Akil'in kelime manası, 'akıllı, uslu, kavrayıcı' demek. Yani Türkiye de 63 kişi Akil, gerisi değil. Neye göre, hangi kriterlere göre, akil oldukları ise bilinmiyor. Bir rivayete göre; çözüm sürecini vatandaşa anlatmakta zorlanan siyasi irade, kendisine yakın olan, bir başka deyişle, çözüm sürecine muhalefet etmeyen, onun sevdiği yazar, bunun sevdiği sanatçı şeklinde oluşturulmuş tam 63 Akil adam. Görevleri ise, Sayın Başkanın ifadesiyle; 'toplum üzerinde psikolojik harekat yürütecekler.'
Akil olmanın ne demek olduğunu, neye göre yanlış anlamaları düzelteceklerini, dahi bilemeyenler mevcut siyasi iktidarın kurnazlığına çanak tutuyorlar. Akil adamlar listesindeki bazı isimlere bakınca da Allah sonumuzu hayır etsin demekten başka bir şey diyemiyoruz.
Yani çözüm sürecinde izlenen yolun doğru olduğunu vatandaşa anlatacaklar. Analar ağlamasın diyecekler. Şehit annesiyle, terörist annesini eşit tutacaklar. Biri vatanını, milletini savunurken şehit olacak, diğeri terörist olacak ve eşit olacak. Yok öyle şey.
Elbette kan dökülmesin. Birileri ABD'nin, İsrail'in, AB ülkelerinin taşeronluğunu yapmasın. Dökülen kanın sorumlusu şehitlerimiz değil, teröristler, vatanına ihanet edenlerdir. Bundan dolayıdır ki; Türk, Kürt, Laz, Çerkez cinsi cibilliyeti ne olursa olsun, vatanını milletini seven her vatandaş bunun böyle olduğunu, Akil adamlar kadar düşünebilecek seviyededir.
Terörist başıyla yapılan görüşmeler siyasi görüşü ne olursa olsun vatandaşların pek çoğu tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Hükümet yetkilileri 'Devlet Teröristle pazarlık yapmaz' anlayışından uzaklaşmış, Dünya'daki tüm terör örgütlerinin hedefi olan hükümeti masaya çekmeyi başarmıştır. Mevcut hükümet yetkilileri teröristleri muhatap kabul etmişlerdir.
Çözüm süreci diye adlandırılan sürecin içerisinde neyin olduğunu ise vatandaş olarak bizler bilmiyoruz. Teröristlerin geri çekilmesi karşılığında verilen tavizler açıklanmıyor. Açıklayan, ya da açıklama gereği duyan da yok zaten. Anlaşmanın içeriğini akil adamlarda anlatacak değil herhalde.
Ülkenin temel taşlarını ilgilendiren bir süreci vatandaşın bilmemesi kadar absürt bir durum olamaz. Bu millet 1994 Yılından bu yana tam otuz yıldır terörle mücadele ediyor. Zaman zaman terörle mücadelede oldukça başarılı olan devletimiz, son yıllarda teröre verilen tavizler sayesinde, taviz tavizi getirmiş, bu geldiğimiz noktada ise terörist başı muhatap alınmış, terörist başının adı İmralı, teröristlerin adı ise kandil olmuştur.
1918 Mondros Mütarekesi sonrası Anadolu'da ilerlemeye başlayan işgal kuvvetlerine karşı, işgal sırasında bir varlık gösteremeyen İstanbul Hükümeti (Sadrazam Damat Ferit Paşa) işgalci devletleri kızdırmadan bir barış antlaşması imzalamak niyeti içine girmiş. Bu çerçevede İstanbul Hükûmeti tarafından halka öğüt vermek ve Anadolu'daki direnişi yatıştırmak için görevlendirilen Heyet-i Nasiha (Nasihat Heyeti) kurulmuş. Oluşturulan heyet, barışın, ancak koşulsuz teslim ve düşmanı kızdırmamakla sağlanacağına anlatmaya çalışmış.
Garip ama, gerçek benzerlik…
Ne dersiniz? Tarih tekerrür mü ediyor?..
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?