RÖPORTAJLAR
5 Aralık 2014 Cuma

İzmir’i ikna eden hareket, Türkiye’yi kazanır

Kültür ve Turizm eski Bakanı, İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay EgedeSonsöz Sohbetleri’ne konuk oldu.

İzmir’i ikna eden hareket, Türkiye’yi kazanır

Ertuğrul Günay, Türkiye’nin sıcak siyasetine ilişkin çarpıcı analizler yaptı. Yeni bir siyasi oluşum gerektiğini söyleyen Günay, Türk siyasetinde kaht-ı rical (adam kıtlığı) olduğunu söyledi. Ertuğrul Günay, İzmir’in Türkiye’nin ilerisinde bir şehir olduğunu, hep ilerici gelişmeci hareketleri seçtiğini, bu nedenle İzmir’i ikna edecek yeni bir siyasi hareketin Türkiye’yi de kazanacağını belirtti.
Günay, EgedeSonsöz Sohbetleri’nde gazeteci Ümit Yaldız, Gönül Soyoğul ve Hanzade Ünuz’un sorularını yanıtladı...



YALDIZ: Alternatif bir yol beklentiniz var mı? Yeni partiler kuruluyor. Sizin beklentiniz var mı?
SOYOĞUL: İzmir’den bağımsız hareket çıkaralım arayışları var. Hasan Denizkurdu, Ege’den 20 Spartacus çıkışı yaptı. İnsanlarda sıkışmışlık, çare arayışı var...

GÜNAY:
Bir ihtiyaç olduğu açık. Ben bir yeni siyasi oluşuma ihtiyacı aritmetik olarak da görüyorum, toplumda psikolojik olarak da görüyorum. İlk defa sokakta ne yapıyorsunuz, yeni bir parti yok mu, parti kuruyor musunuz Bakanım, filan yerle ilginiz var mı sorularıyla bu yoğunlukta karşılaşıyorum. Ankara’da ama özellikle İstanbul’da. Bir aydır İstanbul’dayım ilk defa taksi şoförlerinden, yan dükkandan çıkan çocuğa kadar aynı şeyi soruyorlar. Şimdi Türkiye’de son seçimlerde 50-55 milyon seçmen var. 2014 Ağustos seçimlerinde görüldü ki, AK Parti 20 milyon civarındaki bir oyu konsolide etmiş. 21.8’e çıktı 2011’de, 19.8’e düştü yerel seçimde sonra tekrar 20.8’e çıktı. Demek ki 20 milyon. Geride 30 – 35 milyon oy var. 30 – 35 milyonun içinden öteki muhalefet partilerini topladığınız zaman tamamı 20 milyon oy almıyor. Yani ciddi oranda sandığa gitmeyen, beğenmeyen, protesto eden, inanmayan, aradığını bulamayan bir kitle var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu doruğa çıktı. Orada başka taktik yanlışlar da yapıldı, o yüzden doruğa çıktı.

YENİ PARTİLER KRİZ ANLARINDA ÇIKAR

Muhalefet, birkaç seçimdir, 12 yıllık bir iktidara karşı özellikle son 2 yıl içindeki yıpranmalara rağmen hala bu geri kalan 30 küsur milyonun içinden iktidarla yarışacak bir blok çıkaramıyorsa, bir ciddi siyasi boşluk var demektir. Bunu ben söylemiyorum, rakamların dili açıkça söylüyor. Ama yeni siyasi partiler kriz anlarında ortaya çıkar. Kriz var mı Türkiye’de? Var. 2013’ün Aralık ayından bu yana ciddi bir olay var. Türkiye’de hukuk altüst oldu. Bu iktidarda, muhalefette bir ölçüde herkes tarafından biliniyor, tartılıyor. Buna karşı tepkiyi kanalize etmekte sıkıntı var. Böyle bir eşikte yeni bir siyasi hareket çıkar.

