Bu ülkenin elindeki son kurşundur zeytin. Dünyada yükselen değerdir zeytinyağı. Değeri ve pazarı her geçen gün yükselmektedir. Anavatanı Anadolu olan zeytine ihanet hazırlığı vardır bugünlerde. Bugüne kadar 10 kez püskürtülen küresel güçler yine gözünü zeytinimize dikmiştir. Maden Kanunu üzerinden istedikleri değişikliği yaptıramayanlar bu yönetmelik üzerinden harekete geçti. ’“Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı’” zeytinin ölüm fermanı demek.
’“Madde 23- Zeytinlik sahaların içerisinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bulunan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.’” Eski yönetmelik böyle diyor.
Yeni yönetmelikte değiştirilen madde bakın ne hale geliyor;
’“Madde 23- Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’’nın iznine bağlıdır. Ancak; alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’’na uygun olması, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından belirlenmesi durumunda;
a) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları,
b) Bakanlıklarca kamu kararı alınmış plan ve yatırımlar,
c) Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri,
ç) İlgili Bakanlıkça kamu kararı alınmış madencilik faaliyetleri petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri,
d) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar,
için, yukarıda belirtilen faaliyetlerde bulunmak isteyenler, ilgili Bakanlıkların onaylı belgeleri ile mahallin en büyük mülki amirine başvurur. Müracaat sahibi, çevrede oluşabilecek ÇED raporu ile belirlenmiş zararları önleyecek tedbirleri almak koşulu ve dikim normlarına uygun, eşdeğer büyüklükte il/ilçe müdürlüğünce uygun görülecek alanda zeytin bahçesi tesis eder.
Olumsuz cevap başvuru sahibine yazı ile tebliğ edilir. İzin alınmaksızın yapılan faaliyetlerin yürütülmesi yetkililerce men edilerek, umumi hükümlere göre kanuni takibat yapılır.
Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.’”
Tarım Bakanı tarafından henüz imzalanmayan bu değişiklik gerçekleşirse pamuk, tütün, şekerpancarı gibi ürünlerden sonra zeytinimizin de sonu gelmiş demektir. ’“Alternatif alan bulunmaması ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu (ÇED)’’na uygun olması, bitkilerin vegetatif ve generatif gelişimine zarar vermeyeceği Bakanlık araştırma enstitüleri veya üniversiteler tarafından belirlenmesi durumunda’” ifadesine bakarak gerekli tedbirlerin alındığını düşünebilirsiniz ama surlarda bir gedik açıldı mı kale düşer. Yıllardır bu değişikliği gerçekleştirmek için fırsat kollayan küresel güçler muhakkak bir yolunu ya da adamını bulur bu izni koparır. İşini kitabına uydurur ve zeytinlikler maden arama sahasına döner. Bunun adı arkadan dolanmaktır. Zaten yönetmelikte yapılan değişikliğin ’“devletin hüküm ve tasarrufu altındaki’” alanları kapsaması da bir anlamda kişilere ait zeytinliklerin madenciliğe açık hale gelmesi değil midir.
Bu değişiklik girişimi Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’’ni hemen harekete geçirdi. UZZK Başkanı Mustafa Tan, bu değişikliğin gerçekleşmemesi için ilgilileri bir kez daha uyardı. Sektörün tüm bileşenleri olarak bu işe karşı sonuna kadar direneceklerini ilan etti. Sektörün de onu yalnız bırakmayacağını sanıyorum.
Ben bu değişikliğin gerçekleşeceğine inanmıyorum.
Tabi eğer Mehdi Eker, Türkiye’’nin Tarım Bakanı ise.