Aklın üstünde gönül vardır. Akıl, bilgisayardan daha üstün bir şeydir. Akıl, iç alemin, maneviyatın temeli olan gönlün emrinde olmalıdır. Eğer kişi gönül terbiyesi görmemişse, gönül zayıf kalmışsa o kişinin aklı boş kalmıştır. Böyle olunca da boş akıl, muzırluklarla uğraşır. Anadolu da bir söz bu ifadeyi kuvvetlendirmekte.

Babası, yaramaz oğluna kızmış ve demiş ki;
oğlum sende akıl var ama senin ciğerin yok. Aklın varsa iyi düşünürsün, ciğerin varsa aklını harekete geçirirsin, insan olursun. Ciğer, amiyane bir tabirle ’“gönül’” anlamındadır. Akıl, gönülden mahrum olunca, yani gönlün güdümünden çıkarsa, muzırlıkla, fesatla, melanetle uğraşır. Tıpkı ABD gibi İsrail gibi. O nedenle aklı boş bırakmaya gelmez. Yine Anadolu’’da, atalarımızdan duyardık; filan adam tam bir gönül adamıydı, derlerdi. Bu söylem akıl ve gönül birlikteliğini anlatmaktadır. Güzel insan olmayı tariflemektedir. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu; ’“gönül ulvi bir değerdir. Vicdan, maneviyat ve kalbin tamamını içerir.’” Kapitalist batı toplumlarında ’“ gönül kelimesinin karşılığı yoktur’” diyor.

Gönül terbiyesinden mahrum olan, gönül kavramıyla yetiştirilmeyen toplumlar zalim ve zulüm olurlar. Batıda ki bilim adamlarından bazıları ne yapmışlardır?Bilimle atom bombası yapmışlar, zehirli gazlar yapmışlar, biyolojik silahlar yapmışlar ve savaşlarda bunu kullanarak milyonlarca insanı acımasızca katletmişlerdir. Zalim devletler bunu hep yapmışlardır. Akıl yolu ile elde edilen vicdansız silahları üreterek, insanlığı katledenler gönül terbiyesi almış olsaydı, insanlığı yok eden değil, bilimi insanlığın hayrına kullanırlardı. Onun için, ’“gönül’” olmadan bilimden ve akıldan zarar görebiliriz. Gönül olmayınca, akla faydalı bir şey yaptırmak mümkün olmaz.

Barış
, asla kendiliğinden olmaz. Bu bir insanlık anlayışından doğuyor. Gönül zenginliğinden, gönül terbiyesinden oluyor. ABD’’de İsrail’’de bu olmadığı için kan gövdeyi götürüyor. Mustafa Kemal; aklını gönlünün emrine sokan bir dahi olduğundan dünya’’nın saygın bir lideri olmuştur. ’“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’” demesini bilmiştir.
Gönül duygusundan yoksun kişiler, uluslar, adalet duygusundan da yoksun olurlar. Gönül duygusundan yoksun olanlar, hunharlık yaparlar, katliam yaparlar, acımasız olurlar. ABD işte böyle, İsrail işte böyle. Ama onlar da insan. Onlara da gönül terbiyesi lazım. Olursa onlar da düzelirler. Gazze’’de misket bombaları ölüm demektir. İnsani yardım kuruluşlarına çoluk, çocuk demeden saldıran, onları öldüren İsrail terörist devlet demektir. Filistin halkının direnişini, acılarını, hüzünlerini, umutlarını anlamamak gönülden yoksun demektir.

İsrail
, irrasyonel, mantık ötesi ve akıbeti meçhul bir yola kaçışa; pervasız bir meydan okumaya; çıkışsız bir kısır döngüye dümen çevirerek sürükleniyor.

İsrail
, ateşle oynuyor, çünkü cinnetinde yüzdüğü ’“Tecritlik, çirkinlik, yalnızlık’” üçgeninden ancak, rasyonel akıl, insani hissiyat sayesinde kurtulabileceğini görmüyor.
Filistin’’de yıllardır akan kanlar, çekilen acılar, çoluk çocuk demeden süren katliamlar dinsin artık. İskenderun’’da altı şehidimiz, yedi yaralı askerimiz, bir ay içinde 23 şehit, 33 yaralı verdik. Bitsin artık bu kirli oyunlar,bitsin gözyaşı, akmasın kan. Analarımız, bacılarımız gözyaşlarına boğulmasın, yürekleri yanmasın. PKK ve İsrail teröristtir. Bunlara arka çıkan her güç ve devlet kimse onlarda teröristtir.
Bunlarda insani hissiyat yok.
Çünkü, onların ciğeri yok.