DEMOKRATİKLEŞME VE AVRUPA BİRLİĞİ HEDEFİ

Fakat tabi yeni siyasi hareket, bence AK Parti’nin Türkiye’de bir dönem yaratttığı demokratikleşme umutlarından daha fazlasını yaratan bir hareket olmalı. AB diyorlardı ya bir ara, ama inandırıcı çıkmadı. Gerçekten AB doğrultusunda bir hareket olmalı. Bence belki de programda bir madde Türkiye’yi AB’ye sokacağız olmalı, altını doldursunlar. Böyle bir harekete ihtiyaç var. Arayışlarda onu görmüyorum, arayışlarda tepkisel bir çıkış var. Çözüm sürecinde bir tıkanma var. Türkiye’ye vizyon çizen büyük proje kurmuyor arkadaşlar. 1946’dan bu yana seçim yapıyoruz. 70 yıl içinde üç tane önemli etken var ki, seçim sonuçlarını, partilerin kaderini belirliyor.

Bir, demokratikleşme. Bizim insanımız her darbeden sonra ‘Beni kim daha çok adam yerine koyacak’ diye baktığı partiye oy veriyor. Demokratikleşmeden bizim halk bir şey anlamaz belki adam yerine konma, ülke yönetenin ayağına gelip oy istemesi, bu önemli. Bundan vazgeçmiyor. Her darbenin arkasından katılım yüksek, her darbenin de güttüğü partinin değil, karşısındaki partiye oy veriyor. 60’ta, 70’te, 80’de hep böyle oldu.
İki, ekonomik gelişme. ‘Çocuğum benden iyi yaşasın’, istiyor. ‘Ben de yarın daha iyi yaşayayım’ istiyor. Borç olmasın, harç olmasın, komşuda olan bende de olsun istiyor. Sağ partilerin geçmişte “Büyük Türkiye” gibi, solun bizim gençliğimizde “Böyük Türkiye” diye dalga geçtiği sloganlar hep tuttu. Çünkü ekonomik gelişme insani bir şey. İnsanların eviyle, yaşamıyla, sofrasıyla, karı koca arasındaki geçimle ilgili.
Üç, biz doğulu bir toplumuz. Yardımlaşma duygumuz var, komşusu açken tok yatan benden değildir felsefemiz var. Makul bir sosyal adalet adalet projesi, dayanışma. Demokratikleşme, ekonomik gelişme, sosyal dayanışma. Şimdi bu üçünü kim doğru tarif eder, bu konuda doğru bir proje ortaya koyar, o projenin etrafında bir grup insan toplarsa... 50’de de böyle, 60’ta da böyle, Ecevitin 70’inde de böyle, Özal’ın 80’ninde de böyle. Ekonomik gelişme var, demokratikleşme var ve bir adalet projesi var.

İTİRAZ ÜZERİNDEN PARTİ KURULMAZ

Ben kurulan partilere bakıyorum, böyle bir perspektif yok, böyle bir vizyon yok. İtiraz ediyor, CHP’deki şu yanlışa itiraz ediyor. AK Parti’deki bu yanlışa itiraz ediyor. Burdan parti kurulmaz. Sadece itiraz üzerinden parti kurulmaz. Öneri üzerinden parti kurulur. Türkiye’nin önüne yeni bir öneri koyacaksınız. Şimdi Ankara’da bu henüz yok. Bir telaş var.

TÜRKİYE SİYASETİNDE KAHT-I RİCAL (ADAM KITLIĞI) VAR

ÜNUZ:
Türkiye bu durumda, Ankara’da bu kadar insan var. Bunu görecek, adını koyacak kimse yok mu?

GÜNAY:
Bugün sizin Osmanlıcanızı biraz ilerleteyim... Buna Osmanlıca’da kaht-ı rical diyorlar, adam kıtlığı. Türkiye siyasetinde kaht-ı rical var. Adam kıtlığı var. İktidara da bak, muhalefete de bak, kimse alınmasın. Ama gerçekten böyle. Siyaset felsefe üzerinden tartışılmıyor, sosyolojik tahliller yapılmıyor. Televizyonlara çıkan tartışmacılara bakın, son derece sıradan. Felsefesiz, sosyolojisiz siyaset olmaz. O öyle demiş, bu böyle demiş üzerinden siyaset yapılıyor. Orada karakol bastılar, burada adam ölürdüler, vay siz Kürtlerin yanağından makas aldınız diye... CHP’den AK Parti’den ayrılanlar bunun üzerinden siyaset yapıyor. 


BARAJ ÇOK ADALETSİZ

YALDIZ
: Baraj işine nasıl bakıyorsunuz?

GÜNAY:
Baraj çok adaletsiz ama baraj konusunda iktidarın tutunduğu bir dal var.‘Benden önce hepiniz iktidar oldunuz, hiçbiriniz kaldırmadınız’ diyor. ‘Ben ne diye kaldırayım’, diyor.

