Çocukken arkadaş olmuştuk biz… 'Çocuk işte' denir ya… O nebze suçluyduk o zamanlar… Torbalara su doldurup sokaktan geçen arabalara atardık. Ne kadar da salaktık! Artık hiç de aynı bakmıyoruz hayata… Hiçbir köşesine… İşte o çocukluk arkadaşlarım anlattı:
'Gece Halkapınar'dan taksiye binerek eve gitmeye çalıştık. Her yere kapalı, Yeşildere yolundan. Taksici bizi soru yağmuruna tuttu:
- Alanda mıydınız?
- Polisle karşı karşıya geldiniz mi?
- Polise taş attınız mı?
- (Cevap hayır olunca)… Yakınlaşsanız atar mıydınız?'
Benzini hiç de sınırda olmayan taksi benzin almak için mola istiyor sonra… Gün içinde yaşananlar nasıl bir psikoloji yüklediyse bir bahane bulup kaçıyor arkadaşlarım…
Tarantino'nun Inglourious Basterds (Soysuzlar Çetesi) filmini hatırlayan var mı? Sığınaktan kaçan zavallı kız gibi mi arkadaşlarım? Christoph Waltz taksiciyi mi oynuyor?
O saatlerde Alsancak'taydım ben… Doğduğum semtte… Sahipleri ve çalışanları insanlık abidesi olan bir barda… Nefes nefese biri girdi içeri biz sığınmıştık, beklerken, sessizken…
Gaz atan polislerin yanı sıra sopalarla saldıran bir grup olduğunu anlatıyordu. Kaldıkları sokağa gaz atıldıktan sonra onlar giriyormuş. Önüne gelen vurarak!
Kafa salladık hepimiz… Çünkü o gelmeden az önce 'halk'ın tabiriyle 'ağzı-burnu' yarılmış, bilinci gidip gelen bir çocuğu (bildiğiniz çocuk, 15-16 yaşlarında…) gazların arasında tahtadan yapma sedyemizle hastaneye ulaştırmıştık.
Bar da oturuyorduk. Üst katında… Brandanın açık kısmından gördük, tepemizde helikopter geziyordu… Sokaktan da 'pat-pat' gaz sesleri, ara ara çığlıklar… Çıkamıyorduk çünkü çıksak da taksiye götüren yollar, taksinin götüreceği yollar, kısacası yollar kapalıydı…
Yeni günün ilk ışığıyla çıktık. Korka korka, çok korkanlardan saklaya saklaya… 'Twitter belası'ndan telkin ve bilgi alarak taksiye, oradan da eve… Uyku yerinde yok! Gözyaşı, endişe, merak, korku… Hepsi parti veriyor odada… Öle bayıldık işte, uyumadık… Bayılmışız.
Tabi bide 'Ben kimim?' o var… 'O İzmir'den başlayarak anlatayım. Ben hem yenilikçi hem de eski kaygılı CHP'liydim dün, onlarla yürüyen bir TGB'li, bir ara İşçi Partili… 'Sürece' karşıydım da ben gönülden, yürekten destekçisiydim de… Anti-kapitalist müslümandım ben ayrıca da ateisttim! Rock dinliyordum, param yoktu, ucuz bira içiyordum ama aynı zamanda hayatımda hiç içki içmemiştim, dün aslında Çeşme'de plajda gündüz gündüz dans ediyor olacaktım ben… Hah unutmadan, Türk'tüm ama Kırgız, Çerkez, Laz, Kürt ve Ermeni'ydim ben, lezbiyen, gay ve travesti olduğum da doğruydu…
Kim miydim ben? Son resmi kayıtlara göre yüzde 51'dim, yüzde 49'u da balkonda ve kongrede sözde değil özde kucaklayarak tüm sorunlarımı, sıkıntılarımı kendi aramda çözüp acılarımla da kendi aramda yüzleşmek istiyorum ben!

Dün gece böle bir geceydi İzmir'de ben de böle biriyim işte…