Sizinle 'Duygularım Zorba ve Ben' kitabımızdaki Altay'ı tanıştırmak isterim. Altay, hatırı sayılır bir üniversitenin işletme bölümünü dereceyle bitirmişti. Daha lise öğrencisi iken, tüm öğretmenleri ve ailesi, onu bu okulu ve bölümü bitirmesi konusunda cesaretlendirmişti. O da pek fazla sorgulamamış, kendisine konulan hedefin peşinden gitmişti. Ailesinin en büyük gurur kaynağı Altay'ın azmi idi. Oysa Altay'ın asıl hazinesi azmi değil zekasıydı. Üniversiteyi kazanması da, kazandığı bölümü bitirmesi de tamamen zekasının eseriydi.
Altay işyerinde de yıldız çalışandı. Neredeyse 1,5 senedir çalıştığı firmanın umut vaat eden çalışanları listesine girmeyi başarmıştı. İş yükü gerçekten fazlaydı. Ama zekası sayesinde geliştirdiği yöntemler, bu iş yükünün üstesinden gelmesine yardımcı oluyordu. Hatta arttırdığı zamanlarda arkadaşlarına da destek oluyor, bu sebeple de çok seviliyordu.
Altay'ın müdürü Arif Bey'in bir toplantıdaki açıklaması iş hayatında onun için yeni bir dönemi başlattı. Arif Bey 'Size üst yönetim ile birlikte aldığımız bir kararı açıklayacağım. Bu hafta itibari ile görevimi Aynur Hanım'a devrediyorum. Ben grup şirketlerimizden birine genel müdür yardımcısı olarak atanmış bulunuyorum. Sizlerle çalışmak benim için büyük keyifti. Umarım sizler için de öyle olmuştur.' Diye konuştu.
Başlangıçta her şey aynen devam edecek gibi görünse de zamanla Altay'ın Aynur Hanımla yıldızı barışmadı. Süreçten sizinle küçük bir kesiti paylaşmak isterim.
Altay'ın bütün geceleri uykusuz geçmeye başlamıştı. Başarısıyla övülmeye alışık olan genç adam, ciddi bir mutsuzluk içindeydi. Biraz es vermenin iyi olabileceğini düşündü. En iyisi izin istemekti.
Ertesi gün, doldurduğu izin formunu Aynur Hanım'a götürdü. Dinlenmeye ihtiyacı olduğunu belirtti. Zaten yıllık izninin tamamını kullanmamıştı. Bu izni kullanmaya hakkı vardı. Aynur hanım, formu 2 gün boyunca masasında bekletti. Bu iki gün boyunca türlü bahanelerle Altay'ı masasına geri gönderdi. Cuma günü gelmiş ancak Altay'ın izin formu halen imzalanmamıştı. Oysa Altay Cuma günü itibariyle izne çıkmayı düşünüyordu. Öğlen tatilinde Aynur Hanım'ın odasına gitti ve durumu tekrar hatırlattı.
Aynur hanım formu sabah imzaladığını, Altay'ın formu almaya gelmediğini dolayısıyla bu talebi İK'ya göndermekte geciktiklerini söyledi. İK bu formu ancak bir sonraki hafta değerlendirmeye alabilecekti. Altay izine çıkamıyordu.
-Bana haber verebilirdiniz.. diyebildi sadece..
Masasına dönüp çekmecesinden bir sigara aldı. Mola alanına yöneldi. Çalışma arkadaşlarının yanından isteksizce geçti. Arkadaşları da bu duruma anlam veremiyorlardı. Arif bey gitti forsu bitti diyenler vardı. Aynur hanım harika biri bana kendi kolyesini hediye etti diyordu bir hanım arkadaşı. Altay tüm olanları ve söylenenleri puslu bir pencereden izliyor gibiydi. Ancak Tolga aynı fikirde değildi.
-Abi sen bu kadının odasına her gittiğinde tepetaklak geri dönüyorsun. Bir sorun mu var? dedi..
Altay sessiz kalmıştı.
-Sorun raporlar mı abi? dedi Tolga çekinerek..
Altay Tolga'ya döndü ve gülümsedi;
- Olur mu öyle şey Tolga.. Aslına bakarsan sorun nerede bilmiyorum. Kafam çok karışık. Ben yetersiz biri miyim? Dedi.
Tolga mola boyunca bunun bir geçiş dönemi olduğunu, Aynur hanım'ın tarzına vakıf olduklarında durumun eskisi gibi düzeleceğini anlattı. Altay rahatlamıştı. Üzerine düşeni yapacak, işini en iyi biçimde sürdürmeye devam edecekti. Bunu yapması her şeyden önce şirketine borcuydu. Aynur hanım ile olanların şirketi ile alakası olmadığını düşündü.
Olayları ve insanları nasıl değerlendirdiğimiz tepki, davranış ve konuşmalarımızı etkiliyor. Yukarıdaki satırlarda yaşananları Altay'ın tavır ve düşüncelerine uygun olarak Martin Seligman'ın 'KKK' formülü
* Kişisel – Bu benimle ilgili
* Kalıcı – Bu hep böyle kalacak
* Kaplayıcı – Her alanı etkileyecek
İle yorumlarsak, kötümser bir duygu durumuna varırız. Bu hal, motivasyonumuzu düşürür, keyfimizi kaçırır, bizi tedirgin eder. Sürekli 'şimdi ne olacak?' ya da 'öldüm bittim perişanım' durumunda olmamıza sebep olacaktır.
Kendimiz ya da bir arkadaşımızın desteği ile (hikayede Tolga) Seligman'ın 'GSÇ' formülünü;
* Geçici – Bu da geçecek
* Soyutlanmış – Bu hayatın bir bölümü
* Çaba azlığı – Eğer biraz daha çabalarsam
uyguladığımızda ise iyimser bir duygu durumuna varırız. Bu hal, umutlanmamıza, motivasyonumuzun düşmesine engel olmaya, keyfimizin kaçmamasına katkı sağlar. Bu durumda olunca mevcut durumu daha doğru değerlendirir ve daha makul mantıklı hareket edebiliriz.

Sürecin kısa bir bölümü ile ilgili bu görüşler, 'Duygusal Zeka' yaklaşımının en önemli bileşenlerinden olan 'iyimserlik' konusunda. 'Duygusal Zeka' kavramı, çoğunlukla iş hayatında başarıdan söz edildiğinde öne çıkan önemli bir kavramdır. Buna paralel olarak günümüzde Mobbing'e karşı alınacak zihinsel önlemler konusunda da Duygusal Zekamız en büyük koruyucu kalkanımız olarak görülmelidir.