Metehan UD / EGEDESONSÖZ - Akfen Holding bünyesindeki Akfen Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş.’nin Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde yapmak istediği 8 türbinli rüzgar enerji santrali (RES) ve elektrik depolama tesisi projesiyle ilgili davada Danıştay’dan kritik bir karar çıktı. Danıştay 4. Dairesi, projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemini reddeden Aydın 2. İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu.
Danıştay, bilirkişi raporunda projenin çevresel etkilerine ilişkin çok sayıda olumsuz tespit bulunduğuna dikkat çekerek, bu hususların yeterince açıklığa kavuşturulmadığını belirtti. Yüksek mahkeme, gerekirse yeniden keşif yapılması ve ek bilirkişi raporu alınmasının ardından yeniden karar verilmesine hükmetti.
BİLİRKİŞİ RAPORUNDA PEŞ PEŞE OLUMSUZ TESPİTLER
Akçay Havzası ve Madran Dağı Çevre Koruma Derneği tarafından açılan davada hazırlanan bilirkişi raporunda projenin farklı uzmanlık alanları açısından değerlendirilmesi sonucunda önemli risklere işaret edilmişti.
Çevre mühendisliği açısından, T1, T2, T3 ve T5 numaralı türbinlerin 475,5 metrelik emniyetli yaklaşım ve buz fırlatma mesafesi içerisinde yaşam alanları bulunması nedeniyle uygun olmadığı kanaatine varıldı.
Jeoloji ve hidrojeoloji uzmanı ise ÇED raporundaki bazı değerlendirmelerin yanlış veya yetersiz olduğunu, projenin su kaynakları, doğal yaşam ve yerleşim yerleri üzerindeki olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde bulunmadığını belirtti.
Ziraat mühendisliği incelemesinde T1 türbininin yakınında ve emniyetli yaklaşım mesafesi içerisinde dikili tarım arazileri bulunduğu, elektrik depolama tesisinin yapılacağı alanda da dikili tarım arazilerinin bulunduğu tespit edildi.

TÜRBÜN ALANINA 150 METRE MESAFEDE ARKEOLOJİK KALINTI
Bilirkişi raporunda projenin arkeolojik etkilerine ilişkin de dikkat çekici tespitler yer aldı.
T1 türbininin kurulması planlanan alanın yaklaşık 150 metre yakınında, ormanlık ve kayalık bir yamaç üzerinde yaklaşık 15 metre uzunluğunda ve 1,5 metre genişliğinde taş döşeli bir yol kalıntısı ile yolun sonunda taş duvar kalıntıları tespit edildi.
Bilirkişi, söz konusu yol ve duvar kalıntılarının Hellenistik-Erken Roma dönemine benzediğini ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olduğunu belirterek, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından tescil edilmeleri gerektiği kanaatine vardı.
İKİ NESLİ TEHLİKEDE KUŞ TÜRÜ TESPİT EDİLDİ
Ornitoloji incelemesinde ise RES sahasında küresel ölçekte nesli tehlike altında bulunan iki kuş türünün bulunduğu belirtildi.
Bilirkişi heyeti, projenin bu türleri olumsuz etkileme ihtimalinin yüksek olduğunu, bölgenin yılan kartalı ve arı kuşları açısından göç güzergahı üzerinde bulunduğunu kaydetti. Ayrıca ÇED raporunda yer almayan, habitata bağımlı üç nadir kuş türünün de bilirkişi incelemesi sırasında tespit edildiği belirtildi.
Flora ve habitat incelemesinde de ÇED raporundaki flora ve vejetasyon tespitlerinin eksiklik ve yanlışlıklar içerdiği, öngörülen koruma önlemlerinin yeterli olmadığı sonucuna varıldı.
Orman mühendisliği açısından ise türbinler ve yollar nedeniyle orman bütünlüğünün bozulacağı, taşlık ve kayalık yapıdaki alandaki orman varlığının zarar görebileceği ve bölgedeki bazı orman alanlarının doğa koruma, toprak koruma ve orman ekosistemi izleme alanları olması nedeniyle korunması gerektiği belirtildi.
Bilirkişi heyeti tüm bu değerlendirmelerin ardından “ÇED Olumlu” kararının iptalinin kamu yararına ve mevzuata uygun olduğu kanaatini bildirdi.
İLK MAHKEME “ÇED’İ KUSURLANDIRACAK YETERLİLİKTE DEĞİL” DEMİŞTİ
Aydın 2. İdare Mahkemesi ise bilirkişi raporundaki tespitlere rağmen davayı reddetti.
Mahkeme, rapordaki bazı tespitlerin Nihai ÇED Raporu’nu kusurlandıracak nitelikte ve yeterlilikte olmadığına, ÇED dosyasında yer alan taahhüt ve önlemlerin yeterli bulunduğuna hükmetti. Projenin ülkenin enerji ihtiyacına sağlayacağı katkıyı da kamu yararı kapsamında değerlendiren mahkeme, çevresel etkilerin kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonucuna vardı.
