Hayatı kalemden yansıtma isteği insana bir kez bulaştığı zaman ne yaparsanız yapın asla aklınızdan atamıyorsunuz. Yıllar önce başladığım muhabirliği bırakarak hayatımı uzun bir süre, paralel bir meslekle (Basın danışmanlığı) devam ettirmem gerekti. Ancak yıllarca hep yeniden yazma isteği aklımın bir köşesinde yankılanıp durdu. Yıllar sonrasında bu şansı yakalamanın hem de Ege’’nin en büyük internet gazetesinde yazmaya başlamanın gururunu yaşıyorum ve aynı zamanda Egede Sonsöz Ailesine de minnetini duyuyorum. Köşe yazısı konusunu Genel Yayın Yönetmenimiz (her şeyden önce ağabeyim) Ümit Yaldız’’la görüşmeden önce ’“Ne yazmalıyım’” diye uzun uzun düşündüm. Yıllardan bu yana mesleğim gereği AK Parti’’nin içinde bulundum, şimdiye kadar görev yapan dört il başkanının, son üçüyle çalıştım. Çalışma sürem içinde 2 seçim 2 referandumda görev aldım. Muhtemelen İzmir’’de en iyi bildiğim konu AK Parti siyasetidir diye düşündüm. Bu nedenle ilkyazıma genel bir AK Parti değerlendirmesi ile başlamak istedim.
AK Parti’’de Birlikten Kuvvet Doğar mı ?
AK Parti’’de İzmir teşkilatlanması tamamladığı günden bu yana her seçimin ardından ’“Neden başarısız olduk’” sorusuna yanıt aranır. Bugüne kadar göreve gelen her kadro bu soruya ’“Kendimizi geçmişte iyi anlatamadık’” şeklinde yanıt vermiştir. Sürece genel olarak bakıldığında şuan İzmir Milletvekili olan Kurucu İl Başkanı İsmail Katmerci dışındaki bütün İl Başkanları her seçimin ardından bedel ödemiş ve yeni gelen İl Başkanı da ’“Benden önceki partimizi iyi anlatamadı’” mesajını vermiştir.
AK Parti’’de görev yapmış İl Başkanlarının teşkilatlanma stratejilerine göz atarsak yeni gelenin öncekinin stratejisini tamamen yok sayıp yeni bir strateji çizdiği görürüz. Ali Aşlık görev süresi boyunca zamanının büyük bölümünü İzmir’’in köyleri ve beldelerindeki teşkilatlanmaya harcarken, Aydın Şengül kentin sırtlarındaki varoş diye tabir edilen mahallelerde teşkilatlanma çalışmaları yürüttü. Ömür Kabak ise sivil toplum kuruluşlarını kendi makamında ağırlayıp bu ziyaretleri haber servisi yapıp AK Parti’’yi anlatmaya çalıştı. Hangisinin en doğru stratejiyi uyguladığı tartışılır ancak 2009 yerel seçimlerinde CHP’’nin yüzde 56’’lar civarında oy alması ve 12 Eylül referandumunda İzmirlerin yüzde 63’’ünün hayır oyu kullanması tüm stratejilerin boşa çıktığının kanıtıdır.
Öte yandan AK Parti’’nin son günlerde kabuk değiştirdiği yeni bir strateji geliştirdiği açıkça görülmekte. İzmir teşkilatı hiç şüphesiz ki kuruluşundan bu yana en çalkantılı sürecini yaşıyor. AK Parti içinde geçmişte de İl başkanlarıyla ilgili teşkilatın eleştirileri olmuştu ancak bugüne kadar hiçbir konu basın önünde hesaplaşmaya dönüşmemişti. ’“Kol kırılır yen içinde kalır’” bakış açısıyla yürütülen iç hesaplaşmalar Ömür Kabak’’ın İl Başkanlığı döneminde ’“Reklamın iyisi kötüsü olmaz’” anlayışına dönüştü. İl Başkanlığı’’nda şimdiye kadar hep birlikten kuvvet doğar mesajları verilip sıkıntılı süreçler bire bir gözlerden uzak bir şekilde halledilmekteydi. Ancak en son olarak İl Başkan Yardımcısı Bülent Delican’’ın düzenleyecekleri konsere Fazıl Say’’ı davet etmesi ve daha sonra bu durumun Ömür Kabak tarafından yalanlanması basın önünde hesaplaşma sürecinin ilerde daha da sert boyutlara varacağını işaret ediyor. Hafta içi yüze yakın AK Partiliyle bu konu hakkında sohbet ettim. Tamamının bu konudaki yorumları birbirine yakındı, içlerinden en güzel ifade eden cümle ise şöyleydi: ’“Fazıl Say konusu bize gösterdi ki Ömür bey artık AK Parti’’de birlikten kuvvet doğduğuna inanmıyor’”
Kıyıda Köşede Kalanlar
***Geçtiğimiz günlerde AK Parti’’nin her il yönetim kurulu üyesine bir ilçe teşkilatını koordine etmesi için yetki verildi. Yönetim kurulu üyeleri, koordinatörü oldukları ilçede teşkilatın sıkıntılarını belirleyip çözüm bulmakla görevlendirildi. Bu görevlendirmelerde Ömür Kabak’’ın istifa söylentileri gündemde olduğu dönemde ilçe teşkilatlarını ziyaret ederek İl Başkanlığına talip olduğunu açıklayan Tansu Kaya’’ya yer verilmemesi teşkilat arasında parti içi demokrasinin rafa kalktığının konuşulmasına neden oldu.
***12 Eylül referandumunun öncesinde Başbakan Erdoğan başta olmak üzere İzmir Milletvekilleri ve İl Başkanı Ömür Kabak, genel seçim ile referandumun birbirinden farklı olduğunu referandumda verilecek evet oylarının AK Parti’’ye verilmiş gibi algılanmaması gerektiğini deklare etti. Öte yandan yine Sayın Kabak, Karabağlar İlçe toplantısında şunları söyledi: ’“CHP'nin kötü belediyeciğine İzmirli seçmen 12 Eylül'de bir ihtar verdi’” Referandumda ’“evet veya hayır’” oylarının AK Parti ile CHP’’yle ilgisi olmadığını vurgulayan Kabak’’ın bu son yorumu akıllarda bir kez daha soru işareti yarattı. Öte yandan Ömür Kabak’’ın bakış açısıyla bakarsak ve ’“Evet’”leri AK Parti’’ye, ’“Hayır’”ları ise CHP’’ye verilmiş kabul edersek CHP oy artışında yine AK Parti’’yi sollamış görünüyor.
*** AK Parti’’nin her fırsatta vurguladığı adalet ve kalkınma politikası İzmir’’de geçtiğimiz iki ay boyunca rafa kaldırılmış diye duydum. İzmir İl Başkanlığı personeli, maddi sıkıntı nedeniyle iki ay maaş almadan görevlerini yaptı. Birkaç gün önce yapılan ödemeler sonucunda kriz çözülmüş olsa da AK Parti’’de çalışan bir arkadaşımın sözü ilk başta bahsettiğim ’“Her seçimde neden başarısız olduk’” sorusuna kesin bir yanıt oldu. ’“Kendi yol arkadaşının hakkını koruyamazsan başkalarına nasıl haktan bahsedersin?’”