YALDIZ: Demokrasi paketi ne olacak, nereye koyacağız o paketi?

GÜNAY:
Hangi demokrasi paketi? Şu anda öyle bir şey yok Türkiye’de. Şu anda hepsi aldatmaca. Türkiye şu anda hukuk devletini askıya aldı. Şu anda Türkiye’de anayasal kuralların birçoğu işlemiyor. Demokrasi, yasama, yürütme, yargı kuvvetler ayrılığına dayanır. Sayın Erdoğan önceki gün diyor ki, ‘Anayasa Mahkemesi ne yetkisi kullanacak’ diyor. ‘Tek egemenlik, milletindir’ diyor. Ama o maddenin devamında şöyle yazıyor: ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletidir. Millet egemenliğini anayasada gösterilen esaslar dahilinde yetkili organlar eliyle kullanır’ diyor. Egemenlik, anayasada tarif edilen şekilde, yürütme anayasada tarif edilen şekilde ve yargı anayasada tarif edilen esaslar çerçevesinde kullanılır diyor.
Ülkenin Cumhurbaşkanı, ‘Egemenlik milletindir’ diyor. Egemenlik milletindir anlayışı 1921 ihtilal anayasasının anlayışıdır. Ondan sonra egemenliği kullanacak kurumların çerçevesi tayin edilmiş. Demokrasi bu zaten. Aksi takdirde ‘Ben milletten yetki aldım’. Esad’da aldı, Mübarek de almıştı. Yetki aldım, her şeyi ben kullanırım.

ÜNUZ: Sistem niye var o halde?

GÜNAY:
Bu yasama organı niye var? Yasama organı da benim dediğim gibi çalışır. Yasama organının koyduğu kurallara hükümetin veya idarenin uyup uymadığını kim denetleyecek? Yargı denetleyecek. Bunlar, çağdaş gelişmeler. Ülkenin Cumhurbaşkanı, çağdaş gelişmelerin hepsinden habersiz konuşuyor. O konuşabilir, o bir siyaset adamı. Ülkenin üniversiteleri susuyor, ülkenin barolarının sesi doğru düzgün çıkmıyor, ülkenin aydınlarının çoğu birkaç televizyona sıkışmış. Onun dışında herkes susuyor. İşte kaht-ı rical buna deniyor, adam kıtlığı.
Böyle bir durumda hukuk fakültelerinin çıkıp, sayın Erdoğan siz anayasa maddesini kulaktan duymuşsunuz. O maddenin arkasında anayasada belirtilen esaslar dahilinde yetkili organlar tarafından kullanılır yazıyor. Yargı da onlardan biridir demesi lazım, susuyor. 


ALGI YÖNETİMİNE ÇOK TEŞNE BİR MUHALEFET VAR, YİYOR

ÜNUZ: Toplum sindirildi mi?