Dernek bunun üzerine kararı Danıştay’a taşıdı.

DANIŞTAY: RAPORDAKİ BELİRSİZLİKLER AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI
Danıştay 4. Dairesi ise ilk derece mahkemesinin kararını hukuken yeterli bulmadı.
Daire, ÇED davalarında bilirkişi raporunun yalnızca projenin çevresel etkilerini değil, bu etkilerin azaltılması için ÇED raporunda öngörülen önlemlerin yeterli olup olmadığını da tarafları tatmin edecek biçimde ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Danıştay kararında, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik bulunması halinde mahkemenin bu hususları ek raporla açıklattırabileceği, gerektiğinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği belirtildi.
Daire, Aydın 2. İdare Mahkemesi’nin bilirkişi raporundaki olumsuz tespitleri ve derneğin ileri sürdüğü iddiaları yeterince açıklığa kavuşturmadan, büyük ölçüde Nihai ÇED Raporu’ndaki taahhütleri esas alarak karar verdiği değerlendirmesinde bulundu.
Kararda, "Davacıların tüm iddiaları ile davalı ve davalı yanında müdahilin buna yönelik cevapları da dikkate alınarak, nihai ÇED raporunun tekrarı mahiyetinde olmayacak ve tarafları tatmin edecek biçimde projenin olası çevresel etkilerinin değerlendirilmesi yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla (ve gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılarak) ek bilirkişi raporu alınması ve bu raporun değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden; yukarıda belirtilen hususlar tereddüte mahal bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulmaksızın, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir."

DOSYA YENİDEN AYDIN’DA GÖRÜLECEK
Danıştay 4. Dairesi, derneğin temyiz istemini kabul ederek Aydın 2. İdare Mahkemesi’nin 12 Kasım 2025 tarihli kararını oyçokluğuyla bozdu.
Dosya yeniden karar verilmek üzere Aydın 2. İdare Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkemenin, Danıştay’ın bozma gerekçeleri doğrultusunda ek bilirkişi raporu alması ve gerekirse yeniden keşif yaptırması gerekecek.
PROJE HAKKINDA
1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı’na göre , türbinler, elektrik depolama tesisi, şalt sahası ve idari bina, mera, orman, tarla, incir ve zeytin bahçelerine dikilecek.
2297 AĞAÇ KESİLECEK
Kuşların tali göç yolu üzerinde kalan türbin sahası aynı zamanda 18 endemik bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Proje alanı bölgenin içme suyu kaynaklarının üzerinde inşa edilecek. Proje için 126 bin 346 metrekarelik ormanlık alandaki 2 bin 297 adet ağaç kesilecek.

MADRAN BABA TÜRBESİ’NE KOMŞU
Türbinler ise Madran Dağı’na ismini veren Madran Baba Türbesi’nin yanı başında yükselecek. ÇED sahası, arkeolojik SİT sahasına ise 5 metre uzaklıkta yer alacak. Madran Baba’nın Türklerin Anadolu’da yayılmaya başladığı dönemlerde bölgeye gelmiş bir eren, derviş ya da bir Alevi Dedesi olduğu tahmin ediliyor. Madran Baba adına bir dönem, Geleneksel Madran Baba Alevi Tahtacı Şenlikleri düzenleniyordu.
AKFEN HOLDİNG HAKKINDA
Akfen Elektrik Şirketi ise Akfen Holding bünyesinde yer alıyor. Holdingin başında ise iktidara yakınlığı ile bilinen Hamdi Akın yer alıyor. Akfen Holding aldığı ihalelerle de dikkat çekmişti. Hamdi Akın’ın ismi Paradise Papers belgelerinde de geçiyor. 'Vergi cennetleri'nin olanaklarından yararlanarak zenginlerin nasıl daha da zenginleştiğini ortaya koyan Paradise Papers'a göre Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, "altın müşteri" olarak niteleniyor.
BİLİRKİŞİ RAPORUNDA NELER DEMİŞTİ
Raporda ‘Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" Kararının iptali isteminin kamu yararına ve mevzuatlara uygun olduğu kanaatine varılmıştır.’ İfadeleri yer almıştı.
