1. Çuval; Sayın Başbakanı, ’“Kürtçülük Kuyusuna’” bilerek attılar, dediğimizde bazı AKP’’li dostlar, sitem etmişlerdi. Söyledikleri şuydu; ’“Başbakan terör örgütünün başını muhatap almaz’”, ’“açılımın adı Milli Birlik ve beraberliktir’”. ’¶

Alın size açılım. Başbakan’’ın ’“Kürtçü danışmanları’”, Irak’’taki sınır komşumuz ABD ve bölgemizden elini hiç çekmeyen İngiltere, arka planda İsrail sizin açılımınızın karşısına, terör örgütünün eli kanlı elebaşı’’nı koyuverdiler. Hükümet tarafından bugüne kadar gizli olarak yürütülen temaslar artık açıklık kazandı. Barış ve Demokrasi Partisi ile yapılacak her temas Apo’’yu, AKP’’nin muhatabı yapacaktır.
Çünkü kendisi Barış ve Demokrasi Partisinin fiili Genel Başkanıdır. Üstelik Apo, partisine TBMM’’de grup kurdurmuştur.

Başkalarının yazdığı ve çizdiği projenin figüranı olmayı, gönüllü olarak kabul eden AKP hem kendi partililerini, hem de milleti aldatmıştır. Yapılan hatalardan ders almayan ve hala ’“İnadına Açılım’” diyen AKP, sahte dostları tarafından başına geçirilen çuvalla, Kürtçülük kuyusunda çırpınıp durmaktadır.
Çıkış yolunu daha önce söylemiştik, tekrar söyleyelim; Kuyu derin değil, kuyudan çıkmak için kullanılan ip, çürük, kısa ve ortaçağ’’dan kalmadır. AKP’’nin tutunması gereken ip, Çağdaş ve Laik Cumhuriyeti kuran Atatürk’’ün, Türk Milletine armağan ettiği açık rejimin ipidir.

2. Çuval;
Patrik ve Heybeliada Ruhban Okulu konusunda 1. Temmuz. 2009 da yazdığım yazıda, Atatürk’’ün kurtuluş mücadelemizde, Türk Milletini arkadan hançerleyen Fener Papazını Türkiye’’den sürdüğünü ve Patrikhaneyi ’“FESAT ve HIYANET OCAĞI’” diye nitelendirdiğini yazmıştım.

Başta Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş olmak üzere bazı anlı şanlı köşe yazarları, görüşlerime karşı çıkmışlardı. Aradan 5 ayı aşkın bir süre geçti ve Fener Rum Patriği Bartholomeos öyle şeyler söyledi ki, AKP’’nin Patrikle ilgili açılım politikasının kafasına çuvalı geçiriverdi.
Patrik; ’“Türkiye’’de azınlık olarak yaşamak suç değil. Fakat bize ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Haklarımızı Türk vatandaşları gibi kullanabildiğimizi düşünmüyoruz. Bu kilise 17 asır önce bu topraklarda kuruldu. Gerçi Türk Hükümeti Patrikhanenin yok olmasından ya da ülkeyi terk etmesinden memnun olurdu ama bu asla olmayacak. Başbakan’’ı ve birçok bakanı ziyaret ettim, sorunlarımızı anlattım, yardım istedim. Ancak laik olmakla övünen Türk hükümetinden hiçbir yardım gelmedi. Buna rağmen ayakta kalmakta kararlıyız. Burası KUDÜS’’ÜN devamıdır ve bizim için en az orası kadar kutsaldır. Zaman zaman çarmıha gerilsek de biz burada kalmayı tercih ediyoruz.’”

Batı Trakya’’da yaşayan Türk kökenli Yunan vatandaşlarının henüz kendi müftülerini özgürce seçmelerine Yunanistan Hükümeti tarafından izin verilmediği bir zamanda, kendisi de Türk vatandaşı olan Patrik’’in bu demeci kabul edilemez bir beyandır. Nitekim tüm komşularımızla ’“sıfır’” politika denen garip politikanın mucidi, Dışişleri Bakanı Davutoğlu bile, neler oluyor demek zorunda kalmıştır.

AKP İktidarı durdukça ve bu tutumlarını devam ettirdikçe, Türkiye böyle incitici ve rahatsız edici taleplerle karşılaşmaya devam edecektir. 40 bin kişinin canının yitip gitmesinin tek sorumlusu, uyuşturucu ve organ kaçakçısı bir terör örgütünün başı, Kurtuluş savaşımızda atalarımızı arkadan hançerleyen ’“fesat ve hıyanet’” ocağının papazı, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletine kafa tutabiliyorlar ve tüm bu hakaretlerine rağmen hala el üstünde tutulabiliyorlar.
AKP Milli konulardaki duyarsızlığına devam ettiği sürece, kafasına daha çok çuval geçirirler. Olan da Türk Milletine olur. Nasıl ve ne zaman onarırız, yaşarsak göreceğiz.