GÜNAY:
Demokratikleşme paketi filan yok. Onlar konjonktürel, önümüzdeki seçime yönelik bir takım hamleler. Alevi açılımı konuşuluyor mesela. Dün akşam hayret ettim mesela. Altı, yedi arkadaş televizyona çıkmış sadece cemevini konuştular. Ya, alevi sorunu sadece cemevinden mi ibarettir. Cemevinin, cami gibi ibadethane olduğunu kabul ettik. Suyunu ve elektriğini devlet ödedi. Bitti mi alevi sorunu? Niye 175 tane üniversitede bir tane alevi rektör yok? Niye 81 valide bir tane alevi vali yok? Niye 81 emniyet müdüründe bir tane emniyet müdürü yok? Niye Türkiye’deki 500 küsur dekan içinde bir tane yok? Aleviler bu ülkenin, vatanseverlikleri kanıtlanmış eşit yurttaşları değil mi? Eşitse neden kamu görevlerini eşit paylaşmıyoruz? Esas mesele bu. Bir tek adam bunu sormadı. Cemevinin elektriğini kim ödeyecek diye iki saat konuştular. Tartışma bitti.
Bütün bunlar seçime doğru giderken iktidarın çok ustalıkla yaptığı algı yönetimleri. Ve bu algı yönetimlerini ne yazık ki muhalefet yiyor. Yolsuzluk tartışması başladığı zaman, Başbakan’ın yakın çevresinden biri diyor ki, ‘Bu adamlar orduya da kumpas kurmuştu’ diyor. ‘Bunlar size de kumpas kurmuştu’ diye hemen cephe değiştiriyor. Bir dakika kardeşim, senin MİT Başkanı’nı çağırdıkları zaman kanun değiştirdin. Niye orduya yöneldikleri zaman kanun değiştirmedin? Genel Kurmay Başkanı’nı neden Asliye, Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdin... Ama Türkiye Barolar Birliği Başkanı hemen cüppesini giydi, Başbakan’a gitti. Dışarı çıktı, ‘Çok yararlı bir görüşme yaptık’ dedi. Bunların hepsi algı yönetimidir. Çok başarılı bir algı yönetimi yapıyor, algı yönetimine çok teşne bir muhalefet var.
Tekrar baraja dönecek olursak, baraj haksız. Yıllardan beri de sürüyor. Şimdi Anayasa Mahkemesi, bu konjenktürde durumdan vazife çıkarır da, bu bir temsilde adaleti zedeleyen bir hak ihlalidir derse, yeni bir durum doğar. Der mi? 1995’te dememiş. İçtihat değiştirebilir. ‘2002 seçimini görmemiştim, o zaman yüzde 47 oy parlemento dışında kaldı’ diyebilir. Demek ki baraj temsilde adaleti zedeliyor diyebilir.Dediği zaman normal hukuka saygılı bir parlementonun, hak ihlali olduğuna göre acele bir kararla barajı makul bir seviyeye çekmesi ve o kuralın da bu seçimde uygulanacağına dair bir anayasa değişikliği yapması lazım.

TÜRKİYE BAŞKA SENARYOLARA GEBE KALABİLİR

YALDIZ: Seçim sonuçlarına gölge düşer diyorsunuz?

GÜNAY:
Eğer yapmazlarsa. Bu 1995’te oldu. 95’te seçime giderken Anayasa Mahkemesi Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Türkiye milletvekilliğini parlemento dışına dahil ettiler, 450 milletvekili 550 oldu. Seçime gittiler. Demek ki Türkiye bu tür, Anayasa Mahkemesi değişiklikleri olabiliyor. O nedenle Anayasa Mahkemesi’nin vereceği şu karar, rejimin geleceğini kurtaracak veya kurtarmayacak. Uygulanmazsa seçimi tartışmaya sokacağı için, bu seçimin yenilenmesi ihtiyacı doğacak. Aksi takdirde 2015’te seçime gidersek ve 2015’te de yüzde 40 küsur oyla AK Parti, 28 ile CHP, 18 ile MHP çıkar ve AK Parti iktidarının seçimle gitmeyeceği görülürse, Türkiye başka senaryolara gebe kalabilir. Onun için AK Parti’nin oylarının bu şekilde aşağı çekilmesi iktidarın da lehine. AK Parti’de, ‘Ben kazaya uğramayayım, 12 yıldır iktidardayız, onun bunun altına imza attık, başımıza bir iş gelmesin, bizim yaptığımız gibi yarın bize hesap sorarlarsa, durum kötü olur’ diyenlerin oylarını azaltması ve demokrasi yoluyla bu rejimin değişeceği umudunu yaşatması lazım. Anayasa Mahkemesi barajı düşürerek, bu kapıyı açabilir. Eğer açmaz da AK Parti bütün maddi ve manevi imkanlarıyla toplumun üzerine çöreklenir de yine ezici bir iktidar çıkarırsa, ondan sonrası tehlikelidir.

DAHA İYİSİNİ YAPACAĞINA İNANDIRAN BİR HAREKETE İHTİYAÇ VAR

YALDIZ: Adam kıtlığı dediniz, kaht-ı rical. Tek tek parti kuranlar, alternatif ihtiyacını da tıkamıyorlar mı?

GÜNAY:
Bir siyasi parti en önemli sözünü doğarken söyler. Ben şu amaçla yola çıkıyorum diye bir vaadi vardır. Bir kaç parti kuruldu bu aralar. Türkiye’ye ne söylediler, ben henüz duyamadım. Bunu duymamız lazım.

YALDIZ: Siz nerede duruyorsunuz?

GÜNAY:
Ben biraz tecrübeli bir siyaset adamı olarak merkez sağ, merkez sol her çevreye bunları anlatmaya çalışıyorum.