Bilirkişi raporundan kesitler:
- Sera gazı emisyonlarının azaltılması politikaları doğrultusunda ülkenin enerji ihtiyacının rüzgâr enerjisinden üretilmesinin kamu yararına uygun olduğu, Ancak, T1, T2, T3 ve T5 türbinlerinin yer seçiminin, Emniyetli yaklaşım mesafesi olan 475,5 m fırlatma mesafesi dahilinde yaşam alanlarının bulunması nedeniyle uygun olmadığı
- ÇED raporunda sunulan jeolojik ve hidrojeolojik haritalarda kaya birimlerinin tanımlanmasının ve haritalanmasının saha gerçekleriyle uyumlu olduğu, benzer şekilde sahadaki yüzey ve yeraltı sularının saha gerçeklerine uygun haritalandığı, Ancak, Jeolojik - Hidrojeolojik harita ve kesitlerde fayların gösterilmemesinin saha gerçekleriyle uyumsuz olduğu, bu kapsamda jeolojik ve hidrojeolojik kavramsal modellemenin hatalı olduğu ve etkinliğin çevresel etkilerinin açıklanması yönünden yetersiz olduğu
- Alandaki jeolojik formasyonların (gnays ve granitoyit kayaçlarının) az geçirimli ve çatlaklı kaya akiferi özelliğinde olmalarına karşın geçirimsiz olarak değerlendirilerek etkinliğin su kaynakları üzerinde oluşturabileceği etkilerinin göz ardı edildiği,
- Bazı jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin yanlış veya yetersiz olması nedeniyle projenin çevresel etkilerinin en aza indirilmesi yönünden yeterli olmadığı, söz konusu etkinliğin su kaynaklarına, doğal yaşama ve yerleşim yerlerine olabilecek olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olmadığı
- RES bölgesi içinde nesli küresel ölçekte tehlike altında iki tür bulunduğu, RES bölgesinin Yılan kartalı ve Arı kuşları için göç yolu üzerinde olduğu, ÇED raporunda belirtilmeyen ancak habitata bağımlı 3 ayrı nadir kuş türü bilirkişi incelemesi sırasında tespit edildiği, ÇED raporunun ve yapılan gözlemlerin uygun olmadığı
- Dava konusu alan vejetasyon ve habitat bağlamında EUNIS habitat sınıflamasına göre nadir ve korumada öncelikli habitatlar barındırması ve proje alanının bu açıdan ÇED raporunda eksiklikler barındırması
- Alanda keşif günü ve ilgili literatür ışığında, yukarıda resimleri ile sunulan 62 taksonun, ÇED flora listesi ile karşılaştırması yapıldığında 39 tanesinin listede bulunmadığı, bu taksonlarında 7 tanesi ENDEMİK olup, alanın floristik önemini kanıtlar nitelikte olması, Bu taksonların raporda olmaması sebebiyle, alınacak önlemler hususunda hiçbir koruma önerisinin sunulmamış olması
- Alanın jeoloji, peyzaj ve kültürel açıdan eşsiz bileşenlere sahip olması, Alanın kayaç yapısından kaynaklı ve yüzyıllardır doğallığını koruyor olması, Dava konusu alan ve çevresine ait ÇED raporunda ortaya konan, Flora ve Vejetasyon bulgularının eksik ve yanlışlıklar barındırması, sunulan koruma önerilerinin yeterli olmayışı ve uzman bilim insanları tarafından vejetasyon süreçlerine uyularak hazırlanmadığı,
- Dava konusu Türbin 1 alanının 150 m kadar yakınında, engebeli, kayalık ve ormanlık bir yamaç üzerinde, yaklaşık 15 m uzunluk ve 150 cm genişlikli, taş döşemeli bir yol kalıntısı ile bu yolun sonunda yaklaşık 6 m uzunluk, 90 cm kalınlık ve 20 cm yükseklikli, düzgün örülmüş taş bir duvarın temel kalıntıları gözlemlenmiştir. Yerel taşlardan döşenmiş bu yol ile kuru, örgü duvar tekniği Helenistik-Erken Roma Dönemi'ne benzeyen bu duvar çok önemli birer arkeolojik bulgulardır. Oldukça iyi korunmuş her iki kalıntı da 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6. Maddesi'ne göre "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğindedir ve Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından derhal tescillenmeleri gerekir.
- T1 nolu türbinin kurulacağı alana yakın ve türbinin emniyetli yaklaşım mesafesi içinde dikili tarım arazilerinin bulunması, Elektrik depolama tesislerinin yapılacağı alanda dikili tarım arazilerinin bulunması nedeniyle tarım dışı kullanım izni alınmasının gerekli olduğu
- Projede mevcut yolların kullanılacağı belirtilmişse de yolun mevcut hali ile kanat ve direklerin taşınması için yeterli olmadığı, oldukça eğimli arazide mevcut yolun genişletilmesi ve özellikle kurplarda dönüş yapılabilmesi için yol genişliğinin en az iki katına çıkarılması gerektiği
- Yapılması planlanan 8 adet türbin nedeni ile süpürme alanı içerisindeki alan tesfiye edilerek düzeltilecek, mevcut yollar ile açılması planlanan yollar yüzünden orman bütünlüğü bozulacak ve zaten taşlık, kayalık, yetersiz toprak derinliği bulunan alandaki orman varlığının zarar göreceği
- Bölgedeki mevcut orman alanlarının doğa koruma, toprak koruma ve orman ekosistemi izleme alanları olduğu, muhafaza altına alınması gerektiği, bu nedenle yapılması planlanan tesisin orman ve ormancılık çalışmaları açısından sakıncalı olduğu
- Enerji ihtiyacının rüzgâr enerjisinden karşılanmasının kamu yararına uygun olduğu, ancak bu alanda yapılmasında zaruret bulunmadığı, bölgedeki orman varlığının sürdürülmesinin ve korumasının daha çok önem taşıdığı




