CHP, Türk sineması gibi... Aşk, nefret, kin, şiddet, ne ararsan var orada.
Vatan aşkı, koltuk aşkı, CHP'de... Birbirlerinden nefret edenler de orada.
Yumruklar, tekmeler, kelle koparmalar, CHP'nin vazgeçilmezlerinden oldu maalesef.
* * *
Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak ve Karabağlar Belediye Başkanı Hasan Karabağ'ın, 3.2 milyon liralık İller Bankası kesintisi yüzünden birbirine düşmesini yadırgadığımı yazmıştım, bundan önceki yazımda. CHP'li başkanlara bu tür davranışın yakışmadığını vurgulamıştım.
Bu olayın ardından daha vahimlerine tanıklık edince ’“pes’” dedim artık.
Deniz Baykal'ın, kaset skandalından sonra evine gönderilişinden sonra esen Kemal Kılıçdaroğlu rüzgarı, Genel Sekreter Önder Sav'ın dışlanmasıyla fırtınaya, hatta tsunamiye dönüştü.
Kim haklı, kim haksız, hiç oraya girmeyeceğim.
Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetmeye hazırlanan onca tecrübeli siyasetçiye akıl verecek değilim elbette.
CHP'nin zirvesindekiler birbirini yerken, Buca CHP Grubu'nda da kıyamet kopuyordu.
Buca CHP'de eleştirilere karşı hazımsızlık, tavan yapmış durumda.
Başkan Ercan Tatı'ya doğru yolu göstermek isteyenler vatan haini muamelesi görüyor. Tatı'nın yanlışlarını görmezden gelenler, ’“Kral çıplak’” diyemeyenler, birer kahraman olarak karşımıza çıkıyor.
Şu Buca'da barış çubuğu bir türlü yakılamadı. Muhalefete muhalefet değil, düşman gözüyle bakılıyor. Sanırsınız onlar CHP'li değil, AKP'li veya BDP'li...
Eleştirileri dikkate alsanız, doğru yolu bulsanız ölür müsünüz?
* * *
Malum, bir süre önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Genel Sekreter Ersu Hızır ile kapıştı. Hızır'ın kellesi gitti.
Bu tür olaylar, nedense hep CHP'de oluyor.
’“Haksızlık etmeyin, Saadet Partisi'nde de benzer olaylar yaşandı. Necmettin Erbakan'ın müritleri, Numan Kurtulmuş'u tekme tokat kovaladı’” demeyin sakın.
Saadet Partisi'nde olanlar beni hiç ilgilendirmiyor. Çünkü Saadet'in değil, CHP'nin Türk siyasetine örnek olması istiyoruz ve bekliyoruz.
Konuya bir başka pencereden bakalım.
AKP, belki içeriden kaynıyor. Birbirini çekemeyen kimbilir ne çok AKP'li Meclis üyesi, belediye başkanı var. Genel Merkez'de Başbakan Erdoğan'dan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tan, başkalarından rahatsızlık duyanlar da olabilir.
Fakat AKP çatısından tek çatlak ses çıkmıyor..
Mesela AKP İzmir İl Başkanı Ömür Kabak, referandumdan ’“evet’” çıkmazsa, istifa edeceğini söylüyor, sonra sözünü tutmuyor. Basın, istifa etsin diye Kabak'ın üstüne üstüne giderken AKP, il başkanına sahip çıkıyor.
Demem o ki, içeride olup bitenler, orada kalıyor.
CHP'de ise her köşe başında kazanlar kurulu.
Yamyamlar, çevresini sardıkları kazanlara atacakları kurbanların peşinde.
Hal böyle olunca, AKP'nin ekmeğine yağ sürülüyor elbette.
CHP, her geçen gün iktidar yolundan biraz daha uzaklaşıyor bu tür gelişmelerle..
Yerel seçimlerde tulum çıkaran CHP İzmir, hiç temenni etmem ama bir dahaki yerel seçimlerde korkarım kaleyi malum şahıslara bırakmak zorunda kalır.
Görünen köy kılavuz istemez.
Sürekli kavganın, şiddetin olduğu bir parti, halkın güvenini nasıl kazanabilir?
Tabanı da tavanı da karışık bir parti, nasıl iktidara gelebilir?
Madem iyi geçinmeyi beceremiyorsunuz, AKP'den kopya çekin!