YALDIZ:  Gel beraber olalım demiyorlar mı?

GÜNAY:
Hepsi söylüyor da, bir yere gitmeyeceğini bildiğim bir harekete niye gideyim. Benim bir parti üyesi olmak gibi bir derdim mi var? Ben tam bağımsız, gerçekten demokrat bir çizgideyim. Ben, Türkiye’nin sadece AK Parti’nin yanlışlarını söyleyen değil, Türkiye’yi ondan daha iyisini yapabileceğine inandıran bir harekete, kadro hareketine ihtiyacı var.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI, ‘HUKUK TANIMAM’ DİYOR...

YALDIZ: Umut var mı sizce?

GÜNAY:
Olacak, olacak, olacak... Seçime yetişecek mi, yetişmeyecek mi? Onu henüz göremiyorum. Yetişsin diye uğraşanlar da var. Benim de dahil olduğum çevrelerde bu arayışlar da var. Ama ben biraz daha gerçekçi bakıyorum ve zor görüyorum. Eğer Anayasa Mahkemesi, baraj konusunda bir düzenleme imkanı verirse, bu hareketin yetişmesi şart değil. O bu seçimde gazını alır, toplum bir nefes alır. Ondan sonra bir siyasi parti kurulur zaten.

ÜNUZ: Adam kıtlığı demiştiniz, nasıl çıkacak. İthal mi edeceğiz?

GÜNAY
: Ben mevcuda bakarak söylüyorum. Anayasa Mahkemesi bir karar vereceğim diyor, belki de ‘Ben bunu görüşemem’ diyecek. Anayasa Komisyonu Başkanı diyor ki, ‘Biz bu kararı tanımayız’. Bunu diyen bir adamın Anayasa Komisyonu Başkanı olduğu bir parlementoda veya iktidar partisinde işte kaht-ı rical vardır. Orada varsa, bir yerlerde daha vardır. ‘Ben tanımam’ demek, ‘Ben hukuk devletini tanımam’ demektir. O zaman sade vatandaş, komşusunun tarlasının sınırına geçti diye kendisine ceza veren hakimi niye tanısın? 


İZMİR’İ KAZANMIYORSANIZ BİR SORUN VARDIR

SOYOĞUL: İzmir’in sıkışmışlığı ile ilgili ne düşünüyorsunuz bu konuda?

GÜNAY:
İzmir, tam benim söylediğimi arayan bir yer. İzmir solun kalesi falan değil. İzmir liberal bir yer, İzmir özgürlükçü bir yer. Geçmişte Demokrat Parti’yi, Adalet Partisi’ni desteklemiş, Ecevit’i, Özal’ı desteklemiş. Hep gelişmeci hareketleri desteklemiş. Ben AK Parti’ye diyordum ki içerideyken, bakın İzmir bütüm gelişmeci hareketleri desteklemiş. AK Parti’yi desteklemiyorsa, bir sorun var. Taban anlıyordu alkışlıyordu, tepedekiler bozuluyordu. Bir sorun var, alt yapıda yapılan bütün bu hizmetlere rağmen gelişmeci, Türkiye’yi ileriye götürücü gözükmüyorsunuz. Gözükse, ANAP’ın kazandığı, Doğru Yol’un kazandığı gibi kazanması lazım. Kazanmıyorsanız bir sorun var. İzmir gelişmeci, Batı’ya açık bir şehir. Şu EXPO tutsaydı, İzmir çok nefes alacaktı. Büyük bir talihsizlik oldu.

İZMİR TÜRKİYE’NİN İLERİSİNDE BİR ŞEHİR

ÜNUZ: AK Parti’de ileri kelimesini kullanıyor, İzmir’in ileri tanımda bir farklılık var o zaman?

