dergi okuma oranı yüzde 4, gazete okuma oranı yüzde 22, radyo dinleme oranı yüzde 24, televizyon izleme oranı yüzde 95.
Biz Türklerin kitap okumaya ayırdığı zamanı, Norveçli 300'e, ABD'li 210'a, İngiliz 87'ye, Japon 97'ye katlıyor.
Birleşmiş Milletlerin insani gelişim raporunda ülkeler kitap okuma oranına göre sıraya dizilmiş; Türkiye 86. sırada.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Galip Akhan, dün bir açıklama yaparak herkesi Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un Safahat eserini okumaya çağırmış.
Safahat'ı kaç vatandaşımız biliyor acaba?
Bir TV muhabiri eline mikrofonu alıp sokaktaki vatandaşa şöyle bir soru sorsa;'Safahat' kitabını duydunuz mu ?' diye.
Kaç kişi bilir, sizce ?
Tahminlerim çok da iyimser değil.
Çünkü az okuyan, ya da hiç okumayıp sadece konuşan ve seyreden bir toplum olduk.