Pazar günü, İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’’nda, Başbakan ’“Roman Buluşması’” adı altında yapılan toplantıda, Roman vatandaşlarla bir araya geldi. ’¶Bu toplantı için, SOSYAL YARDIMLAŞMA ve DAYANIŞMA FON KURULU acilen toplandı ve toplantıya gidecek vatandaşlara ücretsiz otobüs temini, kumanya ve 100 TL (YÜZ) para verilmesini karara bağlandı. İzmir’’de geçen hafta boyunca, muhtarlar Kaymakamlıklara çağırıldı, toplantıya gideceklerden nüfus kağıtları toplandı, listeler yapıldı ve basına yansıdığı kadarıyla 100 otobüs Roman vatandaş, İstanbul’’a gönderildi.
Önce olayın hukuki temeline bakalım, Sayın Savcılara kolaylık olsun:
*Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu- Kanun No;3294 Kabul; 29.5.1986
AMAÇ; Madde 1 (Değişik 16/6/1989-3582/1)
Bu kanunun amacı, fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı teşvik etmektir.
KAPSAM; Madde 2; Fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma getirilebilecek kişiler bu kanun kapsamı içindedir.
FON KURULU: Başkan: Hayati Yazıcı Devlet Bakanı’—Başbakanlık Müsteşarı’—İçişleri Bakan Müsteşarı’—Sağlık Bakanı Müsteşarı’—Sos.Yard.Day. Genel Müdürü’—Vakıflar Genel Müdürü.
Türkiye bir hukuk devletidir. Kamunun parasını, kanunda yeri olmadığı halde kimse harcayamaz. Fakir vatandaşların parasını emaneten yöneten fon kurulu bu usulsüz, yasaya aykırı kararı alamaz.
Kanunun AMAÇ ve KAPSAM maddelerini yazdım, bu iki maddede, Başbakan’’ın toplantıları için para verilir diye bir cümle var mı?Yok. Bu usulsüz harcama için karar alanlar, bu kanunsuz emre uyan Vali ve Kaymakamlar hepsi kanun önünde suçludur. Yapılan yasa tanımazlığın hukuki boyutu budur. Elbette ki görevinin bilincindeki bir CUMHURİYET SAVCISI bu ayıbı görecektir. Biz tarihe bir not daha düşelim, ileride lazım olacak.
Gelelim bu REZALETİN ahlaki yönüne’…
Vicdanı olan, içinde bir parça insanlık olan herkese sesleniyorum. Kendinizi Başbakan olarak düşünün. Haydi canım benden de Başbakan olur mu demeyin, ne Başbakanlar gördü bu ülke! İnanın sizlerden, çok iyi Başbakan olur. Siz Başbakan olsanız, Açılım yapacağım diye, muhtaç, fakir insanlara verilecek bir lokma ekmek parasını, fakir bir ailenin çocuğuna eğitim ücreti olacak parasının çarçur edilmesini emreder misiniz? Kendi siyasi şovunuz için, milleten toplanan paralarla oluşan yardım paralarını kullanabilir misiniz?O zaman sizin DENİZ FENERİ e.v yöneticilerinizden bir farkınız kalır mı?
Sizin yasaya aykırı bu harcamalarınız yüzünden bir gariban ilaç alamaz ise, bir çocuk eğitim yardımı alamaz ise siz, nasıl rahat uyuyabilirsiniz?
Olayın bir de insani yönü var. Başbakan seviyesine gelmiş birinin, kendi insanlarını ’“100 lira veririm, ayağıma kadar getirtirim’” anlayışında olması ne kadar üzücü bir davranış biçimidir. Bunun bir adım sonrası ’“para verir, oyunu da alırım’” anlayışı değil midir?
Fakirler ve düşkünler için toplanan bir fonu, partisinin siyasi gösterisi ve oy uğruna harcayabilen bir zihniyet, acaba İKTİDARI ELİNDE TUTMAK için Devlet Hazinesi’’ni nasıl harcar?Belediye harcamalarının kısılmasını isteyen IMF’’YE rest çekmenin arkasındaki gerçek sebep, kontrolsüz seçim yatırımları olabilir mi?Takdir sizlerin.