GÜNAY:
İzmir, iki şeyi birden arıyor. Hem yaşam tarzıma dokunma diyor, hem de yaşam kalitemi yükselt diyor. Bazı yerlerde yaşam tarzı derdi yok insanların. Biraz daha yol olsun, hastane olsun, okul olsun, o yetiyor. İzmir’e yetmiyor, ikisini birden istiyor. İzmir çünkü Türkiye’nin önünde bir yerde, gerisinde değil. İzmir’i ikna eden hareket, Türkiye’yi kazanır. AK Parti kazandı ama AK Parti’nin hala Türkiye’de meşruiyet tartışması hala bitmedi. Ben bunu AK Parti’nin içindeyken de anlatmaya çalışıyordum. AK Parti İzmir gibi, Ege gibi Batılı illeri yeterince ikna edemediği için Türkiye ortalamasını tam yakalayamadı. Oy aldı 30 küsur, 50 küsur’da 20 aldı. Daha az oy alabilirdi fakat ikinci tercihte o kadar çok olurdu ki, kendisine oy vermeyenlerin bile kredisi olurdu. Bir ara oldu, 2008’de, 2009’da oldu fakat onu çok kötü harcadı. Sayısal çoğunluğuna rağmen Türkiye’de bütün toplumu yakalayamadı, toplumu böldü. İzmir’e ben senin hayatını bütünüyle, kültürde, eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, turizmde, ileriye götüreceğim hayatına karışmayacağım deseydi...

SOYOĞUL: Biz AK Partili dostlara söylüyoruz, kabul etmiyorlar. İzmir’i cezalandırıyorsunuz diyoruz. Siz nasıl bakıyorsunuz?

GÜNAY:
Bunu ben söylemeyeyim, CHP İl Başkanı söylesin. İzmir’de turizm fuarı var, bunu 2007’de biz başlattık. 8.’si yapılıyor. Bu İzmir için önemli bir fuar, İtalya partner ülke, Türkiye’den en az 30 vilayet var. Burada iç turizm oluyor. Yatırımcılar var. Devlet temsil edilmiyor. İzmir’in valisi var, illerin valileri var. Bakanlık yok. Hadi Kültür Turizm Bakanlığı gelmedi, Ulaştırma gelsin, Spor gelsin. Birisi gelsin. Hükümet yok burada. Hakikaten İzmir’e dönük bir kapalılık var. Böyle bir şey olur mu? Ben her sene geldim turizm fuarına.

YALDIZ: İzmir milletvekilleri de yok...

GÜNAY:
Menderes ve Torbalı kongresinlerindeler... Adıyaman fuarda olduğu için Ahmet Aydın gelmiş, göründüler gittiler. Hakikaten İzmir’i ihmal var.

YALDIZ: Kabinede İzmirli yok. CHP’nin MYK’sında İzmirli yok...

GÜNAY:
Adaletli temsilden bahsediyorsak, partiler üst yönetimlerini kurarken de adaletli temsil yapmalı. Doğudan 5 kişi, Batıdan hiç kişi olmaz. Bir denge olur. Bu hükümet için de, partiler için de böyle. Batı sorunlarını nispeten daha çözmüş ve kendi başına çözüyor gözüktüğü için oraları çok tatmin etmeye kalmıyorlar.


AZİZ BAŞKAN O İŞLERİ KURCALAMASIN...

ÜNUZ
:Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Travel İzmir Fuarı açılışında “İzmir’e neden Gaziantep gibi müze yapılmıyor. İzmir’deki tarihi güzellikler Gaziantep’ten daha mı az” diye sormuş? Niye yapılmıyor gerçekten?

GÜNAY:
Aziz Başkan kurcalamasın o işleri. Fatura ona gelir. Ben şurada Sümerbank arazisini istedim. İşgörenler'den de sponsorluk aldım, adam bana binaları yapıyordu. Serdar (Değirmenci) benim arkadaşım. Bana yazı yazdılar, ‘Sümerbank arazisini onlar istiyor, bunlar istiyor, Romanlar da istiyor’ diye. ‘Verin romanlara o zaman’ dedim. Ben burayı kendime mi istiyorum,. Ben buraya size bir müze yapacağım. ‘Kadifekala’ye olsun’ dediler. İki tane olsun, on tane olsun. Atina’da kaç tane müze var. Orada ben yapayım, öteki tarafta sen yaparsın. Vermediler, şimdi de ellerinden gitti. Bize bir yer verselerdi... Biz rakı fabrikasından müze yaptık, Zeugma. Zeugma şu anda dünya literatürüne girdi.

ÜNUZ: Artık olmaz mı?

GÜNAY
: Şu anda olmaz. Şu anda İzmir bu konularda gündemde değil. Benim başladığım müzeler var, daha onlar bitmedi.

YALDIZ: Saray, uçak meselelerine fazla bir şey söylemediniz?

