Gülen Cemaatinin kırk iki ilde düzenlediği Türkçe Olimpiyatlarına çok sayıda Bakan arzı endam ederek Fethullah hocaya bağlılık ve saygılarını ifade ettiler.
Cemaatin gövde gösterisi yaptığı bu sözde olimpiyatların ise 'en görkemlisi'
İstanbul Arena Stadında yapıldı.
Tabiî ki bu en büyük şovun en büyük konuğu da doğal olarak Başbakan Erdoğan oldu.
Erdoğan en havalı haliyle geldiği statta coşkuyla karşılanırken yaklaşık yüz bin cemaat üyesi veya sempatizanının karşısında yaptığı konuşmasında duygusal bir üslup ve sözlerle isim vermeden yıllar önce kaçtığı Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen hocayı Türkiye 'ye dönmeye davet etti.
Başbakan 'artık bu hasret bitsin' diye seslendikçe tribünler alkışlarla ortalığı çınlatıyordu.
Cemaat camiasından bu çağrısıyla büyük destek ve sevgiye mashar oldu Başbakan.
Bu çağrı yürekten bir çağrı mıydı diye kimse akıl yürütmedi.
Bazı kesimler bu daveti eleştirirken bazı kesimler coşkuyla destekliyor ve AKP'nin oyunun
daha da artacağını öngörüyorlardı.
Oysa Başbakanın amacı çok farklıydı.
Erdoğan bir siyasi taktik denemesindeydi bence.
Bir taşla iki kuş vurmaktı gerçek amacı.
Bu çağrıyla cemaat tabanının minnetini kazanacak, ülkeye davet ettiği hocayı zorda bırakacaktı.
Neydi bu zora sokma taktiği?
Dünya siyasi tarihinde ve iletişim biliminde bilinen bir gerçektir.
Sosyal psikoloji de bunu böyle söyler.
Ülke toprakları dışında yaşayan siyasi veya dini liderlerin çekim gücü ve etkisi, ülke içinde yaşayarak kolay ulaşılabilir durumdaki liderlere göre çok daha fazladır.
İnsanlar kolay ulaşamadıkları her şeye ve herkese karşı daha büyük sevgi ve sempati duyarlar.
Kavuşma zorluğu ve özlem, bilinenin aksine sevgiyi besleyen en önemli unsurdur.
Liderlerde tıpkı sanatçılar gibidir.
Yüzlerinin eskimemesi lazımdır.
Halkla çok iç içe yaşamamaları lazımdır.
Bilinmezliklerinin fazla olması lazımdır.
Tarkan, Ajda, Sezen, Bülent bile bunu akıl ediyor da onlarca danışmanı bulunan liderler bunu akıl etmezler mi?
Tabi ki ediyorlar.
Amerikanın Pelsinvenya eyaletinde yaşayan Gülen hocanın ülkeye gelmesinde veya ülkede yaşamasında yasal olarak hiçbir sorun yoktur.
Ama hoca gezmek amacıyla bile yıllardır Türkiye'ye gelmemektedir.
(Tabii kısa süreliğine gizli gizli geliyorsa onu bilemem!)
Hoca uzakta oldukça sıradan, kolay görülür, kolay ulaşılır bir lider profili çizmekten kurtulmuş oluyor ve böylece gücünü ve etki alanını sürekli arttırıyor, bu haliyle adeta tanrılaşıyor, ruhanileşiyor.
İşte bunu bilen hoca özellikle Türkiye'de yaşamaktan uzak duruyor.
Uzak durmak onu daha büyük yapıyor.
ABD'de keyfi yerinde.
Göl kenarında harika bir çiftlikte, etrafında hizmetini gören onlarca kişiyle birlikte yaşıyor.
Para sorunu desen hiç yok.
Can güvenliği sorunu ise sıfır.
İddialara göre FBI ve CİA tarafından yirmi dört saat korunuyormuş hoca.
Yani hoca Türkiye'ye niye gelsin?
Gelmeyeceğini, Başbakanın davetine icabet etmeyeceğini hemen açıkladı zaten.
Üstelik ağlaya ağlaya konuşarak milyonca sevenini de ağlattı, duygu selinde yıkadı.
Tabii ruhani etkisini böylece daha da büyüttü.
Ve kendisini ülkenin vatanından uzakta, vatan uğruna yaşamak zorunda kalan 'en büyük mağdur kişi' konumuna çıkarı verdi.
Oysa Başbakan umuyordu ki onun davetiyle hoca çıkıp gelecek, İstanbul da inşa edilmekte olan yeni çiftliğine yerleşecek, AKP ve Başbakan cemaat milyonlarından övgüler ve oylar almaya devam edecek ve birkaç yılda yüzü yıpranan, daha geniş kesimlerce tartışılır hale gelen, sıradan bir kimlik haline dönüşecek olan hocanın etki gücü azalacak ve böylece Başbakan ve AKP iktidarı tek başına kontrol edecek.
Şimdilik bu hayal başka bahara kaldı.
Anlaşılıyor ki cemaatle AKP ve Erdoğan arasında ki sorunlar büyüyerek devam edecek.
Şimdilik gazete manşetleri ve köşe yazılarından sürdürülen MİT Başkanını yargılama, Özel Yetkili Mahkemelerin yetkisini daraltma, Emniyet Teşkilatına ve yargıya egemen olma tartışmaları göreceksiniz ki daha açık olarak ortaya serilecek.
Çünkü şu an iktidarı elinde tutan güç yalnızca AKP'nin veya Erdoğan'ın gücü değildir.
Güç paylaşılır haldedir.
Ve ortada yeni yeni filizlenen paylaşım savaşları ,''en büyük kim?''tartışmaları vardır.