İzmir kulüplerinin son yıllarda başarısızlığı tartışmasızmış gibi, şimdilerde stat konusunu bir siyasi çizgiye çekiyorlar...
Türkiye'nin siyasi anlamda 'aydınlık yüzü' olarak görülen İzmir, eğer sportif anlamda seçimlerini doğru yapamazsa, sanki geride kalacakmış; diğer illere göre gerekli desteği göremeyecekmiş ve bu nedenle de 'süper lig'e yükselemeyecekmiş gibi algılar; bu yönde söylemler aldı başını gitti...
Bu görüşü daha çok AKP'li bakanlar, il ve ilçe örgütleri dillendirmiyor mu, işte bu noktada insanın çıldırası geliyor!..
İzmir'i tanımış olmak, tarihsel kimliğiyle kucaklaşmak; bu kentin kulüplerinin tarihiyle buluşmak AKP'lilere mi düştü?
Hele ki, dışardan bu kentin bakanı olmuş iki insana, nasıl olur da bırakılır!..
Soruları çoğaltmak olasıdır...
Bakanların bu aydınlık kent için yapmak istediklerini de göz önüne aldığınızda, hangi girişimlerin İzmir için olumlu, hangilerinin olumsuz olduğunu çözebilirsiniz!..
Dikersiniz penaltı noktasına topu, karşısına bir iş alemi efendisini kondurur, 'Yıldırım bakandan jet vuruş' başlığını da kondurdunuz mu, olay çözülmüştür!..
Yani tam anlamıyla yağdanlık!..
Aynı bakanı bir sonraki gün İzmirgücü Spor Vakfı'nın kahvaltısına alırsınız; sözümona İzmir kulüplerinin sorunlarına çare ve çözüm arayacaksınız ya, önce kürsüde yine sözümona gerekçelerinizi ve istemlerinizi sıralarsınız; Sonra o 'bakan' kişi sözü aldığında size nasihatlere başlar:
'İzmir için önce Büyükşehir belediyesinin desteği şart. Bakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi nasıl yapıyor? Bunu gerçekleştirin. Kulüpler birlik içinde arayışlarını sürdürmeli ve zorlamalı. Biz üzerimize düşen görevi yaparız. Ama önce yerel yönetimler kulüplere destek vermeli...'
Sadece bu kadar mı?
Hani o Bucaspor Akademi konusu ve yaşanan sorunlar var ya!
Belli ka, bakan beye o konuda da bilgi verilmiş... Diyor ki:
'Mehmet Seyit Özkan o desteği çekmemeli, yaşatmalı. Üstelik İzmir kulüplerinin varlığı için İZVAK üzerinden yaşatmalı...'
İşte böylesi bir öneriye hem ben, hem de Seyit Mehmet Özkan Güler!..
Neden mi?
Özkan, bu işi kendi duyarlılığı, genç kitlelerin futbolla doğru anlamda buluşması için gerçekleştirmiş bir insan. Ancak, kazanımlarını da başka amaçlara ve kulüplere bırakmamak koşuluyla! İşte bu noktada kimi girişimleri var. Altınordu ile yüzde 51 karşılığı bir şirket oluşumu söz konusu olduğu bildiriliyor. Elbet bu konu kulüplerin genel kurullarında çözülecek bir konu. İzin alınır, alınmaz yaşayarak göreceğiz...
Net olan işin içinde ekonomik kaygı ve kavgaların olmasıdır. Özkan'ın Bucaspor ile yaşadığı sorunlar da bu nedenledir ki, tartışma yaşadılar ve koptular...
Yanlış mı?
O nedenledir ki, Özkan ile görüşen ve altyapı görüşmesine giren her kimse dikkatli ve akılcı olmak durumunda. Doğruya doğru!..
İzmir için bir başka çözümsüzlük, yine iktidar tarafından stat yapımı konusunda oldu. Bir dayatmadır gidiyor. Yok efendim Alsancak Stadı TOKİ'ye devrediliyor; stadı Spor Bakanlığı GSGM ile ortaklaşa yapacak ama nereye yapacak gibi tartışmalar içinde İzmir'in yerel gazeteleri iktidarın peşine takılmış yürüyor...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 'Ben bu kente kuzeyde ve güneyde iki stat sözü verdim. Örnekköy için param da projem de hazır. Bakanlıktan onay bekliyorum. Ya onlarlar ortak yaparız ya da ben yaparım' diyor; diğer yanda bir kitle Alsancak Stadı'nın TOKİ'ye devrini gündeme getirip AVM yapılmasını ve ona karşılık İzmir'e bir stat yapılmasından söz ediyor...
Alsancak Stadı İzmir'in 'anıt atadı'dır... Oradaki tarihi başarıları yok saymak unutmak olası değildir... Orada bu kentin orta yaş grubu Avrıupa Fuar Şehirleri Kupası'nın en önemli maçlarını izlemiş, takım tutkuları belirginleşmiştir. İzmirli Alsancak Stadı ile özdeşleşmiştir...
Şimdi İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan, 'Var olduğumuz sürece AVM olmasına izin vermeyiz' diyorlarsa, bu stadı ağızlarına sakız yapanlara ne düşer.
İşte bu açıklamalardan sonra İzmir'de stat sorunu tartışmasızdır. Yerel yönetimler ve onları destekleyen halk, taraftar kitlesi ne istiyorsa o olur. İşi siyasal boyuta, bakanların olur-olmazına taşımak İzmir'in çıkmazıdır!..
Ortaya İzmirgücü Spor Vakfı (İZVAK) çıktı. Hangi amaçla olduğunu bilen yok. Eski AKP Milletvekili Tuğrul Yemişçi'nin başkanlığa siyasal amaçla getirildiği belli olan İZVAK'ta gerçek amaç kulüpler adına bir iş yapmak ise stat konusu neden değişik vurgularla gündeme getirilmektedir? Neden sık sık TOKİ vurgulaması yapılmaktadır? İZVAK İzmir kulüplerinin ekonomik kaygılarını gidermek için çalışıyorsa, Seyit Mehmet Özkan'ın kendisi için çalıştırdığı artık apaçık ortaya çıkan 'Altyapı Akademisi' için bakan aracılığıyla neden öncülük yapmasını istiyor?
Her şeyden öte, şaşırtıcı olan bir nokta daha var. İZVAK, TSYD Ege Kupası ve katılımcı kulüpler için bakandan destek istiyor!..
Ne oldu TSYD'nin suyu mu çıktı? Kendi adına konuşamıyor da, İZVAK mı konuşuyor?