GÜNAY:
Temmuz ayında sosyal medyada paylaştım. Ebu Zer, Hz. Muhammed’in yanında ilk sahabelerden birisidir. İlk 40’ın içindedir. Ebu Zer geldikten sonra, bileği kılıcı güçlü bir adam, Kabe’nin etrafında ibadet etmeye cesaret etmiş müslümanlar. Bu zamana kadar gizli. Ebu zer, böyle bir adam. Hz. Muhammed, Ebu Zer’e diyor ki, ‘Sen yalnız yaşayacaksın ve yalnız öleceksin. Çünkü herkese en dikini, hak ettiğini söylüyorsun’. Şam’a gidiyor, Muaviye bir saray yaptırmış. “Ebu Zer, ‘Ey Muaviye, bu sarayı kimin parasıyla yapıyorsun’ demiş. ‘Bu sarayı kendi paranla yapıyorsan, israf haramdır. Milletin parasıya yapıyorsan zaten günahtır’. Daha ne söyleyeyim?

BAŞBAKANIN ÜSTÜNDE BİR İRADE VAR

ÜNUZ: Bedelli askerlik konusunda ne diyorsunuz?

GÜNAY:
Ona da geçen gün bir halk türküsü yazdım. ‘Yemen yolu çukurdandır. Karavana bakırdandır. Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakurdandır.’ Zaten söylemişler. Bu bize 1870 yılında Osmanlı’nın çöküş döneminde gelmiş. Para toplamışlar, parayı ver askere gitme demişler. Sonra Özal döneminde 1987’de geldi. Ben zengini severim diyordu ya. Sonra dört kez daha uygulandı. Başbakan Davutoğlu geçende iç duygularıyla, ‘Böyle şey olmaz’ dedi. Başbakan’ın kendisine bıraksanız aslında İstanbul’da Kazlıçeşme Kuleleri’ni de yıkar, bedelliyi de kabul etmez. Ama onun üstünde bir irade var. Üstünde bir irade var. Önüne para hesabını koydular, şu kadar para konacak diye... Para lazım, cari açık var.

AK PARTİ’NİN SUYUNA GÖRE İŞ YAPMADIM

SOYOĞLU
: Mehmet Bekaroğlu ile ilginç geçişleriniz var. Bekaroğlu CHP'ye bir şey katabilecek mi?

GÜNAY
: Umarım katar, Bekaroğlu sevdiğim bir arkadaşım. Biraz serttir. Nasıl benim Deniz Baykal’la kavgam varsa, onun da Tayyip Erdoğan’la kavgası vardı. O nedenle AK Parti’ye dönüş yapamadı. Burada insan hakları konusunda yararlı olabilir, o konuda dik bir arkadaştır. Dinsel konularda kalıpları vardır, inşallah orada CHP ile çetişmeye girmez. Biz AK Parti’de bir küçük koalisyon gibiydik. Demokratik bir katkı yaptık. İlk dönemde Başbakan bir iki tartışmanın dışında hiç işime karışmadı. Ben Madımak’ı boşalttım. Nazım’ın vatandaşlığını iade ettim, Ahtamar’ı açtım, Sümele’yi açtım. Bunlara hiç itirazı olmadı. 2011’den sonra artık benim kimseye ihtiyacım yok havasına girdi. Bir de İstanbul’daki rant lobisi çok egemen olunca 2012 yılında Bakanlık her akşam benim bırakacağımı bekliyordu. Zaten birbirimize girdik.
Ama bu 5 yıl içinde iyi şeyler yaptım. Göreme’de Mustafa Paşa ilçesi Başkanı geldi fuarda, siz Kapadokya’ya yaptıklarınızı belki hatırlamazsınız ama sizin verdiğiniz o parayla biz kiliseyi açtık. Beş bin ziyaretçi alıyorum. Bu yıl 1 milyon ziyaretçi alacağım. Ben sosyal demokrat bir hükümette Kültür Turizm Bakanı olarak ne yapacak idiysem aynı şeyleri yaptım. Ak Parti’nin suyuna göre iş yapmadım, ondan sonra da bir süre sonra yollarımız ayrıldı. Umarım Bekaroğlu’nun ki öyle olmaz.

SUSMAK ZORUNDA KALDIĞIM ZAMAN ALLAH BENİM CANIMI ALSIN

SOYOĞUL: Kendinizi biraz yatağını bulamamış nehir gibi hissediyor musunuz?

GÜNAY:
Doğru, ben kendimi biraz doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar gibi hissediyorum. Ebu Zer’e Hz. Muhammed’in söylediği gibi, ‘Sen yalnız yaşayacaksın ve yalnız öleceksin. Çünkü inadına doğru söylüyorsun’. Bir lafın doğru olması yetmez. Nerede söyleyeceğini de ölç diyorlar, birine batabilir. Ben bunu çok hesap etmeyen birisiyim ama bu da benim karakterim. Mustafa Kemal diyor ya, ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’. Ben bunu hakikaten hissediyorum. Bakanlar Kurulu’nda bir gün demiştim ki, ‘Susmak zorunda kaldığım zaman Allah benim canımı alsın. Ben siyaseti konuşmak için, inandıklarımı konuşmak için yapıyorum. Senin hoşuna gideni konuşmak için yapmıyorum.

HERKESİ HAKETTİĞİ YERDE BIRAKTIM

Ben 1979 kurultayına giderken, daha 30 yaşımı doldurmamıştım milletvekiliydim, Ecevit bana MYK üyeliği teklif etti. ‘Ben arkadaşlarımdan ayrılmam’ dedim. Hayatım boyunca ben bunun bedelini ödedim, ödeyegeliyorum. Ama onun da bir karşılığı var. Sokakta tek başıma yürüyorum. Elime filemi alıp pazara gidiyorum. Bu yeter. Vatandaş söylüyor, ‘Biz kimleri gördük, 10 korumayla geçemiyorlar’ diyor. Bu yeter. İyinin de, kötünün de bedeli var. Ben davranışlarımın karşılığını sokakta alıyorum, Allah bunu benim elimden almasın. Siyasette bence en büyük mevki budur. Görevde olmadığın zaman sokakta itibar görüyorsan... Ha, hala CHP’yi bıraktım diye kızanlar var. Ben CHP’yi bırakmadım da, öyle zannedenler var. ‘Sen Tayyip’i zor zamanda bıraktın’ diyen de var. Ben kimseyi zor zamanda bırakmadım kardeşim. Herkesi hakettiği zamanda bıraktım. Kimsenin yanlışına ortak değilim. Yol eriyle yoldaşız, yolsuza yoldaş değil. Ben herkesi hakettiği yerde bıraktım.

 
Ekonomi için erken seçim olsun!
 
Yatırım olmadan çözüm süreci eksik kalır!
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Ekonomi için erken seçim olsun!
İç ve dış siyasetteki belirsizliğin ve hukuki sistemin yavaş işlemesinin ...
Her projeye sanatı ve enerjiyi ekleyecek
İzmir’de gayrimenkul sektörünün öncü kuruluşu Megapol Group, 2015’e yeni ...
İnanmış 5 insanla dünyayı ele geçirirsin
İzmirli Eski Adalet Bakanı'yla Haziran 2015 ve İzmir üzerine...
 
Torbalı’nın farkına varın!
İzmir’in vergi yükünü, istihdam yükünü, göç yükünü çeken en önemli ilçesi ...
İnşaat olmadan sanayi olmaz!
İzmirlilerin otomotiv sektörü ile tanıdığı Duğles Ailesi’nin üçüncü kuşak ...
Kırıldım, çünkü ikili oynadılar…
Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, Egedesonsöz’e içini döktü. 2014 ...
 
Biat edecek il başkanı arıyorlar!
İzmir'in iş dünyasının da siyaset dünyasının da yakından tanıdığı Tacettin ...
Çare kooperatifleşme!
İzmir'in bir ilçesinden dünyaya model olacak bir kooperatifçilik başarısı ...
Kentin geleceğinde biz de söz istiyoruz!
TÜGİAD Ege’nin Başkanı Musa Turan yeni dönemi anlattı, önemli mesajlar verdi.
 
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Futbolu bitirdiler!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Aldanıyorlar
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Valimizi bulaşıcı hastalıktan kaybettik
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Merhaba Ara Güler...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Yarın sabah seçim olsa…
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Göztepeli taraftarlara evdeki her maç bayram
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Başkan İduğ'la Villa Levante'de
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Eş dost kapitalizmi ve kamusal mekanların yağması
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Savaş ve seviş
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Küçük bir mukayese
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva